EHLİYET VE LİYAKAT İÇİN MEMURA AKTİF SİYASET YASAĞININ...
Faruk YILDIZ

Faruk YILDIZ

EHLİYET VE LİYAKAT İÇİN MEMURA AKTİF SİYASET YASAĞININ KALDIRILMASI GEREKİR

07 Temmuz 2018 - 14:34 - Güncelleme: 15 Temmuz 2018 - 11:22

"Eğitim ve kültür alanında istediğimiz ilerlemeyi kaydedemedik." 

                                     Recep Tayyip ERDOĞAN

Sayın Cumhurbaşkanımızın bu sözünden hareketle Millî Eğitim Bakanlığına öğretmen yada eğitim kökenli bir akademisyen, Kültür Bakanlığına da mimarlık yada güzel sanatlar kökenli bir entelektüel getirilmelidir. On altı yıldır çözülemeyen sorunu bir de muhatapları ile çözmeye çalışmak atılması gereken en doğru adım olacaktır.

Kim olsun tartışması ise gereksiz bir tartışmadır. Çünkü vakit yalakalık ve dalkavukluk vakti değildir. Artık kaybedecek vaktimiz yok. Kısır çekişmeler ve gereksiz tartışmalar vaktimizi boşa harcamaktan başka bir işe yaramıyor.

Bakış açımız; işinin ehli olsun da kim olursa olsun olursa en doğru yolu izlemiş oluruz.

Zaten asıl problem de benim adamım, senin adamın, benim cemaatim, senin cemaatin, yok şucu yok bucu değil midir? 

Bırakında şu ehliyet ve liyakat meselesi devreye girsin artık. 

Cemaatlerden, tarikatlardan referans alarak liyakat ve ehliyetten yoksun bir şekilde ülkenin önemli görevlerine gelmeye çalışmak ve siyasetçininde buna aldanması yaman bir çelişki değil midir?

Kalite ve nitelik ne inançla olur ne de ideoloji ile.

Kaliteli ve nitelik kendini geliştirmek ve değiştirmekle olur.

Geleceğe dair hayaller ve öngörüler insanın kendini yetiştirmesi, geliştirmesi ve değiştirmesi ile gerçekleşir.

Onun için gevezelikten uzak durup kendimizi yetiştirmeye bakalım.

Ehliyet ve liyakat sadece bürokraside değil her yerde aranmalıdır. Siyaset kurumu bu önceliklerin başında gelmelidir. Çünkü herşeyin çıkış noktası siyaset kurumundan başlıyor. Siyasetçi erdemli, ilkeli, donanımlı en önemlisi de mütevazi olursa herşey daha adil ve eşitlikçi olur. Siyaset kurumu kibirli, yeteneksiz, halktan kopuk, siyasi iktidarın verdiği gücü rant için kullanıp kendi şantiyelerini kuran, bu gücü hakikatleri haykıran düşünce adamlarını sindirmek, korkutmak ve susturmak için kullanan en önemlisi siyaset biliminin ve sosyolojisinin varlığından habersiz; sadece sermayesine ve etrafındaki kağıttan kaplanlara güvenip de siyasette etkinlik süresi sınırlı olanları def etmedikçe bürokrasinin de bunlardan bir farkı olmayacaktır.

Çözüm,  düşünen, devleti tanıyan, çözüm önerileri getirebilen devlet memuruna aktif siyaset yasağının kaldırılması olmalıdır. Memurun siyasi partiye üye olması, parti yönetimlerinde aktif görev alması,  görevinden istifa etmeden seçilme hakkını kullanması (ki bu hak kamu işçilerinde böyledir ve bu hakkın kullanılması eşitlik ilkesine de ters düşüyor) için yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Yoksa siyaset kurumu Özal ve Demirel hareketleri gibi  bir realiteyle yüzleşmek zorunda kalabilir.

Bu hususta özellikle MEMURSEN ve diğer sendikalar ile sivil toplum kuruluşlarına memura siyaset yasağının kaldırılması için büyük görevler düşüyor. Yoksa bu liyakat ve ehliyet tartışması sürmeye devam edecektir. Ezcümle; söyleyecek sözü olmayana terkedilirse zaman başlar bir çürüme içten içe... 

Kalın sağlıcakla.

Bu yazı 1187 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar