BAKAN FIRÇASINDAN DUBAİLİLERE KISA BİR GEZİNTİ
Cengiz GÜLAÇ

Cengiz GÜLAÇ

BAKAN FIRÇASINDAN DUBAİLİLERE KISA BİR GEZİNTİ

16 Ekim 2019 - 14:36

Sevgili okur, bugün çoktan seçmeli bir yazı yazalım. Zaten kafam da fazlasıyla karışık. Ruh halimizi yazıya yansıtmış oluruz…

Hatırlıyor musunuz, evvel zaman içinde kalbur saman içinde, develer rant düşmanı, pireler cebinde çay parası olmadan ekonomi uzmanıyken!...

Bu şehre 1 milyar dolar yatırım yapacağını söyleyen Dubaili mi, Katarlı mı, tam hatırlamıyorum… Yabancı bir şirket vardı, yatırım yapmak isteyen.

Aman kaçırmayalım diyenimiz oldu, Kömürhan’da baraja dökelim bu rantçıları diyenimiz oldu! Her zamanki gibi az bilgiyle çok konuştuk.

Bugünden o güne bakınca bir şeye hiç dikkat etmediğimizi gördüm…

Birilerini düşünün, artık kaç tane milyar doları varsa, birini dünyada başka hiçbir yer kalmamış gibi Elazığ’a gömeceğini söylüyordu. Bir tanemiz de rant iddiasında bulunanlara çıkıp şunu demek; “Cebinde milyar doları olan bir adam dünyanın neresinde rant isteyip de bulamaz ki, bize mecbur kalsın?”

Sevgili okur, bugün başlasak ömrümüz 1 milyar doları saymaya yetmez. Adamların servetini düşün artık.

Sonra ne mi oldu?

Duyduğum, Kazakistan’a falan yatırım yapmışlar. Yine duyduğum, Elazığlı yatırımı geçtim, üstüne milyar dolar verse, uzak olsun demişler!

Yine sonra ne mi oldu?

Birimiz de çıkıp demedik ki, aga bu işte bizim karımız ne oldu?

Ve tekrar sonra ne mi oldu?

Kendi küçük dünyamızda aptallığın kader mi yoksa tercih mi olduğu sorusuyla baş başa kaldık!

Son olarak sonra ne mi oldu?

Ne bileyim ben!

Bu mesele nerden mi aklıma geldi?

Geçen hafta gelen bakan az biraz fırça kıvamında bizi silkelediğinde yine gündeme gelen üniversite arazisinin yatırım amaçlı istenmesinde, piyasaya bir baktım, millet fırçaya konu arazi Dubaililere peşkeş çekilmek isteniyor demeye başlamış.

Tekrar ediyorum. O mesele meğer kapanalı yıllar olmuş. Şimdi yalvarsak da adamlar Elazığ’a gelmeyecek.

Yani kimse bu son meseleyi esasından uzaklaştırmaya çalışmasın.

*****

Bakan Murat Kurum Elazığ’a geldiğinde Yurtbaşı’nda bulunan bir arazi mesele oldu. Ticaret Borsası Başkanı Sayın Mehmet Ali Dumandağ bu araziyi uzun zamandır üniversiteden istiyormuş. Üniversite de izin vermiyormuş.

Dubaili yatırımcılarla aynı gerekçelerden olsa gerek üniversite söz konusu bir karış arazisi olunca çok tepkili oluyor.

Buradan Sayın Rektörümüze seslenmek istiyorum…

Siz akademisyensiniz. Fikre, düşünceye en saygılı olması gerekeneler siz akademisyenlerdir. Eğer bir şeye karşıysanız, itiraz edebilirsiniz ama bir konunun konuşulması demek sizlerin sert bir tavır takınmanız anlamına gelmiyor.

Konuşulsun, sizler de fikrinizi söyleyin. Sonunda mutlaka doğru ortaya çıkacaktır.

*****

Geçen hafta Elazığ’a gelen Bakan Murat Kurum ile rektörümüz Kutbeddin Demirbağ arasında tatsız bir diyalog yaşanmış. Teferruatına girmeme gerek yok.

Özet olarak fikrimi söyleyeyim…

O meselede bakana cevap vermedi diye en son Ak Partilileri suçlarım. Zira muameleden mağdur olan kişinin sıfatı bir yerde hepsinden de güçlü. Ak Partililer hakaretin muhatabı susarken hiyerarşik olarak üstü olan bir bakana neden tepki göstersinler ki?

Mesela bakan bir kurum müdürünü sert bir üslupla azarlasa, vekiller sussa, vallahi onları eleştiririm. Ama olayda mağdurun sıfatı hepsinden özgür.

Sayın Rektörüm,

Sizi sevdiğimi bilirsiniz. En hafif ifadeyle, hiçbir makam ve beklenti için değmez. Keşke iki çift laf etseydiniz.

Cumhurbaşkanımıza yaranmak adına bir makam için bıyık bırakan devlet memurlarını, siyasileri anlarım. Ancak siz bıyık bıraktığınız gün “akademisyen özgürlüğü ile entelektüel duruşunuz” benim açımdan sorgulanmıştı. Zira zihni özgür olan bir erkek bıyık bırakacaksa en fazla eşine danışır.

Sayın Hocam, hiçbir şey olmak zorunda değiliz. Toplumda dürüst bir imajınız var. Her şeyden önce akademik kimliğinizi düşünerek nezaket çerçevesinde iki kelam etseydiniz, emin olun bugün insanların gönlünde çok daha farklı bir yerde olurdunuz.

*****

Gelelim bakana…

Sayın Bakan Elazığ’a gelmeden daha üç beş gün önce Cumhurbaşkanı Kızılcahamam kampında Ak Partilileri uyardı. Kibirden uzak durun dedi. Vatandaşa tepeden bakmayın dedi.

Aradan üç gün geçti, Bakan bey koskoca bir rektöre “ceketini ilikle, karşında bakan var” deyip, göğsünden itekledi.

Sayın Bakanım, belli ki hatırlatmamda fayda var. Her vesileyle Cumhurbaşkanımız bizi uyarmıyor. Zannedersem uyarının muhatabı sizlersiniz!

Hani o eski Türkiye söylemleri var ya partinizin… Karşında bir bakan var meseleleri eski Türkiye’de kaldı.

Eğer size karşı bir nezaketsizlik olduğunu düşünüyorduysanız; “Lütfen hocam üslubunuza dikkat ediniz. Her şeyi geçtim, en azından burada sizlerin misafiriyim…” falan deseydiniz, Elazığ bir ömür sizi bağrına basardı.

“Karşımızda Bakan varsa var. Ne yapalım yani, secde mi edelim!?” diyen birileri çıkar, hoş olmaz!

*****

Bu fırça meselesinde çok önemli bir mesele güme gitti galiba…

Henüz somut bilgileri alamadım ama duyduğum, 17 yıllık Ak Parti iktidarında ilk defa bir bakan bu kadar çok şeyi Elazığ’a vererek gitmiş.

Keşke o nahoş olay yaşanmasıydı da bugün Elazığ’ın kazanımları konuşuluyor olsaydı.

Ünlü bir Elazığlı düşünürün de dediği gibi, bu şehir galiba mutsuzluktan mutlu oluyor!

Ünlü düşünürümüz kim mi?

Yakışıklı, karizmatik birisi. İhsan ağabey değil!

Yazıyı bitirelim artık. Cuma akşamı “Gece Görüşü Objektif” programına hepinizi Kanal 23’te ekran başına bekliyorum efendim...

Bu yazı 880 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar