COVİD-19 VE SİVİL TOPLUM
Faruk YILDIZ

Faruk YILDIZ

COVİD-19 VE SİVİL TOPLUM

17 Mart 2020 - 15:40 - Güncelleme: 17 Mart 2020 - 16:21

23 Aralık 2019 tarihinde Çin’in Hubei Eyaleti'ne bağlı Wuhan şehrinde bir hayvan pazarından Çin’e ve bütün dünyaya yayılan ve Türk ırkına bulaşmaz denilen Corona Virüsü (Covid 19) alınan bütün önlemlere rağmen(!) ne yazık ki ülkemize de yayılmaya başladı.

Başlangıçta sadece Çin’de olduğu düşünülen ancak sonrasında İran, İtalya gibi ülkeler başta olmak üzere tüm Avrupa’ya ve dünyayı yayılan öldürücü COVİD 19 büyük bir kasırga gibi dünyayı tehdit etmeye hızla devam ediyor.

Türkiye olarak COVİD 19’a karşı tutumumuz herkese ve her şeye rağmen daha katı ve daha önleyici olabilirdi.

Suriye politikalarında ortaya koymuş olduğumuz kararsızlıkların bir benzerini ülke olarak COVİD 19’da gösterdik gibi.

Meseleyi fazla deşmeyeceğim çünkü bir süre sonra zamanı geldiğinde bunlar konuşulacaktır, tartışılacaktır. Çünkü devletler ve toplumlar geçmiş hatalarından ders alarak geleceğe ilerlerler.

Şu kadarını söyleyebilirim ki Türkiye Suriye’nin kuzeyine ABD, Rusya ve Batı bölgeye girmeden girme gücünü gösterseydi bugün mülteci sorununu yaşamıyor ve Suriye’de çok güçlü bir pozisyonda olacaktık ama olamadık.

Aynı şeyi COVİD 19 içinde söyleyebiliriz. Dünyayı sarsan COVİD 19’a karşı hala inanç bezirganlığı yapıp duayla, bedduayla, ibadetle COVİD 19’u def edeceğini sananların yaşadığı bir toplumda yaşadığımızı görmemiz gerekiyor.

ABD ve İsrail’den meydanlarda beddua ve dua edip, lanet okuyarak kurtulacağımızı düşünen sözde okumuşların taşkınlıklarını sözde dava şuurundaki sivil toplum örgütlerinin taşkınlıklarını hepimiz biliyoruz

Dün FETÖ’ye biat itaat edip kafalarını satanların bedelini bu devlet ve millet ödemedi mi? Ödemeye de devam ediyor.

Sivil toplum, devletin ve toplumun hafızasıdır, üst aklıdır. Olanları en iyi görendir. Ülkeyi yönetenlere ulaşabilendir, toplumun makul taleplerini, önerilerini, sorunlarını, yaşanan sıkıntılarını aktarabilendir.

Bazen öyle anlar olabilir ki devleti yönetenler çıkarcı, menfaatperest gruplarca kuşatılabilir.

Ve Türkiye hepimiz çok iyi biliyoruz ki böyle zamanları çok yaşadı.

Çıkar ilişkileri sarmalında ülkemiz gerçeklerle yüzleşemiyor.

Bu süreçlerde sivil toplum örgütlerine ve entelektüellere düşen görev devlet yöneticilerini gerçek manada öneride bulunmak ve bilgilendirmektir.

Sivil toplum örgütü ve entelektüel olarak misyonumuz devletin ve toplumun çıkarlarını ön planda tutmak değil midir?

Ehliyet ve liyakat yaygarası koparıp ehliyetsizlik ve liyakatsizliğe mahkûm edilmeye sessiz kalan yine bizler değil miyiz?

Türkiye’nin teknoloji üretememesi bizim sorunumuz değil deyip lüzumsuz işlerle zihinlerini işgal ettiğimiz üyelerimizi sömürmeyi zirvede olmanın en geçerli yolu olarak görmeyi bir marifet olarak gören yine bizler değil miyiz?

Amacımız yetkili olmak mı yoksa etkili olmak mı?

Her şeyi bir kenara bırakalım da COVİD 19 ile mücadele de ülkemiz için neler yapabiliriz deyip geçmiş hatalarımızın tekrarına düşmeyelim.

Görmedim, duymadım, banan ne, kötü olmayayım deyip susarak sorunların çözümüne katkı sunamayız.

Diğer ülkelerdeki seyrine baktığımızda öyle anlaşılıyor ki COVİD 19 vakalarında ülkemizde gün geçtikçe artışlar olacak.

Bu anlamda bireyin, toplumun, sivil toplum örgütlerinin COVİD 19 ile mücadeleyi din, inanç ve sosyal rahatlık üzerinden anlamaya çalışma lüksü yok, olmamalı da.

Artık anlamamız gerekiyor ki akıl ve bilim önceliğimizdir.

Daha düne kadar COVİD 19’un Müslüman coğrafyasında etki gösteremediğinden, Türk ırkına bulaşamadığından dem vuran yine bizlerdik.

Türkiye son zamanlarda hür iradesiyle özgürce düşünebilen insan profili hususunda büyük sancılar çekiyor.

Ezcümle;

Herkese tavsiyem titreyin ve kendinize gelin. Aklınızın kabullenemediği şeylere inanmaktan vazgeçip  toplum olarak COVİD 19 ile en doğru ve etkili şekilde nasıl mücadele ederize kafa yorup devletimize ve hükümetimize yardımcı olun. Bu hususta üyelerinizi bilgilendirerek alınan ve alınacak tedbirlere uymalarını söyleyin.

Bu işin dinle imanla ilgisi olmadığını anlayalım artık ve bundan sonraki meselelere bakışımız da hep böyle olsun.

Neden mi?

Yıllardır beddua ettiğimiz, lanet getirdiğimiz ABD, Siyonist İsrail eskisinden daha güçlü ve olduğu yerde duruyor ve dünyayı yönetmeye devam ediyor da ondan.

Demek ki bilim ve teknoloji yoksunluğu bu ülkenin temel sorunu. Sivil toplum olarak bu anlamda bir bilinç oluşturmak da sivil toplum örgütleri ve entelektüeller olarak bizim görevimiz.

Bizi anlamanız ümidiyle kalın sağlıcakla.

Bu yazı 2198 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • Hüseyin Bağ
    8 ay önce
    Faruk Bey din gibi bir araç varken eller niye yansın ki?
  • Yusuf Yıldırım
    8 ay önce
    Dua tabiki önemli, ancak fiili duan yoksa kavli (sözlü) dua tek başına yeterli değil. Müslümanlar olarak doğru bir eylem ortaya koymak zorundayız. Yoksa daha çok oyalanıp dururuz. Müslümanım diyenlere bir bakın, gözlerini beğenmedikleri ülkelere çevirmişler ki ne zaman bu virüsün çaresini bulacaklar. Artık aklımızı kullanmanın zamanı geldi. Aklımızı hiç kimseye kiraya vermeyelim. ...Ve Allah aklını kullanmayanları pisliğe mahkûm eder!. (Yunus 100)

Son Yazılar