KORONA NASIL BİR BELA…
Bed­ret­tin Ke­leş­ti­mur

Bed­ret­tin Ke­leş­ti­mur

KORONA NASIL BİR BELA…

03 Nisan 2020 - 11:29

Koronavirüs, kasıp kavurmaya devam ediyor

Bir dörtlüğümüzde şöyle,

“Korona geldi, dokundu varına

Ölüm kusar, hiç gitmez mi zoruna

Baharım, hazan mevsimine döndü;

Ah! Gözyaşıyla uyanır yarına…”

Nasıl uyanmasın?

Boğazınızda düğümlenir lokmalar

Tarihler iki Nisan, “vaka sayısı bir milyonu geçti!”

Koronavirüs belası, “ak saçlıları hedef seçti!”

Ülkeler, ‘kendi vatandaşlarının derdinde’

Uçaklar sınır ötesine, ‘tahliyeler için inip-kalkıyor’

Küresel ekonomi, ‘daralma sürecinde’

Büyük hedefler yok artık?

Asrın sloganı, “Evinde Kal!”

Ey İnsanoğlu, ‘kendini izole et!”

Çin’den İtalya’ya… İspanya’dan ABD’ye…

İngiltere’den İran’a…

“Küresel Bela; dur durak bilmiyor…”

(2 Nisan Tarihi) Ülkemde can kaybı,  ‘356…’

Vaka Sayısı, 18 binlerde…

Şair, Bülent Acun ne diyorlar;

“Belaları sürükledin peşinden

İnsanları tez ayırdın işinden

Dünyanın öbür ucundan ta Çin’den,

Buralara nasıl geldin Korona?”

İşlerinden olan insanlar, ‘milyonlar’

Limon misali sıkılmış idealler, dünyalar…

Nerede, “hayırda birbirleriyle yarışanlar!”

Nerede,  “gönül erlerine karışanlar!”

Hey komşu! “Tencerede yemeğin var mı diyenler!”

Mazlum Dünya, ‘ne zaman uyanır?’

Hak yiyenler, ‘ne zaman utanır?’

Şairimiz Ahmet Vural’dan ‘İçli Bir Sesleniş’

“Gelin insanlık için, hak köprüyü kuralım,

Hepimiz kardeşliğe, kati ikrar kılalım,

Ayrılık gayrılığa bentler kuralım,

Nasıl hizaya geldik, küçücük bir virüsle!”

Saflarımız, ‘gönül köprülerinde gizemli…’

Kardeşlik,  ‘ahde vefa’ fedakârlık ruhunda…

Muş Yazarlar ve Şairler Derneği Başkanı,

Mustafa Yıldızoğlu, ‘vicdanlara dokunur mısraları’

“Bu aralar Muşun hiç tadı yok;

Sokakları lanetlenmiş gibi,

Ne sakallı bir dede,

Nede fistanı çiçekli bir nine kaldı.

Ne cami avlusunda tesbih çeken bir ihtiyar

Nede bir ayakkabı boyacısı kaldı.

Ne abdest alan biri

Nede farz namazına koşan

Ne bir cami cemaati

Ne bir cuma heyecanı kaldı

Allahım kullarına bu neyin cezasıydı.

Ölenler yıkanmıyor, Selası verilmiyor,

Namazı kılınmıyor,

Kefene sarılmıyor,

Duayla mezara gömülmüyor,

Taziye si kurulmuyor,

Fatihası okunmuyor,

Yası bile tutulmuyor;

Allahım kuluna bu neyin cezasıydı..

Sen ne yücesin Allahım

Kendi selamını keserekte büyüklüğünü gösterdin.

Sarılmak yok, dokunmak yok.

Sevgiyle kucaklaşmak yok.

Akşam eve girerken anne baba eli öpmek yok.

Yetim bir evladın saçını okşamak yok.

Paylaşmak yok gel gör ki doyanda yok

Kendi evladımızdan kaçar olduk

Allahım kuluna bu neyin cezasıydı.

Kim bu insanların ayarıyla oynadı,

Kim beddua için sana el kaldırdı,

Kim bizi sana havale etti.

Biz nerde yoldan saptık hangi günaha bulaştık.

Sahi biz Müslümanlığı ne zaman terk ettik

Allahım ümmetine bu neyin cezasıydı.”

Bursa’dan, Süreyya Kaya; “Çağın Vebası” şiirinde;

 “Bu imtihan olmasın Resulün Ümmetine

Her secdede niyazım kurulmuş hürmetine

ULU Allah şefaat her kulun himmetine

Şifası sensin YARAB, yalvardım YA HAYY diye”

Rabıtamız hak ile… Miracımız, namaz ile…

Kaban İlçemizden de ‘hasbi bir ses yükselir’

“Her yer salgın denen virüs saçıyor

Dünya âlem zorlu günden geçiyor

Bu bir derstir kim ne ekmiş biçiyor

Ben senin, sen benim için evde kal”

Mücadelemiz, ‘nefsimizle’ olacak!

Bir dörtlüğümüzde;

“Ben olmasın!

Al yanakta ben olmasın

Sen var iken, biz var iken

Her sözün başı ben olmasın!”

Artık, “biz…” olacağız!

Adıyaman’dan Mahmut Aldemir’i dinleyelim;

“Mahmudi secdede duaya durmuş

Sabır deryaları diplere vurmuş

Artçılar atakta nefesler durmuş

Dünyaya musallat Koron Belası”

Bu millet kendi tarihinde, “o kadar çok destan yazdı ki!”

“Göç Destanından Çanakkale’ye…”

“Malazgirt’ten Milli Mücadele’ye…”

Orhun Abidelerinde, “Bilge Kaan’ı dinlerim!”

“Kardeşim Kül Tigin ve Şadlarımla gece uyumadım, gündüz oturmadım.

Aç milleti doyurdum, çıplak milleti giydirdim.

Fakir milleti zengin kıldım.

Yüce Allah irade ettiği için milletimi dirilttim!”

Şimdi söylerim sizlere, “Korona nasıl bir belaysa!”

Bu milletin, ‘o belayı defedecek’ sabır silahı var.

Bu milletin,  ‘güvenilir duruşu’ sağduyusu var.

Bu milletin,  ‘gönüllere şifa veren’ şiir kokan duası,

Yunus sedalı, Mevlana yürekli şuarası var.

 

Bu yazı 796 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar