BAŞARIDA DÜŞÜNCENİN GÜCÜ
Kurtuluş Çakıcı

Kurtuluş Çakıcı

BAŞARIDA DÜŞÜNCENİN GÜCÜ

04 Ocak 2018 - 14:23

                                         

          Sevgili öğrenciler, uzun bir yolculuğun yarısına varmak üzereyiz. Bu yolculuk süresince bir çok zorluk,bir çok engelle karşılaştınız.Bu engellerin bazıları iç, bazıları ise dış etkenlerden kaynaklanmaktadır.

          Bu başarı yolculuğu iki aşamadan oluşmaktadır: Birinci aşama: idmanlar aşaması,(hazırlık ve yolda geçen zamanda yapılan çalışmalar) ikinci aşama: yapılan çalışmaların idmanların performansa, puana, sonuca dönüştürülebilme aşamasıdır. Örneğin,bir futbolcunun idmanlarını düzenli yapması,motivasyon-konsantrasyon,kendine güvenmek,inanç,azim,olumlu düşünme v.b özellikleri kendinde gösterebilmesi,işin bir yönü,seyirci karşısında gerçek performansını gösterebilmesi,duygularını kontrol altına alması,idmanlarda kazanmış olduğu olumlu davranış alışkanlıklarını,deneyimlerini o anda tam anlamıyla gösterebilmesi ikinci yönüdür ki bu gerçekleşmeden başarı ortaya çıkamaz.

          Sevgili Öğrenciler, bu iki aşamanın bir bütün olduğunu hatırlatırım ve başarıdaki en önemli etkenlerden birinin de olumlu düşünmek ve bu düşüncelere inanmak olduğunu belirtmek isterim.

           Davranışlarımızı düşüncelerle başlatırız; Sonra düşüncelerimiz duygularımızı, duygularımız davranışlarımızı ortaya çıkarır ve yönetir. Düşünce ve duygularımız, kanaatlerimize göre bilinçaltını işler ona göre kişiyi yönetir. Aynı anda iki şeyi düşünemeyiz. Olumsuz bir düşünce zihnimizde otomatik olarak olumsuz bir çağrışım zinciri meydana getirir ve olumsuz düşünceler beraberinde hemen olumsuz duyguları hissettirir. Olumsuza odaklı olan düşünce bu davranışlara odaklanarak aldığı pozitif yada negatif geri bildirimle haklılığına yeni bir kanıt bulur. Olumsuz düşünceler daha yoğun ,daha pekişerek varlığını sürdürür. Olumsuz düşüncelerin bu yoğunluğu karşısında duygusal yapısı daha da bozulur ve kötüleşir. Kötüleşen bu tablo karşısında davranışlarımız düşünce ve duygumuza eşlik ederek çok daha kötü bir tablo ortaya çıkarır ki ,bu yapı da düşüncelerimizi tekrar olumsuz yönde etkiler.Bu kısır döngü bu şekilde devam edip gider.Bu kısır döngünün bir yerine müdahale edilip  döngü kırılmadığı müddetçe bu sarmaldan kurtulmak mümkün olmaz.

          Sevgili öğrenciler, hayatımızda geçmiş-bugün-gelecek zaman dilimleri içerisinde yaşıyoruz. Bu zamanlara ait olan düşüncelerimizi olumlu ya da olumsuzluk üzerine, değerlendiren bakış tarzı, düşünce olarak zihnimize hücum eder.

           Geçmişte yaşanan olumsuzluklarla dolu anılar zihne hücum eder ve duygusal yapı bütün ağırlığı ile ruhumuza çöker. Kendimizi umutsuz, sıkıntılı ve mutsuz hissederiz. Ruhumuzun hissettiği bu duygulanıma bedenimiz hemen cevap verir. Enerjimiz kaybolur, yüzümüzün ifadesi mutsuz bir hal alır. Karamsarlık,motivasyon düşüklüğü,öğrenme ve hatırlamada zorluk v.b sıkıntılar oluşur.Bu olumsuz düşünce yapısından kurtulmak için düşüncelerin yeniden yapılandırılması gerekir.Öncelikle zihnimize gelen tüm olumsuz düşünceleri yakalamamız gerekir,bu düşünceleri boş bir kağıda yazmalıyız,en az bir  hafta on gün sürmeli bu.Sonra bu olumsuz düşünceleri bire bir eleştirip zihnimizde çürütmemiz gerekir,dayanaksız kalan olumsuz düşüncelerin yeri boş kaldığı için yerine olumlu düşünceler yerleştirilmeli.Bu bir nevi bilgisayar ekranındaki görüntünün önüne ,güzel bir ekran koruyucu getirmek gibidir.

            Yapılan araştırmalar, şunu göstermiştir, biz,mutlu olmayı düşününce mutlu oluyor,hastalığı bile kafamıza takınca da hasta oluyoruz.Yani düşünce tarzımız,hem hayatımızı hem de bedenimizi etkilemektedir. Olumlu düşüncede temel nokta ,beyni olumlunun üzerine programlamaktır.Yani başarısız olmamayı değil,sadece  başarmayı düşünmelisiniz.Bunu hafıza noktasında düşünürseniz ,unutmayı değil hatırlamayı seçmeli,ona  kilitlenmelisiniz.Örneğin bir futbolcu üç kez kaleciyle karşı karşıya kalmasına rağmen topu dışarıya atmıştır.Bir daha ki maçta aynı hatayı yapmak istememektedir.Bunun için beynini şöyle programlamıştır:(topu dışarı atmayacağım,topu dışarı atmayacağım.)Bunu kendi kendine söylemiş ve maça çıkmıştır.Ancak topu yine dışarı atmıştır.Burada futbolcunun yaptığı hata,topu kaleye atmaya değil ,dışarı atmamaya şartlanmasıdır.Bu durumda beyin,kalenin içine değil, dışına kilitlenmiştir.Bu olumsuz uyarıcıda başarıya değil başarısızlık korkusu yüzünden başarısızlığa götürmüştür.

                Sevgili öğrenciler,sonuç olarak nasıl düşünürsek onu yaşıyoruz.Hepinize olumlu düşüncelerle dolu yaşamınızda başarılar dilerim.

                                                                            

 

Bu yazı 1893 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar