EĞİTİM POLİTİKAMIZ ÜZERİNE YENİ YAKLAŞIMLAR
Faruk YILDIZ

Faruk YILDIZ

EĞİTİM POLİTİKAMIZ ÜZERİNE YENİ YAKLAŞIMLAR

08 Mart 2018 - 12:37 - Güncelleme: 12 Mart 2018 - 14:50

Türkiye, imparatorluk tecrübesi yaşayan dünyadaki ender ülkelerden biridir. Devletin kurumsal olarak şekillendiği, toplumun sosyal hayatın bütün evrelerini yaşadığı, sosyo-kültürel, ekonomik, tarihsel ve askeri manada etki alanında bulunan coğrafyalardaki farklı milletleri derinden etkileyen uzun soluklu bir örgütlenme biçimini evreler halinde yaşayarak sonrasında bütün hücreleriyle devletin yüzleştiği tam bir nitelik kaybı, çürüme, değişim ve dönüşüme tam bir gözü kapalılık ve sonrasında yaşanan gelişmelere ve değişimlere kapalı koca imparatorluğun Anadolu’ya hapsedilmesi gerçeği…

 

Bir örgüt ne kadar küçükse o örgüt o nispette kolay yönetilir ve devinimli bir yetenek kazanır. Bir başka ifadeyle köy kasabaya, kasaba ilçeye, ilçe şehire, şehir büyükşehire, büyükşehir de ülkeye göre daha kolay yönetilir. Daha yalın bir ifadeyle örneğin Finlandiya, Türkiye’ye göre çok daha kolay yönetilir. Çünkü bir örgüt içindeki insan sayısının çokluğu, inanç, düşünce farklılıkları, kültürel çeşitlilik, iklim, coğrafya gibi sosyal hayatımızı doğrudan etkileyen birçok faktör bir yapının kolay, işler ve sürdürülebilir olmasını zorlaştırır. Ancak taşları yerli yerine oturtursanız ve yapıyı sistematik bir şekilde tam bir düzen içinde organize ederseniz örgüt ne kadar büyük olursa olsun sağlıklı bir şekilde işlemeye devam eder. Yeter ki tam bir değişim dönüşüm ve işlevsel bir devinime sahip olsun.

 

Bu durum tüm örgütsel yapılar için böyledir. Siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları en önemlisi de devletin resmi kurumları…

 

Eğitim, sağlık, güvenlik hizmeti veren kurumlar yapısal anlamda ne kadar güçlü, düzenli ve disiplinli olursa o nispette mikro sorunlarla karşılaşılır. Mikro düzeyde sorunların çözümü de her zaman kolaydır.

 

Ancak bir toplumda her alanda makro düzeyde sorunlar yaşanıyor ve bu sorunlar geçmişten beri devam ediyorsa, çözüm üretilemiyorsa bu sorunların kaynağının nihayetinde gelip eğitim politikalarında yapılan hatalı uygulamalara dayandığını görmek ve anlamak gerekir.

Ülke olarak eğitim alanındaki sorunlarımızı çözmek için her dönem çok farklı politikalar geliştiriyoruz. Genel anlamda sorunların bütünü üzerinde geliştirildiği sanılan bu politikaların uygulama sonrasında lokal düzeyde kaldığı ve sorunları kalıcı bir şekilde çözme noktasında yetersiz olduğu geç de olsa anlaşılıyor. Ancak yine de sorunlar tedavi edilmek yerine geçici pansumanlarla hem zaman hem kaynaklar hem de enerji boşa harcanmış oluyor.

 

 

Türkiye kendine özgü, milli, modern ve evrensel bir eğitim politikası ve buna bağlı olarak milli, modern ve devinimli bir eğitim müfredatı oluşturmadığı sürece her alanda sorun yaşamaya devam edecektir.

 

Bu nedenle devletin yönetsel anlamda sistem değişikliği yaşadığı yeni dönemde yöneten erkin kararlı bir şekilde STRATEJİK EĞİTİM PROGRAMI adı altında bütün paydaşları ile birlikte kısa, orta ve uzun vadeli bir eğitim politikasını planlaması gerekiyor.

 

Bu çalışma devletin eğitim politikalarındaki hataların kaynağını ve bunların çözümüne yönelik yeni bakış açıları sunma çabasıyla yapılmıştır. Çalışmanın ilerleyen bölümlerinde bu sorunların önemli bölümü başlıklar halinde yeni bakış açıları geliştirilerek anlatılmıştır.

 

Yaklaşık on yedi sayfadan oluşan ve EĞİTİM POLİTİKALARIMIZ ÜZERİNE YENİ YAKLAŞIMLAR adındaki bu çalışma Milli Eğitim Bakanlığının bakan yardımcısı müsteşar ve ilgili daire başkanlıkları ile bazı eğitim sendikalarına word dosya formatında gönderilmiştir. Bu bölüm çalışmanın giriş bölümüdür. Her hafta Elazığ Hâkimiyet Gazetesindeki köşemde diğer bölümler sırasıyla paylaşılacaktır.

Bu yazı 994 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • Mustafa çimtay
    6 ay önce
    Katılıyorum. Ülke ve yerel gerçekleri çıkış noktası alarak özgün eğitim politikası ve mezun eden değil yetiştiren üniversite.
  • Hakki gök
    6 ay önce
    Allah kolaylıklar versin

Son Yazılar