KASTEN ÖLDÜRME SUÇU, KASTEN ÖLDÜRMEYE TEŞEBBÜSÜN ŞARTLARI VE...
Av. Furkan AKTI

Av. Furkan AKTI

Av. Furkan AKTI

KASTEN ÖLDÜRME SUÇU, KASTEN ÖLDÜRMEYE TEŞEBBÜSÜN ŞARTLARI VE TEŞEBBÜS HALİNDE VERİLECEK CEZALAR HAKKINDA KISA BİR HUKUKİ SOHBET

02 Ekim 2020 - 13:26

Bugünkü yazımda kasten öldürme eski tabiriyle adam öldürme suçunu ve bu suça teşebbüs halinde nasıl bir ceza verileceğini inceleyeceğim. Kasten öldürme suçu ile korunan hukuki değer; “yaşama hakkı”dır. Yaşama hakkının korunması, kişinin diğer temel haklarını kullanabilmesi için de zorunludur. Zira hayat hakkı elinden alınan kimsenin, diğer temel haklarını kullanabilmesi fiilen mümkün değildir.

KASTEN ÖLDÜRME(ADAM ÖLDÜRME)

Kasten adam öldürme suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 81 – 83. maddelerinde düzenlenmiştir. 81. maddede suçun basit hali düzenlenmiş, 82. maddede suçun nitelikli halleri öngörülmüştür. 83. maddede ise, suçun maddi unsuru içinde yer alan “ihmal suretiyle icra” hareketi, ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. TCK. 81. maddesi çok basit bir belirleme ve bir cümle olarak kaleme alınmıştır: “Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.”

Suçu Oluşturan Hareketler ve Neticesi

Kasten öldürme, serbest hareketli bir suçtur. Kanun koyucu ceza normunda hareketin şeklini göstermemiştir. Kasten adam öldürme suçu her türlü şekilde ve her araç ile işlenebilen bir suçtur. Genellikle maddi ve icrai hareket kullanılmaktadır. Öldürmeye yönelik icrai hareket, çıplak elle işlenebileceği gibi neticeyi meydana getirecek herhangi bir araçla da işlenebilir. Ateşli silah, kesici, paralayıcı, delici alet, zehir çoğunlukla kullanılan araçlardır; tabanca, bıçak, zehir bu araçların belirgin örnekleridir. Suç faili bu araçları kullanarak mağdurun vücudu üzerinde ağır tahribat yaratıcı eylemde bulunmaktadır: Tabanca ile ateş etmek, bıçağı mağdurun vücuduna saplamak, zehir kullanmak, boğmak, yüksekçe bir yerden itmek ve parçalayıcı bir köpeği mağdurun üzerine saldırtmak vb… Ancak failce yapılan hareket ölüm sonucunu meydana getirmeye elverişli değilse kişi kasten öldürme suçundan sorumlu tutulmayacaktır. Bu aşamada fiilin teşebbüs aşamasında kalıp kalmadığı incelenecek ve kanunda sayılan teşebbüs haline uygun olduğu kanaati oluşursa teşebbüsten hüküm verilecektir. Çünkü bu suç tipinde ceza normunun yasakladığı netice “ölüm”dür. İşlenen fiil ne kadar ağır olursa olsun ölüm meydana gelmediği sürece kasten öldürmeden bahsedilemez.

Biyolojik Ölüm - Beyin Ölümü Ayrımı

Bu aşamada ölümün ne olduğuna değinmek gerekmektedir. Henüz tam uzlaşılmış olmasa da bu konuda başlıca iki anlayış vardır: Biyolojik ölüm ve beyin ölümü. Yakın zamanlara kadar "biyolojik ölüm" kriteri üzerinde durulmuş ve kalbin işlemez hale gelişi, soluğun kesilişi, hareketin duruşu, şeklindeki netice ölüm sayılmaktaydı. Ancak tıbbi verilere bakıldığında dolaşım ve solunumun durmasına rağmen beyin faaliyetlerinin devam ettiği de görülmektedir. Oluşan bu karışıklık, bilim adamlarını tıpta yeni bir ölüm kıstası arayışına itmiş ve vücut fonksiyonlarının birlikte işleyişini sağlayan beyne verilen önem artmıştır. Böylece ölümün yeni kriteri olarak "beyin ölümü" kıstası ortaya atılmıştır. 1959 yılında 23’üncü Uluslararası Nöroloji Kongresinde H. Mollaret ve M. Goulan tarafından "Coma dépassé" adı altında takdim edilen beyin ölümü, klinik bir tanı olup beyin fonksiyonlarının tam ve geri dönülemez kaybıdır. Organ nakli ile ilgili mevzuatımızda da beyin ölümü ve kriterlerinden bahsedildiğinden, Türkiye açısından beyin ölümü anlayışının kabul edildiğini söylemek mümkündür.

Fiil ile Netice Arasında İlliyet Bağı Gerekliliği

Suçun oluşabilmesi için hareket ile netice arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Fiil ile netice arasında illiyet bağı yoksa failin sorumluluğu yoluna gidilemez. İnceleme konusu suç açısından ölüm neticesi, failin fiilinden kaynaklanmalıdır. Eğer failin hareketi ile ölüm neticesi arasına giren başka nedenler bulunuyorsa o halde artık kasten öldürme suçunun oluştuğundan bahsedilmeyecektir.

Neticenin, birden fazla hareketin etkisi ile meydana gelmesi ya da failin hareketinden önce var olan sebeplerin ve hareketten sonra başka sebeplerin de ortaya çıkması durumunda önemli bir nedensellik sorunu ortaya çıkmaktadır. Sebeplerin çokluğu olarak isimlendirilebilecek bu durumda kimin hareketi ya da kimlerin hareketleri ile netice arasında bağlantının, nedenselliğin bulunduğu, önemli sorunu oluşturmaktadır. Örneğin failin mağdura ateş ederek öldürmeye teşebbüs ettiği bir olayı varsayalım: Bu olayda failin ateş etmesinden sonra, mağdurun yaralanmasına rağmen uzun süre beklemesi ve sonra hastaneye kaldırılması, hastanede de operatörün hatalı şekilde ameliyat etmesi ve son aşamalarda hastabakıcıların yanlış bakımları, ilaçları zamanında vermemeleri sonucunda mağdurun ölmesinde, sebeplerin çokluğu ile karşılaşılmaktadır. Bu durumda, failin hareketi ile meydana gelen netice arasında uygun nedensellik bağının bulunup bulunmadığı araştırılacaktır. Buna göre; failin içinde bulunduğu şartlar, neticenin meydana gelebilip gelemeyeceği yönünde önce objektif tahmin ve takdirle araştırma yapılacaktır. Ancak bununla yetinilmeyip failin de meydana gelen neticeyi bilip bilmediği, isteyip istemediği şeklinde sübjektif konulara da bakılacaktır. Objektif ve sübjektif araştırma olarak adlandırılan bu aşamalarda sübjektif yönden hareket ve netice arasında bilme ve isteme saptandığında, nedensellik bağının var olduğu kabul edilecektir.

Manevi Unsur

Buradaki bilme ve isteme inceleme konusu öldürme suçunun manevi unsurunu oluşturmaktadır. Bu suç, ancak kasten işlenebilir. Türk Ceza Kanunu’nun 21. maddesine göre kast, “suçun kanuni tanımındaki maddi unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi”dir. Dolayısıyla bir kimse bu tanımda belirtildiği gibi yaptığı hareket sonucunda karşısındaki kişinin öleceğini biliyor ve istiyorsa artık kasten öldürme suçunun manevi unsuru gerçekleşmiştir.

KASTEN ÖLDÜRMEYE YÖNELİK HAREKETİN TEŞEBBÜS AŞAMASINDA KALMASI:

Türk Ceza Kanunu’nun 35. Maddesinde “Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur.” hükmüyle teşebbüs hali açıklanmıştır. Kasten öldürmeye yönelik bir hareket içinde de fail, bir insanı öldürmek için elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlamış, ancak daha sonra ölüm meydana gelmemiş veya mağdur yaralanmış olabilir. Ancak bu noktada fiilin “kasten yaralama” mı yoksa “kasten öldürmeye teşebbüs” mü olduğu hususu önem kazanır. Bunun için failin kastının tespiti gerekir. Böyle durumlarda kişinin fiili bir bütün olarak değerlendirmeye tabi tutulup kastının öldürmeye yönelik olduğu sonucuna varılırsa kasten öldürmeye teşebbüs, yaralamaya yönelik olduğu düşünülürse tamamlanmış kasten yaralama suçundan sorumluluk söz konusu olacaktır. Failin kastı esasen kilinin iç dünyasına ilişkin olup her somut olayda değişiklik gösterebilir. Dolayısıyla tespiti son derece zordur ve ispat hukukuna ilişkin dikkatli bir çalışma gerekmektedir.

KASTEN ADAM ÖLDÜRMEYE TEŞEBBÜS İLE KASTEN YARALAMA ARASINDAKİ AYIRIM

Kasten adam öldürmeye teşebbüs ile kasten yaralama arasındaki ayırımı belirleyebilmek için Yargıtay’ın ve doktrinin ortaya koyduğu bazı ölçütler bulunmaktadır. Aşağıda belirtilen ölçütler kullanılarak, bunlardan bazılarının olayda bulunup bulunmamasına göre eylem kasten adam öldürmeye teşebbüs veya kasten yaralama olarak nitelendirilmektedir. Bu ölçütlerin bir kısmı şu şekilde sayılabilir:

  1. Fail ve mağdur arasında bir düşmanlığın, geçmişte önemli bir anlaşmazlığın bulunup bulunmadığı,
  2. Failin kullandığı aletin mağduru öldürmek için elverişli olup olmadığı,
  3. Failin hareketlerine devam edebilme olanağına sahip olmasına rağmen devam edip etmemesi,
  4. Failin kullandığı silahı etkili olarak kullanma olanağına sahip olmasına, örneğin, silahında mermi olmasına rağmen, hareketlerine devam etmemesi veya silahını tamamen boşaltmaması,
  5. Fail ve mağdurun bulundukları yerler, bunlar arasındaki mesafe ve fail atış mesafesi,
  6. Mağdurun vücudundaki yara yeri, yaranın vücudun üç hayati boşluğunda (baş, göğüs, karın) yer alıp almadığı,
  7. Failin saiki,
  8. Failin psikolojik durumu,
  9. Failin olay anındaki hareketleri, kullandığı sözleri,
  10. Eylemin işlendiği zaman.

Bu ölçütler dava konusu olayda araştırılacak, eylemin özelliğine göre kasten adam öldürmeye teşebbüs veya kasten yaralama olarak nitelendirilecektir.

KASTEN ÖLDÜRMEYE TEŞEBBÜSÜN ŞARTLARI VE CEZASI

Yukarıda sayılan hususlar incelenip varılan sonuç itibariyle teşebbüs aşamasında kalındığının ispatı bazı şartları vardır. Bu şartlar oluşmadığı takdirde kişinin teşebbüsten ötürü cezalandırılması mümkün olmayacaktır. Öncelikle failin gerçekleştirdiği fiiller, kasten öldürmeye elverişli olmalıdır. Eğer failin hareketleri tek başına öldürmeye yetmeyecek nitelikte ise fail öldürmeye teşebbüsten ötürü cezalandırılmayacaktır. Bununla birlikte kişinin öldürme kastıyla, öldürmeye elverişli hareketlerin icrasına doğrudan doğruya başlamış olması gerekmektedir. Ardından fail, suçun neticesini, elinde olmayan nedenlerle gerçekleştirememiş olmalıdır. Yani suçun icra hareketlerini elinde olmayan nedenlerle bırakmış olmalıdır. Örnek olarak; birileri araya girmişse, polis gelip yetişmişse veya failin başına bir şey gelmişse ve bu benzeri olaylarda failin elinde olmayan nedenlerle netice gerçekleşmemiş sayılmaktadır. Bu şartlar gerçekleşirse fail o halde teşebbüsten sorumlu tutulacaktır.

Suçun teşebbüs aşamasında kalması esasen cezanın indirileceği anlamına gelir. Teşebbüs halinde uygulanacak cezalar ise şu şekildedir: Eğer suçun temel şeklinin cezası ağırlaştırılmış müebbet cezası ise 13 yıl ile 20 yıl arasında değişen hapis cezasına hükmedilir. Eğer suçun cezası müebbet hapis cezası ise 9 yıl ile 15 yıl arasında değişen hapis cezasına hükmedilir. Suçun cezası müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet değilse o suçun cezası ¼’ü ile ¾’ü arasında değişen oranda indirilir. Burada cezanın alt sınırdan veya üst sınırdan verilmesini belirleyen unsur, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığıdır.

Yukarıda açıklamaya çalıştığımız hususlar doğrultusunda işleyecek süreç meşakkatli ve uzun olabilmektedir. Bu nedenle vukuu bulabilecek bir davada herhangi bir hak kaybına uğramamak adına uzman bir avukat aracılığıyla işlemlerinizi yürütmenizi önemle tavsiye ederim. Bu konu hakkında daha detaylı bilgi için 05538262323 numaralı telefondan ulaşabilirsiniz.

Bu yazı 1714 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar