BABACAN VE DAVUTOĞLU'NUN TEPKİSİ ERDOĞAN'A DEĞİL, ...
Faruk YILDIZ

Faruk YILDIZ

BABACAN VE DAVUTOĞLU'NUN TEPKİSİ ERDOĞAN'A DEĞİL,  SİYASİ YOZLAŞMAYADIR!

24 Temmuz 2019 - 14:20 - Güncelleme: 24 Temmuz 2019 - 15:53

Bir siyasi parti liderinin ifadesi;
"Dün ahırlarda çocuklarımıza eğitim verme mecbureyeti ile karşı karşıyaydık, ama hakkıyla eğitim veriliyordu;  bugün ise lüks binalarda her türlü imkâna rağmen eğitim veremiyoruz!"
Haksız da değil!
Geldiğimiz durumun en açık ifadelerle özeti mahiyetinde.
Siyaset kurumu, siyasetçi, bürokrat niteliksiz olunca ve her koşulda bunların peşinden koşan kitle tepkisiz olunca böyle bir fotoğrafın ortaya çıkmaması için hiçbir sebep de kalmıyor!
İnşa edilen piramidin (!) dibi dağılınca tepesi de hızlı bir şekilde devrilir.
 Siyasi etik kurallarından yoksun toplumlarda çıkar üzerine kurulan hiçbir siyasi hareket kendini geleceğe taşıyamamıştır. Ancak her dağılma sonrasında yeni bir toplanma merkezi kurma marifetini göstermiştir.


     Buna en güzel örnek ülkemizdir. DP, AP, DYP, ANAP, Ak Parti siyaset tarihimizin en önemli siyasi kurumları olarak karşımıza çıkmıştır. Ancak siyasi etik değerleri sadece söylemde kaldığı için eriyip yok olmuşlar ve boşalan siyasi alanı bir sonraki siyasi hareket doldurmuştur.
   

 Bu sürecin bu şekilde yaşanmasında ki en temel unsur bu siyasi hareketlerin bir süre sonra niteliksiz, liyakatsiz, kifayetsiz siyasi muhterislerin odağına girmesidir.
 

   Başlangıçta toplumsal meselelere çözüm üretme arzusu ile ortaya çıkan bu siyasi hareketler sonrasında iktidar olunca ve bu iktidar süreci kesintisiz sürünce devletin imkânlarını ailesi ve çevresi için kullanma eğilimi aleni bir şekilde kendini göstermeye başlıyor. Bu anlayış ülkemizde gerek sağ, gerekse sol siyasi hareketler içinde böyledir ve böyle de olmuştur.
 

  Tek Parti dönemindeki İnönü hükümetlerinin uygulamaları ve sonrasında merkez sağın Menderes dönemi hariç ( kumpas, iftira ile askerî darbeye maruz bırakılmıştı) Demirel'in Adalet Partisi, Doğru Yol Partisi, sonrasında Özal'ın iyi niyetle kurduğu Anavatan Partisi, ve bunların devamı olarak Tansu Çiller'li Doğru Yol Partisi, Mesut Yılmaz'lı Anavatan Partisi ve nihayetinde Türkiye'yi kurulduğu 2001 yılından sonra iktidar olduğu 2002 yılından 2008 yılına kadar ekonomik parametreleri yaklaşık dört kat büyüterek; GSMH 'yı 225 milyar dolardan yaklaşık 800 milyar dolara, ihracatı 35 milyar dolardan yaklaşık 170 milyar dolara, kişi başına düşen milli geliri 2250 dolardan yaklaşık 11 bin dolara çıkararak büyük bir ekonomik gelişim yaşatmış Ak Parti yaşanan süreç içerisinde İbni Haldun'un tespit ettiği  devletlerin yaşama sürecine benzer bir süreci yaşayarak son aşama olan lüks ve debdebi sonrası çöküş sürecine girmiş görünüyor. 
   

  İslam toplumlarında daha baskın olan bu anlayış ne yazık ki soluksuz devam ediyor. Suudi Arabistan, Pakistan,  Afganistan, Irak, Libya, Cezayir, Türki Cumhuriyetler ve daha sayabileceğimiz onlarca örnek. Türkiye ise daha farklı olarak parlamenter sistem içerisinde olan, her türlü denetlemeye açık olmasına rağmen yine de kralların ve tek adamların yönettiği yukarıdaki ülkelerden her dönemde pek de farklı bir son yaşamadı, yaşamıyorda. 
Sonuç olarak bir siyasi hareket iktidar şansı yakaladığı andan itibaren siyasi etik değerlerden sapma gösterirse siyasi ömrü de o oranda az olmaktadır. Siyasi partilerin ömrü siyasi partilerde siyaset yapanların niteliğiyle, derinliğiyle doğru orantılı olmak zorundadır. Aksi olursa hükmü de ömrü de kısa sürer. 
   

 Bugün gelinen noktaya baktığımızda iktidar partisinde yoğunluklu olmak üzere siyasi partilerin tamamında siyasetçi kimliklerinde büyük erozyonlar yaşanmakta. 
Ak Parti Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan, Abdüllatif Şener, Necati Çetinkaya, Mehmet Şimşek, Ömer Dinçer, Ertuğrul Günay gibi Türk siyasetine kalite ve nitelik getirecek,  siyasetin ve ekonominin çok önemli figürlerini kaybetmiş görünüyor. 
Aile, akraba ilişkilerine ve sadakat (yalakalık ve dalkavukluk) üzerine inşa edilen her siyasi oluşum elbette ki çöker.
Amerika Birleşik Devletleri'nde Cumhuriyetçi yada Demokrat partinin çöktüğünü duydunuz mu?

Duyamazsınız!
Çünkü orada siyaset bireysel fayda için değil toplumsal fayda için yapılır. Ve onun içindir ki ABD yüz yıldır dünyanın hâkimi.
Bu anlayış bitirilemediği sürece, siyasetçi ilkeli ve erdemli olmadığı sürece, nitelikli ve yetenekli siyasetçiye öncelik verilmediği sürece Türkiye bu olguyla uzun yıllar boğuşmaya devam edecektir.
Yeni siyasi oluşumları ortaya çıkaran bu süreçler değil midir?
Tarih yeni siyasi oluşumların ortaya çıkmasına sebep olanlardan elbette hesap soracaktır. 
Milletin iktidara gelmesi için bir seksen yıl daha beklememesi ümidiyle kalın sağlıcakla.

Bu yazı 677 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar