DİKTATÖRLÜK MÜ DEDİNİZ?
Cemil TURGUT

Cemil TURGUT

DİKTATÖRLÜK MÜ DEDİNİZ?

29 Aralık 2018 - 10:49 - Güncelleme: 02 Ocak 2019 - 11:47

Ülkemizde son yıllarda bir tek adamlıktır, diktatörlüktür tartışması sürüp gidiyor.  Özellikle ana muhalefet partisi her seçimden sonra yenilir ve hemen ardından bir tek adamlık türküsü tutturarak bir müddet yenilginin dikkatini buraya çekmeye çalışır. Hatta zaman zaman bu türküye bazı gazeteci, aydın ve sanatçılar da koro halinde eşlik ederler.

Öyle ki mevcut yönetimi; Bileşik Arap Emirliği, Bahreyn, Umman, Kuveyt, Irak, Libya gibi Arap ülkelerinin adı el sabah el akşam el bilmem ne ile başlayıp on tane isim zikredildikten sonra biten bir onbaşının ya da adı general Emilyano Fernando Gustavyo Pedro Armandariz Angutyo gibi isimlerle biten bazı Orta Amerika ülkelerinin yöneticileriyle bir tutarak diktatörlükle suçlarlar. Ülkede demokrasinin, özgürlüğün olmadığını insanların özel hayatına müdahale edildiğini falan iddia ederler.  Bu iddiaları muhalefet partilerinin genel başkanları veya parti sözcüleri sık sık dile getirirler. Belki bunu bir nebze tolore etmek mümkün. Zira muhalefet partileri uzun bir süredir iktidar yüzü görmediler. Korkutarak bu yolla belki iktidarı yönetimden uzaklaştırmak istiyor olabilirler. Fakat gazeteci, yazar, sanatçı dediğimiz toplumun öncüleri olan, toplumu aydınlatma görevi bulunan kesimlerin, tek adamlık ya da diktatörlük söylemlerini nasıl tolore edeceğiz. Ülke için iyi şeyler yapılıp yapılmadığına aldırmaksızın onlar da objektif davranmadan aynı söylemleri hem de pervasızca dile getiriyorlar. Oysa sanatçı ya da aydın kimliği taşıyanlar; ülkelerine katkı sağlamak, geliştirmek ve topluma öncülük etmek zorundadırlar.

Tartışma daha sıcak. Malum bazı sanatçılar katıldıkları televizyon programlarında cumhurbaşkanına diktatör yakıştırması yaparak ölümle tehdit edip darbe çığırtkanlığı yaptılar. Eski yöneticilerin başına gelen asılma veya zehirlenme gibi ölüm şekilleriyle mevcut yöneticileri tehdit ettiler. Sanatçı duruşlarını ayaklar altına alarak,  hiçe sayarak adeta “darbe niye yapılmıyor, ordu niye yönetime el koymuyor” gibi bir yerlere mesaj vermeye çalıştılar. 

Peki diğer ülkelere baktığımızda ne görürüz? Oralarda da sanatçılar, gazeteciler hoşlarına gitmeyen yönetimlere bizdeki gibi mi davranıyorlar?   Tabirimi mazur görün lütfen işte bu biraz sıkar. Bir sanatçı ya da gazeteci Amerika’da darbe çığırtkanlığı yapacak, halkı sokağa dökmeye çalışacak CIA da seyredecek. İngiltere’de bir sanatçı ya da gazeteci aynı şeyi yapacak MI6 seyredecek. İsrail’de bırakın sanatçıyı gazeteciyi herhangi biri bu çığırtkanlıkları yapacak MOSSAD seyredecek.  Nemi yapacaklar? Durumu anında ulusal güvenlik meselesi olarak lanse edip sanatçı, gazeteci ya da her kimse ya hapse ya da kaza süsü vererek mezara gönderirler. Yıllarca bu tip gerçek olayları gazetelerde okumadık mı, sinema filmlerinde seyretmedik mi? Oysa bizde sanatçı, gazeteci, yazar veya herhangi biri, hükümet yöneticileri hakkında yazılı veya görsel ya da sosyal medyada birçok şeyi söyleyebiliyorlar. Diktatörlük ya da tek adamlığı ABD, İsrail, Rusya gibi davranan bir ülke yönetimi olsa bunu yapmaları mümkün olur mu? Şimdi söyleyin bizim yöneticilerimiz diktatörlük mü uyguluyor?

Bu sanatçı, gazeteci ya da yazarçizer takımı 12 Eylül, 28 Şubat ve 27 Nisan gibi darbe ve darbe teşebbüslerinde neredeydiler? Bu darbeleri kenarından köşesinden eleştirmeye kalkan bazı yürekli yazarları Toros arabalarla ziyarete gelenlerin “senin çocuğun falan okula gidiyor değil mi? Eşin falan iş yerinde çalışıyor değil mi?” Gibi sorular sorarak “biz bir paramiliter gönderir çocuğunu ya da eşini ortadan kaldırırız” demeye getirmiyorlar mıydı? Bugünkü hükümet yöneticileri bunları mı yapıyor?  

Kaldı ki hiç kimsenin hayat tarzına müdahale eden yok. İsteyen istediği gibi giyinip yiyip içiyor. Hatta bazı dini ritüeller ve örtünme gibi inanç değerleri bu dönem mecraından çıktı. Şu anki hükümet artık laik, milliyetçi Atatürkçü bir çizgiye iyice kaymış durumda. Vekil ve belediye başkanı profillerine bakarsanız bunu çok net görürsünüz. Söz konusu kesim niye endişeleniyor anlamış değilim. Hem zaten Cumhurbaşkanı Fasıl Say’ın ocak ayındaki konserine de iştirak edecek daha ne olsun?

Tabi ki yöneticilerimizin hataları var. Tabi ki zaman zaman müdahale etmemeleri gereken ya da sadece bürokratlar tarafından dile getirilmesi gereken durumlar var. Ama bu onları diktatör yapmaz. Beğenmezsek seçimle gönderme şansımız var. Darbelerle bir idareyi uzaklaştırmaya çalışmak hiç kimseye hayır getirmez. Darbeler tarihi boyunca da kimseye hayır getirmemiştir. Belki denebilir ki en çok zarar gören de sanatçı, gazeteci yazar çizer takımı olmuştur.

 

Bu yazı 1678 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar