AK PARTİ VİCDANINI KAYBETTİ!
Cengiz GÜLAÇ

Cengiz GÜLAÇ

AK PARTİ VİCDANINI KAYBETTİ!

11 Nisan 2019 - 11:44

            Seçim sonrası yerel analizlerimi sizlerle paylaştım. Bugün genel bir değerlendirme yapmak istiyorum.

            Çok partili hayata geçtiğimizden beridir arada bir iki koalisyon hükümeti hariç aslında ülkeyi hep sağ partiler, yani milliyetçi muhafazakâr partiler yönetti. On yılda bir askerin demokrasiye mola vermesiyle birlikte, ülkeyi sağ iktidarlar yönetmiş olsa da, sistem muhafazakârların üstünde hep baskı uyguladı.

            28 Şubatta asker klasik darbelerden vazgeçmişti ama muhafazakârlar üzerindeki baskı en üst seviyeye çıkmıştı. Rezil günlerdi. Reva görenler tarihe bir utanç sayfası olarak geçti…

            Hırsızlıklar, krizler, askeri vesayet derken muhafazakâr insanların tek kurtuluşu demokrasi ipine sarılmaktı. İstanbul ve Ankara belediyelerindeki başarılı tecrübelerle birlikte vatandaş Refah Partisi kökeninden gelen yenilikçi isimlerde kurtuluşu buldu.

            2002 seçimleriyle birlikte Ak Parti dönemi başladı. İlk 6-7 yıl Ak Parti iktidar olsa da, kurumlara hakim olmadığı için icraatlarının merkezine demokrasiyi, AB değerlerini koydu. Bu dönem Ak Parti döneminin asrısaadeti gibiydi.

            Daha sonra Ergenekon davalarıyla istemeden veya zorunlu olarak Ak Parti FETÖ’nün kumpaslarına alet oldu. Zira E-Muhtıra ve kapatma davasıyla Ak Parti büyük bir travma yaşamıştı. 17/25 Aralık 2013’e kadar yaşanan hukuksuzluklar Ak Parti’nin vicdanlı yanını yaralamıştı. Daha sonra 17/25 Aralık yargı darbesinden sonra halk tasması dış güçlerin elinde olan Fetullah’a şiddetli bir tepki gösterdi ve Erdoğan’ın yanında saf tuttu.

            Eksiklikler, hatalar halının altına süpürülmüştü ama vicdanlardaki yara kapanmamıştı. Sonra 15 Temmuz hain işgal/darbe girişimi yaşandı. Halk yine safını belli etti ve unutulmayacak büyük bir destan yazıldı.

            İşte o tarih Ak Parti’nin vicdanlı yanına dönmesi için bir ümitti ve bu ümitle sistem değişikliğine insanlar evet dedi. Halk vicdanını yaralayan çok şeye rağmen Ak Parti safında yer almıştı. Artık Ak Parti’nin, Erdoğan’ın da bazı şeyleri görmesi gerekiyordu…

            2002’de başlayan hikâyenin sonu, Ak Parti’nin vadettiği gelecek MHP çizgisi mi olmalıydı? Yanlış anlaşılmasın, MHP’yi sorgulamıyorum. MHP gelenekleri olan bir parti. Bir dünya görüşüne sahip. Ama Ak Parti farklı vaatlerle gelmemiş miydi?

            Eğer Ak Parti MHP’lileşecekse, aslı varken surete ne diye oy versin ki insanlar!?

            2002 yılında Ak Parti yola çıktığında kendisiyle yol yürüyen, kendisine fikren destek veren yazarları hatırlayın, bir de şimdikilere bakın. Ak Parti medyanın neredeyse %95’ini eline geçirdi. Deve dişi gibi adamlar yazacak, konuşacak mecra bulamıyor. Sonuç… O %95’i kendileri bile takip etmiyor.

            Secdeye varmaktan pantolonu iz yapmış adamların hepsi inanılmaz servetlere kavuştu. Tamam, servet düşmanı değilim ama 17 yılda yüz bilmem kaç sefer ihale yasası değişir mi? Bana bu ülkede hırsızlıklar bitti… Bittiyi geçtim, azaldı diyecek bir tane Ak Partili bulabilir misiniz?

            Adama özel ihaleler, belediyelerdeki dümenler… 17 yılda devlet 180 milyar dolar ihale yapmış. 130 milyar dolarlık kısmı 5 firma almış. Eşitlik bunun neresinde?

            Doymuyorlar, doymuyorlar, doymuyorlar… Sonradan görme bu din tacirleri zevkin, sefanın dibini görmüşler… Ama görüntüde badem bıyıklarıyla hepimize ahlak satıyorlar, dini her türlü rezilliklerine alet ediyorlar.

            Kendi vekilleri FETÖ borsası oluştu dedi. Gerisini hesap edin. Bu FETÖ resmi kurumlardan özel kuruluşlara kadar her yere sızmış da, ne hikmetse bir tek Ak Parti’ye sızmamış! Vatandaşın bu davalara, soruşturmalara bakışını düşünebiliyor musunuz?

            Her yere imam hatip yapmakla dindar nesil yetişmedi. Hem imam hatipler değersizleşti, hem eğitim bitti. Dindar nesil tartışmaları yerini deist gençlik tartışmalarına bıraktı.

            Allah’ın bir türlü bakan olmayı nasip etmediği bir profesör ünvanlı şahsın adı uyuşturucu baronlarıyla çıkıyor. Tık yok. Bir şey yapılmadığı gibi adam baş danışman yapılıyor.

            En son 81 ilin valisinin 51’i Trabzonluydu. İstanbul’daki ilçelerin belediye başkan adaylarının neredeyse tamamı Karadenizli. Karadenizli müteahhitler köşe olmuş. Bürokrasinin her kademesi neredeyse onlarda. Mecliste kaç vekilleri var, bilmiyorum ama çok olduğunu tahmin ediyorum. Bu memlekette bir tek Karadenizlilerin mi kafası çalışıyor, çok mu şanslılar yoksa ortada açık bir kayırma mı var?

            Yani liyakat hak getire. Bu ülkede Ak Partili ve de Karadenizli değilseniz apartmana yönetici bile olamıyorsunuz!

            Sorsan hepsi de muhafazakâr, dindar…

            Allah Emaneti ehline verin diyor. Sanki haberleri yok!

            Adaleti emrediyor. Sanki bir tek bana söylüyor!

            Kamu malını çalmak büyük günahlardandır, kul hakkıdır diyor. Üç maymunu oynuyorlar!

            Belediye başkanlıklarında, vekillerde Ak Parti’nin kriterini bilen yok. Tamam, doğrudur. Yakınlıklar her zaman ve her yerde etkilidir. Ama vicdanlı, donanımlı birisinin Ak Parti’de siyaset yapmaya gözü keser mi, siz söyleyin.

            Hal böyle olunca, bakan olan bakan olduğunu televizyondan öğreniyor. Bir gün savunma bakanı olan, bir başka gün eğitimin başına geçebiliyor. Damadın hem enerjiden hem de ekonomiden anlamasına şaşırmamak lazım!

            Tanzim satış kuyrukları kurduğunuz bir ülkede seçmenin aklı soğandayken milleti beka sorununa inandırmak da kolay olmuyor tabi!

            17 yıl ülkeyi tek başına yöneteceksin, patlıcanın kilosu 18 TL olmuşken, ülkenin CHP’liler yüzünden beka sorunu yaşadığına milleti inandıracaksın!

            “-Sevgili kardeşlerim, bu seçim bir beka meselesidir…

            -Yani siz daha iyi bilirsiniz, doğrudur. Ama soğan alamıyorum!

            -Tanzim satış mağazaları varlık kuyruğudur!

            -Demek o yüzden 7-8 yıldır iş savaşın yaşandığı Suriye’den bile patates ithal ediyoruz, saman ithal ediyoruz ve nerdeyse milli/yerli tohum kalmadı!

            -Kriz mıriz yok. Kriz için gerekli tedbirleri aldık, alıyoruz!

            -Allah razı olsun, daha ne diyeyim!

-Hah şöyle. Bakın size bir sürprizim var. Biliyorsunuz Rizeliyim. Size çay getirdim!

-Yuppiiiii!”

            Tüm bunlar ve daha fazlası olurken yandaşlar sustular. Daha doğrusu keşke sussalardı. Her şeyi sakladılar. Tüm yanlışlara mazeret buldular, asla uyarmadılar.

            Oysa hep, ümmetimin hilafında hayır var denen bir kültürden geldik deyip, eleştirinin kendilerini geliştireceğini söylüyorlardı.

            Olmadı. Olamazdı. Olmayacak da…

            Çünkü bu ülkede solcular neyse, sağcılar da odur. Kemalistler neyse, muhafazakârlar da odur…

            Bu ülkede temel hak ve özgürlük diye bir dert yoktur. Özgürlük her grup için, sadece kendilerine vardır. Hukuku hiçbiri sevmez. Adaletin olduğu yerde çalamazlar, haksızlıklarına kılıf uyduramazlar.

            CHP büyük şehirleri aldı diye sevinmiyor. Rant el değiştirdi diye seviniyor! Tabelaları farklı olsa da, hepsinin iştahları aynıdır!

            Dün güç başkalarının elindeydi, bunlara baskı kuruyorlardı. Bugün bunlar aynı şeyi yapıyor. Yarına Allah kerim. Ama hiçbir şey değişmeyecek. Sadece zalimlerle mağdurlar yer değiştirecek. Bize de hep Araf’ta kalmak düşecek…

            Ak Parti’ye dönecek olursak…

            Tüm bu yazdıklarımı düşünen bir avuç azınlığı Ak Parti görmezden geldi. Oysa bu insanlar Ak Parti’nin vicdanlı yanıydı.

            Erken seçim olmazsa Ak Parti’nin önünde dört buçuk yıl var. Ya kuruluş felsefesine geri dönerler ve tekrardan bu ülkenin önünü açıp yarınlarımıza ümit olurlar ya da hazin bir sonla yıllarımızı heba ederler.

            Zor değil. Daha önce yapmışlardı. Vicdanlıları dinlesinler yeter…

Bu yazı 1771 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 3 Yorum
  • ahmet çiftçi
    3 ay önce
    tebrik ederim çok doğru söylüyorsun
  • Nezahat Menengiç
    3 ay önce
    Tebrikler, duygularımıza tercüman olan bir yazı kaleme almışsınız.
  • İbrahim
    3 ay önce
    80 milyonun bence dili olmuşsunuz yüreğinize kaleminize sağlık. Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır

Son Yazılar