CEHALETTE KADEM'E ATLAMA!
Cengiz GÜLAÇ

Cengiz GÜLAÇ

CEHALETTE KADEM'E ATLAMA!

24 Temmuz 2020 - 14:16

            İstanbul Sözleşmesi üzerine yürüyen tartışmaları takip ediyorsunuzdur. Sözleşme tam olarak şu başlığı içeriyor:

            “Kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadeleye dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi”

            Sözleşmeye itiraz edenlerin gerekçelerinden önce birkaç gözlemimi aktarmalıyım…

            Genel olarak sözleşmeyi ilk gündeme getirenler Ak Parti seçmeni değiller. Dini hassasiyeti yüksek gibi görünen ama daha çok Ak Parti dışındaki partilere oy veren bir yapıyı görüyorum.

            İkinci gözlemim ise sözleşmeye itiraz edenlerin neredeyse tamamının sözleşmeden haberi yok. Hiç okumamışlar.

            Son gözlemime gelince…

            Aslında birçok Ak Parti seçmeni sözleşmeden çıkılmasını istemiyor ama bunu dile getirmek de istemiyor veya mahalle baskısı yüzünden söyleyemiyor.

            Sözleşmeyle ilgili fikirlerime gelince…

            Hiçbir din, hiçbir namus anlayışı, hiçbir töre sözleşmeyle tesisi edilemeyeceği gibi sözleşmeyle de ortadan kalkmaz!

            Sürekli olarak toplumsal dejenerasyonun sebeplerini bireysel kirlenmenin haricinde harici sebeplere dayandırma hastalığından kurtulmamız lazım.

            İstanbul Sözleşmesi ortadan kalkınca “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” diyen Peygamberimizin ahlakıyla şerefleneceksek, daha adil olacaksak, kul hakkı konusunda tavizsiz olacaksak, aile yapımız düzelecekse, artık kadınlar ölmeyecekse… Yere girsin sözleşmesi de uluslararası anlaşmaları da!

            Ancak…

            İstanbul Sözleşmesi var diye mi her gün kadınlar şiddete maruz kalıyor?

            İstanbul Sözleşmesi var diye mi gençler deizme yöneliyor?

            İstanbul Sözleşmesi var diye mi Z kuşağı gençleri sosyal medya üzerinden kendi törelerini oluşturuyor?

            İstanbul Sözleşmesi var diye mi insanlar eşcinsel oluyor?

            İstanbul Sözleşmesi var diye mi boşanmalar artıyor?

            Yoksa, İstanbul Sözleşmesinde ne yazdığını bir kere olsun merak edip iki satır okumadan ahlakının, dinini, töresinin elden gittiğini zanneden cahil sürüsü yüzünden mi bu hale geldik?

*****

            Meselenin siyasi boyutuna gelecek olursak…

            Az önce de belirttim. Ta en başta kuyuya taş atanların çoğunluğu aslında Ak Partili değildi. Millet yaygaranın peşine takılınca Ak Partili bazı seçmenler de vagona bindi.

            Cumhurbaşkanımızın kızı Sümeyye Erdoğan Bayraktar’ın şahsından hareketle KADEM üzerinden KADEM’eli bir şekilde salvolar başladı! KADEM meseleye nerden dahil oldu, pek anlamadım.

            Zira 2011 tarihinde sözleşme imzalandığında ortada, 2013 tarihinde kurulan KADEM diye bir dernek yoktu bile! Yanlışım varsa sözleşmeyi okumayanlar beni düzeltsin!

            Belli ki KADEM üzerinden dolaylı olarak Cumhurbaşkanı hedefe konulmak isteniyor.

            İstanbul Sözleşmesi kaldırılırsa ilk kadın cinayetinin faili Ak Parti olacakmış gibi göstermeye hazırlananlar var. Bu risk alınmaya değer mi, ona da Ak Parti karar versin.

            Son olarak…

            İstanbul Sözleşmesi ne kadın cinayetlerini engelledi ne de aile içi şiddeti önledi. Emin olun kaldırılırsa da ne daha dindar olacağız ne daha ahlaklı olacağız ve ne de daha namuslu olacağız!

            Tartışmalar sadece cehalette KADEM’e atladığımızı gösterdi! Hepsi bu…

AKIBETLERİNİ MERAK ETTİM?

            Sorgu günü geldiğinde kadın öldüren, zina yapan, dinden diyanetten uzak olan birisi İstanbul Sözleşmesi yüzünden bu günahları işledim derse, akıbeti ne olur acaba?

            Niye bilmiyorum, zebaniler bana çok sempatik geliyor!

            Benim akıbetimi mi merak ediyorsunuz?

            Benim günahlarımın sebebi tamamen kişisel, nefsani! Günahlarıma hiçbir sözleşmeyi bahane etmem!

Bu yazı 3219 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar