Bitişik Eğik Yazı Uygulaması Bireysel Tercihlere Bırakılamaz...
Faruk YILDIZ

Faruk YILDIZ

Bitişik Eğik Yazı Uygulaması Bireysel Tercihlere Bırakılamaz mı?

04 Nisan 2017 - 14:41 - Güncelleme: 28 Ağustos 2017 - 14:04

Eğitim sistemimizde bitişik eğik yazı yazma zorunluluğu okula yeni başlayan çocuklarda özgüven sorunu oluşturmaktadır. El kasları yeterli düzeyde gelişmeyen çocuklarda bu sorun daha keskin bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Başarısızlık durumunda sınıf ve okul ortamından soğuma, motive olamama, akranlar içinde kendini ifade etmekten çekinme, ebeveynlere karşı ikircikli ve kavgacı bir davranış biçimi içine girme çocuklarda sıklıkla görülen sorunların başında gelmektedir.

Okula başlamadan önce yazıyı görsel olarak tanıyan çocuk okula başladıktan sonra gerçekle yüzleşmekte. Bu ikilem karşısında bocalamaya başlayan çocukta başarısızlık korkusu bilinçaltı eşiğinde bekler hale gelmektedir. İlerleyen zamanlarda fiziksel ve zihinsel yeterliliklerini bu alandaki bocalamalarla tüketir hale geliyor öğrenci. Eğitim sisteminin denetleme mekanizmalarının otokontrolü sağlayamadığı bir yapı içinde uygulamalarda sürekliliğin gerçekleşemediği görülmektedir. Yani öğrenci ilkokul evresinden sonra bu zorunluluğun denetimdeki eksiklikler ve uygulamadaki sorunlar yüzünden ortadan kalktığını düşünüyor. Estetik olamama kaygısı da birinci evrede karşılaşılan sorunlardan sadece bir tanesi.

Bitişik eğik yazı uygulaması ile ilgili yapılan araştırmalarda öğrencilerin genellikle yazarken eğikliği koruyamadıkları, belli harfleri kurallara uygun yazamadıkları, yazıda estetiği sağlayamadıkları, seri, işlek ve okunaklı yazamadıkları, harfleri bağlantı yerlerinden birbirine bağlayamadıkları, büyük harfleri doğru yazamadıkları, öğretmenlerin ise nerdeyse yüzde ellisinin dik yazıyı tercih ettikleri tespit edilmiştir.

ABD ve İngiltere başta olmak üzere birçok ülkede anasınıfından başlamak üzere öğrencilere önce dik temel harfler tanıtılmakta ve ikinci sınıftan itibaren eğik harfler tanıtılmakta, bitişik eğik yazının ise daha çok ikinci sınıfın sonunda ya da üçüncü sınıfın başında öğretilmeye başlandığı bilinmektedir.

Yine okuma yazma öğretiminde bir yıla yayılan okuma yazma öğretimi bazı Avrupa ülkelerinde üç yılda gerçekleştirilmektedir. Bu yaklaşım ister istemez okuma yazma öğretiminin bir parçası olan bitişik eğik yazı uygulamasının işlerlik kazanmasını engellemektedir. Bir kazanım olarak değerlendirilen bitişik eğik yazı yazma becerisi yanlış uygulamalar sonucunda amacına ulaşmadan yüzeysel olmaktan öteye geçemiyor. Özellikle zorunlu eğitimin birinci evresi olan ilkokul döneminin hazırlanan yeni eğitim müfredatında çok iyi planlanması gerekmektedir. Uygulama sırasında alandan gelen tepkiler öncelikli olarak dikkate alınmalı ve iyi değerlendirilmelidir. Her gelenin yeni nesilleri yapboz tahtası gibi gören anlayışlardan, uygulamalardan bir an önce vazgeçmesi gerekiyor.

İlkokulun birinci sınıfından itibaren başlayan bu zorunluluk, zorunlu eğitim çağının ikinci evresinde yasal zorunluluğa rağmen gayri resmi olarak rafa kaldırıldığı biliniyor. Yani dördüncü sınıftan sonra hem öğrenci de hem de öğretmende bu zorunlu uygulama sürdürülebilirliğini yitiriyor.

Sadece yasal düzenlemelerle uygulanabilirliği sağlanmaya çalışılan bitişik eğik yazı yazma uygulamasında önemli bir diğer sorun da öğretmenin bu alandaki yetersizliğidir. Bunun sürdürülebilir olması için önce uygulayıcıların bir nitelik ve yetkinlik kazanması gerekiyor. Ortaokul ve lise evrelerinde zorunluluğu dolaylı olsa da kalkan bir uygulamanın başarılı olma şansı çok azdır. Bunun için öğretmenlerin bu hususta hizmet içi eğitimlerle ve en önemlisi de üniversitelerde teknik ve estetik bir beceri kazandırma adı altında müfredat içerisinde geniş bir şekilde yer bulmalıdır kendisine.

Mevzuatta zorunlu ancak kurumsal ve bireysel esnekliğin gösterildiği bir uygulamanın işlerlik kazanması beklenemez. Zorunlu eğitimin ikinci evresinden itibaren başlayan kurumsal ve bireysel esneklik bu uygulamayı dolaylı yönden etkisizleştirmektedir.

Mevzuata dayalı zorunluluk içeren bitişik eğik yazı yazma uygulaması bireysel tercihlere bırakılabilir. Psikolojik anlamda kendisini rahat hmeyen çocuk bunu kendi kişilik oluşumuna da yansıtmaktadır. Kendini gerçekleştiremeyen birey sosyal, kültürel anlamda kendi gelişimini sağlayamaz. Kişi kendi estetik dünyasını serbest bir şekilde kullandığı yazıya yansıtabilmelidir. Bitişik eğik yazı yada düz yazı bir kriter değil sadece bir tercih olarak görülmelidir. Aynı şekilde bu eksikliğin giderilmesi için de ortaokuldan itibaren Güzel Konuşma ve Yazma gibi bir ders olarak müfredata konulabilir. Yine Görsel Sanatlar ve Resim dersi ile bu eksikliğin giderilmesine bir şekilde katkı sunacak düzenlemeler yapılabilir.

Bütün sınıf ve bazı branş öğretmenleri olmak üzere her eğitim öğretim yılına başlamadan önce hizmetiçi eğitimi seminerleri düzenlenerek öğretmen daha hazır, verimli ve isteki hale getirilebilir.

Yapılan bilimsel araştırmalarda genellikle sınıf öğretmenlerinin görüşleri alınmış, bu konuda branş öğretmenlerinin görüşlerine baş vurulmadığı görülmüştür. Konu bir bütün olarak değerlendirilmediği sürece çözüm önerileri de lokal düzeyde kalmaktadır.

Örneğin birinci sınıf öğrenci velileri bitişik eğik yazı konusunda her okulun kendi imkânları çerçevesinde bilgilendirilebilir.

En önemlisi de gerek sınıf gerekse branş öğretmenleri dik yazıyı kullanmayı sürdürdükleri sürece eğik yazı yazma alışkanlığını öğrencilere kazandırmak mümkün değildir. Zorunlu olduğunu ifade ettiğiniz bir hususta önce uygulayıcılar mecbur kılınmalıdır. Aksi taktirde buradan olumlu bir sonuç elde etmek çok zor görünüyor.

Ya da dik yazı ile bitişik yazı arasında bir ara yazı tekniği formu geliştirilebilir. Karma bir model geliştirilerek bu sorunun zorluk derecesi minimum seviyeye indirgenebilir. Yani öğrencinin içinden geldiği gibi yazdığı ve kullandığı yazı onun el yazısıdır aslında. Dolayısıyla ara yazı tekniği formundan kasıt da budur. Elbette kullanılan yazının bir standardı olmalıdır. Ancak bu standardı oluştururken öğrenciyi özgün olmaktan uzak tutacak uygulamalardan da vazgeçmek en doğru yaklaşım olacaktır. Savunduğumuz bu ara yazı tekniği formu tezimiz üzerinde bir çalışma yapılarak sonuçları değerlendirilebilir. Bu hususta üniversitelerimizin ilgili fakülteleri bilimsel bir çalışma yapma noktasında sorumluluk alabilirler. Sonuçta bitişik yazı da dik yazıda kişiye özgü el yazısı olduğuna göre ara yazı tekniği formunun da el yazısı olduğunu kabul etmek gerekir.

Yeni eğitim müfredatında bitişik eğik yazı uygulamasına dair mutlaka işlevsel bir bakış ortaya konmalıdır. Bu uygulamanın süreklilik kazanması için kolaylaştırıcı, pratik ve estetik bir duygu oluşturan yaklaşımlar geliştirmek çok önemlidir. Aksi bir durumda bu uygulama bir sorun olarak yaşanmaya devam eder. Kalın sağlıcakla.

Not: Bu makalem 21 Mart tarihinde Classloom Blog’da yayımlanmıştır.

Bu yazı 2205 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar