BİR ÇİFT AYAKKABI
İhsan TARAKÇI

İhsan TARAKÇI

BİR ÇİFT AYAKKABI

14 Nisan 2018 - 11:59 - Güncelleme: 17 Nisan 2018 - 14:55

Uzun yıllar olmuştu görüşmeyeli…

Güzel bir tesadüfdü. Ben iş gereği Ankara’daydım, o da kızını ziyaret için gelmişti. Bir saatliğine de olsa birbirimizi görmek, hasret gidermek ikimize de iyi gelecekti. İkindi vakti, Kocatepe Cami de buluşmak üzere sözleştik.

“Hanım ile kaynanamı Atakule’ye bırakıp gelirim.” demişti. Ama buluşma vakti hasıl olunca gelmedi. Yaklaşık 1 saat sabır ve sükutla bekledim. Ama gelmedi.

İnsan bir telefon açmaz mı? Mazeretini bildirmez mi?  Meraklandım durdum. Ama gelmedi. 

Gece yarısıydı. Telefon çaldı. Arayan oydu.

Dediği gibi yapmış. Öğleden sonra saat 4 de hanımını ve kaynanasını Atakule’ye götürmüş. Hanımını da tembihlemiş, “Melahat, gezin tozun, yiyin, için ama saat 5 oldu mu sizi bıraktığım bu yerde olun. Beni bu yoğun trafikte bekletmeyin. Sakın ha! Bak tam 5 de…”

Ve telefonda konuşmaya devam etti.

“Onları (hanımıyla, kaynanasını) bırakıp biraz yol almıştım ki, kavşakta kırmızı ışık yandı. Durdum. O an aniden ön kapı açıldı ve mini etekli şuh bir kadın hızlıca ön koltuğa oturdu. Heyecanlıydı. İster istemez ben de heyecanlandım ve sordum. “Hayırdır. Bir sıkıntınız mı var? Birinden mi kaçıyorsunuz?” dedim. “Yok” dedi tebessüm ederek... Alıcı gözlerle beni süzdü ve “Biraz eğlenmek istemez misin?” diye sordu. “Hoppala, haydi buradan yak!”

-Anam senin işin yok mu?

-Benim işim bu.

-Başka kapıya ciğerim!

-Ciğerin yerim senin. Hadi sür gidelim!

Baktım olacağı yok. Arkadan korna sesleri başladı. Ağır ağır sağdan sürdüm gidiyoruz. O bana bakıyor, ben de ona… Bir an yolun kenarında konuşlanmış trafik ekibini görünce aklıma bir çözüm geldi. Hemen arabayı onların önüne kırdım. İçinde bulunduğum bu çıkılmaz durumu görevlilere anlatmalıydım. Ancak araç durur durmaz kadın öyle bir indi ki hemen ekibe doğru koşar adım giderek bağırmaya başladı. “Bu …!?? adam benim paramı ödemedi. Şikâyetçiyim.”

Bela nereden geliyor görüyor musun? Ölümün köründen…

Neniyesin, kendimi tanıtıp, emniyette görevli tanıdık arkadaşlara ulaşıp, durumu aydınlatana kadar, anamdan emdiğim süt burnumdan geldi. Kan ter içinde arabaya bindiğimde beşe birkaç dakika vardı. Artık seninle buluşmak için çok geçti. Bu halde arayacak halim de yoktu seni... Hemen kavşaktan dönüp Atakule’ye doğru yöneldim. Zaten aradaki mesafe 500 metre ya vardı ya yoktu. Atakule’nin önüne geldiğimde hanımla kaynanam merdivenlerin başında beni bekliyorlardı. Hanım önce anasını yerleştirdi sonra kendisi geçip yanına oturdu. Yaptığı alışverişin verdiği hazla sordu. “Herif, nasıl geçti görüşmen, arkadaşınla hasret giderdin mi?

“Giderdim, giderdim. Çok iyi geldi.”

“Belli belli…Yüzüne de nur gelmiş”

Bilmiyor ki beynime kan sıçramış. “La havle ve la….

Neyse yola koyulduk, eve dönüyoruz. Yarabbi! Bu da nereden çıktı? Ön koltuğun önünde bir çift bayan ayakkabısı durmuyor mu? Allah’tan Melahat arkaya oturmuş…  Ya ayakkabıları görseydi? Bu trafik ışıklarını icat edenden Allah razı olsun. Kırmızı ışığı kolluyorum, yanınca bunu fırsat bilip eğildim, usulca ayakkabıyı aldım ve önüme bıraktım. Bir sonraki ışıklarda da tutup dışarıya fırlattım…

Velhasıl kazasız belasız kızımın evinin önüne geldik. Arabayı park ettim. Kaynanamı bekliyoruz inmesi için ama bir türlü inmiyor araçtan. Yaşlılıktan deyip sabırla bekliyorum ne mümkün ineceği yok. Seslendim.

-Ana, geldik. Hadi çık!”

-Nasıl çıham ana gurban? Ayakkabılarımı bulamim...

 

 

 

 

  

 

Bu yazı 943 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 7 Yorum
  • Murat kaya
    3 ay önce
    Muhteşem bir yazı. Hele ki son sahne muhteşem ters köşe olduk. Harika kalemine, yüreğine sağlık güzel insan, Güzel dost...
  • Metin Aydoğdu
    3 ay önce
    İhsan Bey her zaman gibi konular ilke mesajını vermekte olup, zevkle yazılarını takip ediyorum. Selam ve sevgilerimle..
  • Elazığlı
    3 ay önce
    İhsan bey bir soru sorduk diye niye hava yapıyorsun. Senin okuruna saygın bu mu. okumazsa okuma. eleştiriye kapalı olduğunu bilsedim bi şey yazmamazdım
  • Ferhat EVSEN
    3 ay önce
    Yüreğine ve kalemine sağlık ağabey
  • ihsan tarakçı
    3 ay önce
    bazı insanlar mesela hiç soyut kavramları anlamazlar. ağacı anlayabilmeleri için ağaç kelimesi yetmez.Onlara İlla göstereceksin, bak! bu ağaç. hah şimdi anladım. nedir öyle kardeşim bir sürü laf, laflar? konuyu bir yere bağla... laf değil bana göster sonuç, sonuç... Hülasa bizi anlamayan, okumasın.
  • E.ERDEM
    3 ay önce
    Burası Ankara dikkat edeceksin, kapıları kilitsiz bırakmayacaksın!..
  • Elazığlı
    3 ay önce
    Sonuç? Nereye bağlayalım Yani?

Son Yazılar