MEVLANA'NIN İLK YURDU ELAZIĞ
Bed­ret­tin Ke­leş­ti­mur

Bed­ret­tin Ke­leş­ti­mur

MEVLANA'NIN İLK YURDU ELAZIĞ

16 Aralık 2019 - 10:54

17 Aralık Tarihi, “Şeb-i Arus” günüdür.

Şeb-i Arus, “Düğün Gecesi”

Hz. Mevlana bu günü, “Hakk’a vuslat” “Yaratana Kavuşma” saymıştır.

Hz. Mevlana bir şiirinde; “Bizim ölümümüz, ebedi bir düğündür!”

Hz. Mevlana’nın aramızdan ayrılışlarının,746. Yıldönümündeyiz…

Yazımızın başına, “Hz. Mevlana’nın ilk yurdu Elazığ!” dedik…

Hz. Mevlana’nın doğduğu yer şimdiki Afganistan’ın Belh Şehridir.

Bizim tarihimizde, “Kubbet-ül İslam” anlamına gelen üç şehir vardır.

Bunlar; Afganistan’da Belh Şehri, Özbekistan’da Buhara Şehri,

Ve Türkiye’de, Ahlat şehridir

Türkistan Coğrafyası, ‘Büyük Mütefekkirleri’ yetiştiren muhteşem bir coğrafya…

Hz. Mevlana (30 Eylül 1207) doğduğu Belh Şehri, ‘Horasan Ülkesi’ olarak da anılır.

Anadolu’nun, ‘manevi mimarları’ Horasan Erenleri…

Merhum Erol Güngör, “Nerede evliya kabri varsa orası Türk toprağıdır.

Evliyası olmayan yerde Türk de yok demektir.”

Anadolu Coğrafyası sizlere, ‘Vecd halini…’ yaşatmaktadır…

O hal ile Anadolu’nun ruhani iklimine yürümek istiyorum…

Manevi bir haz/ bir kutlu doyuma erişmek elbet bizlerin muradıdır…

Hz. Mevlana, Babası ‘Sultanü’l Ulemâ’  (Bilginlerin Sultanı) olarak anılan;

Bahâeddin Veled ve Aile efradı ve yakın dostları ile birlikte Belh Şehrinden ayrılırlar…

Tarihler, 1212 veya 1213 yıllarıdır.  Hz. Mevlana 5 veya 6 yaşlarındadır, henüz…

Yolculuğun ana durak yerlerini işaretlerseniz;

Nişabur, Bağdat, Küfe yolu ile Kâbe… Hac dönüşü, Şam, Malatya…

Nişabur ’da, Feridettin Attar’la görüşülür. Feridettin Attar’ın nefis bir tespiti vardır;

“Hayret… Hayret ki ne hayret… Suphanallah. Koca bir derya, koca bir umman;

Bir ırmağın peşine düşmüş gidiyor. Bir ırmak koca bir ummanı peşine takmış sürükleyip gidiyor” O derya da, Anadolu Coğrafyasına bir medeniyetin yürüyüşünü de görebilir siniz?

Türkistan’dan Anadolu’ya yönünü bulan bir kutlu nehir…

Malatya’dan sonra “Ve…” diyoruz!  Bahâeddin Veled ve Aile efradı ve yakın dostlarıyla;

Mengücek Bey’inin davetiyle; şimdiki Karakoçan İlçemizin “Okçular Beldesine…” gelirler.

Günümüzde ‘Okçular’ Elazığ İlimizin Karakoçan İlçesine bağlı bir köyüdür.

Köyün adı, ‘Okçular’ ismi nereden gelmektedir?

“Selçuklu Sultanı Alaattin Keykubat’ın okçularından Okçu Yusuf’tan gelmektedir…”

Hz. Mevlana’nın ilk mekân tuttuğu bu tarihi yurt; “Okçu Yusufların, Çaka Beylerin,

Hamza ve Bahadır Gazilerin bizlere bıraktıkları kadim yurt…”

Tarihle bütünleşen o güzel insanların evlatları…

Karakoçan İlçemizin ruhaniyetine o kadar sinmiştir ki…

Manevi bir ihtişamı yaşarsınız…

Nisa Suresi 69. Ayette şöyle buyrulur;

Kim Allah’a ve Resul’e itaat ederse işte onlar,

Allah’ın kendilerine lütuflarında bulunduğu peygamberler,

Sıddıklar, Şehitler ve Salih kişilerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaştır.”

Tarih iyi okunmalıdır…  Okudukça da, zamana dokunabilesiniz…

Zamanın değerleriyle hasbi ve kalbi irtibat kurabilesiniz…

Harput denilince hafızalara; “Anadolu’nun Başbuğ’u Belek Gazi gelecektir.”

Tarihçiler Belek Gazi’yi, Selahattin Eyyubi, Kılıç Arslan’la aynı mesabede tutarlar.

İşte Belek Gazi’nin gönül yarenleri; “Okçu Yusufların, Çaka Beylerin,

Hamza ve Bahadır Gazilerin bizlere bıraktıkları güzel Yurt!”

Tarihle bütünleşen o güzel insanların evlatları…

Onları geliniz yâd edelim… Tarihimize, “Sıla-ı Rahim…” yapalım!

Tarihi tefekkür, istikbale nazar etmektir!

Coğrafya da, ‘güveni, huzuru çimlendirmektir’

Manevi bir ihtişamı kalbi olarak hissetmektir.

O vesileyle; Şeb-i Arus törenlerini, “Elazığ Şehrinde…” yaşamak isterim!

Kendi şehrimizi, kendi şehrimizin insanını;

Tarihiyle, kültürüyle, kimliğiyle bütünleştirmek isteriz…

Hz. Mevlana’nın ilk durağı Anadolu’da;

ELAZIĞ-KARAKOÇAN-OKÇULAR BELDESİ OLUYOR…

 

Harput/ Elazığ Şehri, Anadolu Coğrafyasının; ‘Marka Şehridir’

1085’lerden 2019’lara; ‘iz bırakanları…’ yâd edelim!

9 asrı geliniz birlikte nefeslenelim…

Mevlana Ne diyorlar;

“Yeşilliklerden, çiçeklerden meydana gelen bahçe geçici,

Fakat akıldan meydana gelen gül bahçesi hep yeşil ve güzeldir.

Yetmiş iki millet kendi sırrını bizden dinler.

Biz, bir perde ile yüzlerce ses çıkaran bir ney gibiyiz.

Aklın varsa bir başka akılla dost ol da, işlerini danışarak yap.”

Hz. Mevlana için yazdığımız Şiirimizden;

MESNEVİ’DEN OKUR, NEYDEN ÇALARIZ…

Taht şehri, baht şehri, gönül şehrine

Akan nehir içinde Karakoçan! ..

Gökte yıldız, ışık seli mihrine,

O mihre sancaktır, kucak açan! ..

Bu yurtta, Mevlânâ sorula dursun! ..

 

Yüreğini verir, Anadolu’ya

Ki, coğrafya şefkat, vatan soluya

Moğol, Haçlı gibi kopan doluya

Neyden ses verir; kandan yoğrula dursun! .

 

Sultan Bahaeddin Veled atası

Okçularsa, canlara can katası

Yurt olur gönüllere han kıtası

Üç yıl mahreminde aşkla gıdası

Çilesi dertlere sarıla dursun! ..

 

Mevlana’dır, vatanın aşk tapusu

Şems ile açılır gönül kapısı

Anadolu insanının yapısı

Özünde pişmeye varıla dursun! .

 

Bu yürek, kin ile dayanmaz zora! ..

İftira, tefrika, şirk silinmez kara

Şiddet kirdir, pastır, kapanmaz yara! ..

Yaramız, acımız savrula dursun! ..

 

Mesneviden okur, neyden çalarız

Aşk ile mey ile Hây’dan dolarız! ..

Can çıkar huydan, bedenden solarız! ..

Gül yağı çıramız yakıla dursun,

Ecel şerbetimiz içile dursun…

Bu yazı 305 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar