Kurşun gibi…
Hakan POYRAZ

Hakan POYRAZ

Kurşun gibi…

19 Eylül 2018 - 15:45 - Güncelleme: 19 Eylül 2018 - 18:10

Her günün içinde yeni umut ışıklarını bekler insan!

Her rüyadan bin mutluluk tabiriyle isterse coşsun ve yine isterse her rüzgârdan bir huzur, her denizden ruhuna katrelerce rahmeti beklesin dursun… Elbette ve dahi hayatın renksiz kıvrımlarında bir kül gibi savrulup, her geceden sabaha çıkacak bir Güneşi beklerken kavrulsun insan!

Farkına varamadığı gerçeğin tokatlarıyla kızaran yanağına, aşk tadında bir buseyi çok gören mevsimler gelip geçsin böylece. Daha da beklesin umudun siyah tonundan ki tebessüm ve sonra nehrin akıntısına kapılmış hayat denilen haylaz kelebeğin içini acıtan feryatları kalsın kulaklarında. Zamanın içinde ve her şeyin dışında bir ömrün bereketli yağmurlarıyla ıslansın çöllerin… Ya da ne bileyim ürkek bir güvercinin kanadına uzanan gökleri yoklamaktı belki niyetin! Şimdi hangi mekânda, nasıl içilsin kadehte ki en son meyler bilemezsin. Sen hala o şen şakrak saatlerin yalancı dünlerinde, arsız vakitlerin ateşten demlerindesin…

Şairler eskiten yaşamında, şarkılar söyleyen sefil bir adamın kollarında yürünsün yollarına. Farkına varılmayan hakikat denizinde yıkanmış her renkten boyalara aldansın insan! Perdeli ve kesif, karanlık ve yorucu yokuşlarda kan ter içindesin. Güneşten bahsedip ondan dem vuruyorsun, ancak ruhunu doyurmayan gölgelerdesin… Mehtaba besteler dizerek şarkılar söyleyip koynunda yüzdüğün simsiyah denizlerdesin. İntibahına eşlik edecek bülbül nağmelerinde berrak pırıltılara değen zirvelere yüksel sen! Bir amudi sıçramanla gözlerin kamaşsın ışıktan ve kalbini tutan en şefkatli eli öp öpeceksen! Ruhunda ki prangalar kurtulsun senden, ya da ayaklarına dolanan yolların bitsin maverada, tahtına bir sultan gibi kurul istersen… Beklenen huzurla nice kumdan kalelerin yıkılsın, göğsüne kaderin en güzel çiçekleri takılsın ve bir yoksulun duasıyla sendelediğin şeyler sıkılsın… Kalbini kırdıkların değil, gönül bahçesini tarumar ettiklerin kovalıyor durmadan seni düzlükte ve beyhude geçen günlerde bu hesapsız koşmacalara yorulsun yokuşlar…

İnsan!

İki ayaklı ve tek dünyalı olunca kıyametler kopsun kendine. Hasretin yakasındayken alevlerce yanan çerağlara dalsın dargınlıklar. Büyükçe adamın küçük düşüncelerine takılsın âlem! Günahların senden aşağı düşerken, her şeyden yukarı birisi olsun tam da senden içeri ve her şeyden büyük… Gülümse, sana küsen ne varsa umudun utansın ve ne yoksa ondan haber gibi beklediğin rüyaların dolsun ömrüne. Derdine ortağın olsun kelimeler, belki kağıtlarca solsun yazdıkların… Sevgiler coşsun evvelde, bizden taşsın hamurumuz! Ya da bizden önce varlıkta yoğrulsun yine çamurumuz! Kurdun dişlerinde hun izleri, insafsız avcıların yanı başında aksın irinlerce vahşet ve dönerken Dünyasını bitirmiş tohumlarda dikenlerce kanasın ellerimiz…

 

 Hakan POYRAZ

Bu yazı 422 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar