ÖZELEŞTİRİ YAPMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ
Cemil TURGUT

Cemil TURGUT

ÖZELEŞTİRİ YAPMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ

12 Haziran 2019 - 10:23

Dünyanın en kolay işinin başkasını eleştirmek olduğu, en zor işinin de özeleştiri yapmak olduğu bir gerçek. Nedense insanımız kolayca başkasını eleştirir ama kendisi eleştirilince tahammül edemez ve yaptığı hataları kabullenip özeleştiride bulunmaz. Medeni ölçüler çerçevesindeki haklı eleştiriye aslında herkesin açık olması gerekir. Bu eleştirinin toplumu geliştirdiği de söylenebilir. Tabi ki eleştiri de özeleştiri de samimiyetle yapılırsa değer kazanır.

Şimdi bu genel girişten sonra gelelim ilimiz Ak Parti vekillerinin yaptığı özeleştiriye. 31 mart yerel seçimlerinde Ak Partinin ilimizdeki önemli oranda oy kaybının sebepleri değerlendirilirken bazı Ak Parti vekilleri bu durumu vatandaşa yukardan bakmaya, kibirli davranmaya bağladı. Özellikle bir Ak Parti milletvekili “kibir yüzünden insanların kalbini kırdık, başta il başkanı olmak üzere önceki belediye başkanı ve milletvekillerinin eski yeni hepimizin suçu var” diyerek bir özeleştiri yaptı. Bir diğer eski vekil “gençlerin dünyasına giremedikleri ve gençliği ihmal ettikleri” yönünde bir özeleştiri yaptı. Öyle anlaşılıyor ki ilimiz Ak Parti yönetici ve milletvekilleri ara ara özeleştiri yaparak gaz almaya devam edecekler. Zira Ak Parti Elazığ’da büyük bir oy kaybı yaşadı. Elbette bunun sebebi ortaya konulmalıydı.

Peki en azından şu ana kadar yapılan özeleştirilerde bir samimiyet hissedildi mi, yapılan özeleştirilerin vatandaşta bir karşılığı oldu mu? Bence olmadı. Çünkü özeleştiri yapan vekiller, önce Ak Parti il yönetimi ile eski belediye başkanını hedefe koyup sonra kendilerini adeta geçiştirerek özeleştiri yaptılar. El hak doğrudur il başkanı da eski yerel yöneticiler de tabir yerindeyse burunlarından kıl aldırmadılar. Havalarından geçilmedi. Eski tanıdıklarını görmezden geldiler, tanımazlıktan geldiler. Selam vermediler selam almadılar. Vatandaşı muhatap almadılar, vatandaşa küçük bir tebessümü çok gördüler. Sadece seçimlerde vatandaşı ya da esnafı hatırladılar.  Ne il başkanının ne de belediye başkanlarının seçim dışında bir esnafı ziyaret edip vatandaşlarla sohbet ettiklerini şahsen ben duymadım, görmedim.

Ancak Elazığ vatandaşı vekillere daha çok tepkiliydi. Tabir yerindeyse siyasetin merkezi olan berberlerde, terzilerde, çay ocaklarında, kahvelerde daha çok vekillerin Elazığ’a herhangi bir hizmetlerinin olmadığı, bir katkı sağlamadıkları, vekillerin de kibirli oldukları, onların da il başkanı ve belediye başkanlarından geri kalmadılar yönünde eleştiriler vardı. Şimdi eski ve yeni vekiller yumuşak bir geçişle özeleştiri yaparak tabirimi mazur görün işin içinden sıyrılmaya çalışıyorlar. Halbuki başarısızlığın bir faturası olmalı. Uzakdoğu edebiyatı yapıp istifa etmelidirler falan demiyorum. Bütün vekillerin bir araya gelerek medyaya çıkıp; ilimize yeterince yatırım gelmesini sağlayamadığımız için, ilimizdeki sanayiye destek olamadığımız için, ilimizde Harput, Sivrice, Keban, Karakoçan, Palu, gibi turistik yerler olduğu halde turizmi canlandıracak projeler üretemediğimiz için, yerel yönetimlerle işbirliği yaparak kentsel dönüşümü bir an önce hayata geçiremediğimiz için, artık bir kangrene dönmüş olan trafik problemini çözemediğimiz için velhasıl ilimize yeterince hizmet edemediğimiz için özür diliyoruz demeleri gerekir.

Yerel ve merkezi bürokraside yaptığımız atamalarda ehliyet ve liyakate önem vermeyerek öznesi yüklemi belli olan cümle kurmaktan aciz kişileri bürokrat, rektör, il müdürü, şube müdürü yaptığımız için, atamaları daha çok dost, akraba, arkadaş çevresinden kişileri seçerek yaptığımız için özür diliyoruz demeleri gerekir. Elazığ’ın civar illeri sanayide(Malatya), endüstride(Maraş Antep), turizmde(Tunceli), tarımda (Diyarbakır Urfa Mardin), hayvancılıkta(Bingöl Sütaş), harıl harıl gelişirken bizler Elazığ’a sahip çıkamadığımız için özür diliyoruz demeleri gerekir.  Yanlış anlaşılmasın bu illerin gelişmesi gurur kaynağımızdır. Üzerinde durduğumuz konu Elazığ’ın bölgesinde vekillerin ilgisizliğinden dolayı geri kalması ve gelişememesidir.

Elazığ’ın siyasi tarihine baktığımızda ne yazık ki vekillerin ilgisizliği yüzünden Elazığ hep gerilerde kalmıştır. Atatürk Üniversitesinin 1957’de ilimize kurulması planlanırken Erzurum’da kurulmasından(1957 seçimlerinde Elazığ insanı duyarlı davranmış ve dönemin iktidarına vekil vermeyerek, muhalefet partisine beş vekil vermiştir.) tutun da birçok yatırımın ilimize bir türlü gelememesinin sebebi vekillerin ilimize duyarsız ve ilgisiz olmalarından kaynaklanmıştır.

Bu durumu vatandaşın, öyle küçük yumuşak geçişlerle yapılan özeleştirilerle tolore etmeyeceği, doğrusu 31 Mart’ta verdiği dersle açıkça anlaşılmaktadır. Böyle devam ettiği müddetçe vatandaşın bundan sonraki seçim süreçlerinde daha sert tepki ortaya koyacağı ortadadır. Elazığ insanı, şimdilik muhalefete ilimizde bir vekil vererek Ak Partiye; “Elazığ’a hizmet etmiyorsun, belediye seçimlerinde verdiğimiz oyla bunu anla yoksa bundan sonra yolları ayırırız” mesajı vermekle yetinmiştir.

İlimizde vekillerle ilgili yapılan anketlerde vekillerin oldukça başarısız olduğu ortaya konulmuştur. Bu dönem ve bundan sonraki dönemlerde seçilecek vekillerin artık klasik vekillik yapma lüksü kalmamıştır. İş olsun  diye yapılan özeleştirilerin işe yaramadığını anlayarak ya Elazığ için canla başla çalışacaklar ya da gittikçe kaybeden bir süreçle baş başa kalacaklar vesselam.

 

Bu yazı 719 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar