MİZAH KAVRAMI
Bed­ret­tin Ke­leş­ti­mur

Bed­ret­tin Ke­leş­ti­mur

MİZAH KAVRAMI

25 Aralık 2019 - 11:06

Mizah bizim kültürümüzde var olan bir kavramdır…

Mizah sözlükte, “şaka, eğlence, latife, alay, nükte” anlamlarına geliyor.

Bu anlamla birlikte, “Bu özellikleri taşıyan söz, yazı, karikatür, gazete, dergi vb.”

Bir bakıma olayları,  ‘gülünç yönleriyle ele alıp tenkit etme’

Nükteli bir biçimde, ‘eleştirme sanatı’

Öyle bir sanat ki, ‘güldürürken sizleri derinliğine tefekkür iklimine taşır’

Hayatınızın can alıcı noktalarına dikkatle bakmanıza kapı aralar.

 

Bu toplumun dili, o kadar nezih ki,

Duruşu, o kadar vakarlı ki,

“Sitemi naza benzer!” bir üslupta  ‘mizahı’ vardır.

O mizahla da, ‘Edep Yahu’ der.

Öyle ki, “insanları çekiştirmeyi” inancımız yasaklıyor

Hümeze Suresi birinci ayette ne buyruluyor;

“Hümeze olan (insanları arkadan devamlı ayıplayıp çekiştiren),

Yüzlerine karşı (da onlarla) alay etmeyi adet edinen her kişinin vay hâline”

Bizim mizah kültürümüzün çerçevesine baktınız mı?

Gülmüşüz ama sırıtmadan…

Eğlenmişiz ama tevazuu kaçırmadan…

Sevinmişiz ama kırıtmadan…

 

Düşünebiliyor musunuz, ‘bin ahı’ tebessümle ağırlayan, ‘latife…’

Tekrar ediyorum, ‘vakarını koruyan…’ bir tebessüm

Hoşunuza gitmeyen bir yüz ifadesi, ‘somurtan yüz’

Erdemli insanda da, Erdemli bir şehirde de, ‘böyle bir yüz olamaz’

Bizim inancımız, ‘Yüksek bir ahlakı, fazileti, doğruluğu…’ emreder.

Hadis, “Yazıklar olsun milleti güldürmek için yalan söyleyen kimseye,

Yazıklar olsun, yazıklar olsun!”

Mizahın kurgusu, ‘yalan üzerine…’ olamaz/ olmamalıdır.

Hayatı, ‘doğru zemin üzerinde…’ taşıyacağız.

 

Bizim kültürümüzde mizahın temel taşları arasında; Hacivat’la Karagöz oyunları gelir.

Orhan Gazi’nin Bursa’da, ‘kendisinin de nasibini aldığı’ bu orta oyunu zevkle seyrettiğini biliyoruz.

‘eşeğe ters binerken’ tebessüm ile derin bir tefekkürü birlikte bizlere yaşatan,

 Nasrettin Hoca’mızda, ‘mizahın insanla haşır neşir olan dokusunu’ bir daha keşfediyoruz’

 ‘Göle yoğurt çalınır mı’ Birçok şeylerden hicap duyarak ders alırsanız pekâlâ çalınır!

          

Matbaa kültürümüzle birlikte; mizah sanatı önemli bir sıçrama yapıyor.

Ama yine de beş parmağın sayısı kadar azdır, bu yayın organlarımız! 

Seyyah-ı Fakir Evliya Çelebi müstear adı ile yıllarca bu sahada kalem oynatan,

 Merhum Dilaver Cebeci, 21. asrın mizah tarzını yakalayan bir kalemdir!

Albert Camus, “Çekip gidene her şey mizah, bekleyene her şey şiirdir.”

Pythagoras, “Şaka tuz gibidir, ne fazla ne eksik olmalı…”

En nezihi nedir, ‘Orta yol…’ İfrata veya tefrike kaçmamak…

Ankebut Suresi 64. Ayette şöyle buyrulur;

“Bu dünya hayatı hakikatte sadece bir oyun ve eğlenceden ibarettir!”

Kendimizi, ‘ahiret yurduna…’ hazırlayacağız!

Nasıl mı?

Öncelikle, “nefsimizi, öfkemizi, heveslerimizi yenerek…”

Hayata, ‘tebessüm ederek…’ olumlu yaklaşacağız!

J. Veiss, “Mizah; şakanın arkasın saklanmış ciddiyettir.”

John Keats,  Mizah, düşünceyi boyama sanatıdır.”

Friedrich Novalis, “Her şakanın içinde, bir gerçek gizlidir.”

Mizah, ‘gerilimi azaltma sanatı’

Haksızlığa karşı, ‘iyi bir nükte ile cevap verme…’

Bernard Shaw, “gerçekler, dünyanın en komik şakalarıdır!”

Kenan Rıfai, “İnd-i Sânî de, bütün mahlûk tek bir noktadır;

Kâinatın cümlesi bu, nokta’ da bir Nükte’dir.”

Hz. Ali (ra), “Mizah özünde dünyayı gülünç olmaktan kurtarır”

Tebessüme ihtiyacımız ölçüde, ‘hayata limanına olumlu yanaşmalıyız’

Mizah, bizim zarafetimiz, estetiğimiz, inceliğimiz, vakarımızı ifade eder!

“Ettiği müddetçe…” güzeldir.

Bizim sofralarımızda, ‘sohbet’ ve dahası, ‘nükte’ vardır.

Hazlitt, “Nükte, konuşmanın yemeği değil, tuzudur!”

 

Edebiyatımızda, ‘mizah’ vardır.

Ve hem de, bu milletin maşeri vicdanında fırtınaları koparacak derecede bir mizah…

Ziya Paşa, Namık Kemal, Yahya Kemal Beyatlı, Peyami Safa, Ömer Seyfettin,

Yusuf Ziya Ortaç, Orhan Seyfi Orhon, Rıfat Ilgaz, Bedii Faik, Haldun Taner,

Necip Fazıl Kısakürek, Osman Yüksel Serdengeçti,

Arif Nihat Asya vs. sayabileceğimiz daha nice isimler diyelim.

MİZAH,  bizim hayatımızın bir parçasıdır.

Kırıcı, dökücü, yakıcı, zorlayıcı;

Kini ve nefreti telkin edici değil;

Hayata daha güzel, saf bir Anadolu yüreği ile bakışının penceresidir…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı 227 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar