ŞEHİTLERE SAYGI VE ESAT KABAKLI KONSERİ
Bed­ret­tin Ke­leş­ti­mur

Bed­ret­tin Ke­leş­ti­mur

ŞEHİTLERE SAYGI VE ESAT KABAKLI KONSERİ

27 Mayıs 2020 - 10:35

Bayram Günleri Boyunca Kanal Fırat’ta,

Manas Gönül Evi arşivinden derlenen programlarla tekrar buluştuk…

Kanal Fırat ailesine ve Şener Bulut’a bu katkılarından dolayı teşekkürler.

24 Mayıs 2020 Pazar Günü Saat 20.00’de, (bayramın 1. Günü)

“Şehitlere Saygı ve Esat Kabaklı Konseri…” yayınlandı

Bu konser, hatırlanacağı üzere, 4 Şubat 2017 tarihinde F.Ü.

Atatürk Kültür Merkezinde, “Elazığ Valiliği, Elazığ Belediyesi,

F.Ü. Rektörlüğü, ETSO’nun katkılarıyla;

EMKD, Şehit Aileleri ve Malul Gaziler Derneği,

Ve MANAS Gönülevi’nin işbirliğiyle gerçekleştirilecekti…

Muhteşem bir konserdi…

O konserde, “Harput’u ve Şehadeti…” derinliğine düşündüm!

Yağmur sonrası, topraktan öyle bir koku yayılır ki,

O koku içinize öylesine sindirmek istersiniz ki…

“Harput, Vatandır…”

Harput, Çanakkale’de, Yemen’de, Sarıkamış’ta kıyamdadır…

Anaların seher duası, gözyaşlarında miski amberdir…

Bakara Suresi 154. Ayette şöyle buyrulur;

 “Allah yolunda öldürülenlere “ölüler” demeyin!

Bilakis  (onlar ) hayattadırlar, fakat (siz) anlayamazsınız”

Nisa Suresi, 69 ayette de şöyle buyrulur;

“Kim Allah'a ve Peygambere itaat ederse,

İşte onlar Allah'ın nimetine eriştirdiği peygamberlerle, dosdoğru olanlar,

Şehitler ve iyilerle beraberdirler. Onlar ne iyi arkadaştırlar!”

 

Elazığ Şehrini, kadim Harput’un tarihini şöyle bir tefekkür ediniz?

Elazığ’ın, bir ilke, ideal, bir büyük sevda/ gönül şehri…

Sevda,  “imanla, ihlâsla…” beslenir!

“Şehitlere Saygı Gecesinde” Esat Kabaklıyı can kulağıyla dinlemiştim!

Şunu içten gelerek söyleyebilirim; “Esat Kabaklı, Elazığ’ın “Şehriyarıdır…”

Öyle ki, “Gönül tellerini titreten…” sesi, sedası, sözü, muhabbetidir!

Halkın dili, “Türk’ü söyleyen…” türkülerdir!

O türküler; “tarihim, destanım, efsanelerim, feryadım, çığlığım…”

O türküler,  “asırların söz ilmiği…”  

O türküler,  “acılarım, sevinçlerim,  ağıtlarım…”

O türküler,  “hayatın özü, özeti…”

O türkülerde,  “nasihat…” vardır

O türkülerde,  “dualar, yakarışlar…” vardır

O türkülerde,  “hikmetli- bilge sözler…” vardır

O türkülerde,  “edep, adap, erkân…” vardır

 

Üç Yıl önce, (daha dün gibi) 4 Ocak 2017 Günü, Cumartesi Akşamı…

O günü/ veya o ‘anı’ Bayramın 1. Gününde Kanal Fırat ekranlarında,

Bir daha soluklandık…

Elazığ AKM’de; “şehrin katılımı…” O katılımda,

“Şehitlerimiz… Gazilerimiz için; “BİR NEFES OLUYORDU!”

O ses içten içe ne diyordu?

“Dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldim!”

O ses içten içe ne diyordu?

“Ya dağıt kimsesiz kalan sürünü,

Ya çobansız bırakma Allah’ım!

Bizi sen sevgisiz, susuz, havasız;

Ve vatansız bırakma Allah’ım!

Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,

Müslümansız bırakma Allah’ım!”

O yakarış kâh,  “babanın evlada nasihati…”oluyor;

“BİL OĞLUM…” diye sesleniyordu!

O yakarış kâh,  “tarihin zor meydanlarına…” bizleri götürüyor;

O meydanlar ki,  “şehadetler dinin temeli…” diyordu!

O yakarış kâh,  “Yemen’de, Sarıkamış’ta…” bizleri soluklandırıyor;

O soluklar ki, “en içli romanını…” yazdırıyordu!

 

Bu millet kadar, tarihinde acılar yaşayan;  “başka bir millet…” yoktur!

Şairimiz o kadar içli bir yakarıştadır ki;

"Şu kopan fırtına Türk ordusudur Yarabbi.

Senin uğrunda ölen ordu budur Yarabbi.

Ta ki yükselsin ezanlarda müeyyed namın,

Galip et, çünkü bu son ordusudur İslam’ın."

Mehmet Akif Ersoy’un, İstiklal Marşı’ndaki ilk sözü nedir?

“KORKMA!”

O nida, Sevr Mağarasında Allah Resulün ’den yükselen bir nidadır!

ALLAHUEKBER…

O nidayla başlar, “bizim ezeli marşımız…”

O nida, “hürriyetin…” kendisidir!

O sedayla, yürekler hep bir ağızdan;

“TÜRKİYE’M…”türküsünü terennüm ettiler

O mısralar, “gönül çeşmelerini…”

O çeşmelerin gözelerini doldurmuştu!

Ağla! Ey gönül, bugün sana “ağlamak…” yaraşır!

Ağla ki,  gönüller durulsun!

Ağla ki, vicdanlar; içindeki sızıyı duysun;

O nağmeye, “ses versin!”

O ses bizim sesimiz…

O sevda dolu yürekler, bizim yüreğimiz…

O seste, ‘bütünleşmek’ bir yürek sedasına dönüşmek…

Şairimiz, “şiirinde oğul diye seslenecek!”

“Gün gidende ay gelende gel oğlum

Cihan yanar sen gülende gül oğlum

Bir yol vardır hakk yoludur bul oğlum

Yeri bilmek göğü bilmek bil oğlum

Çabuk büyü çabuk yetiş tez oğlum

Çakal gezen şu dağlarda gez oğlum

Çabuk büyü çabuk yetiş tez oğlum” 

 

Allah Resulü, “Şiirde, hikmet var…” buyuruyorlar

Ahmet Yesevi’de, Yunus’ta, Mevlana’da…

Hak Erenlerinin sözlüğünde şiir için ne diyebiliriz?

“Bilgeler Sözü!”

Öyle bir söz söyle ki, ‘nesiller boyu iz bıraksın’

Rabbim hidayet etti gönlüm ışığa boyandı!

Işığa kanatlandı kelimeler, varlığa uyandı!

Uyanabilmek… Varlığa uyanmak…

 

Bir şair sözüyle seslenmek isterim,

“Çığlığım olmasaydı ne yapardım!”

Nefesin, aşk solumasaydı!

Söyleyin dünya çekilir miydi?

“O halde hayırlı işlerde yarışın” (Bakara, 148)

 “Öyle ise beni (ibadetle) zikredin ki, ben de sizi (rahmetimle) yâd edeyim;

Bana şükredin ve bana nankörlük etmeyin!” (Bakara, 152)

Şiir, şairin sadece iç dünyasından yansımalar değil,

Karakterinin de şifreleridir!

Çanakkale, “bugün toz ile duman!”

Çanakkale, “Yeni bir devrin doğduğu yerdir!”

Şehadet, “bu milletin kıyam halidir!”

O hali yaşamak, ‘deryada damla olma hali…’

“Ete kemiğe büründüm!”

Bu yazı 335 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar