TÜRKİYE'DE Kİ ''SARI YELEK'' SEVDALILARI
Alpay GÖKÇE

Alpay GÖKÇE

TÜRKİYE'DE Kİ ''SARI YELEK'' SEVDALILARI

11 Aralık 2018 - 12:00

Değerli okurlar malumunuz üzere motorin zammı üzerinden Fransa'da başlayarak Avrupa'nın değişik ülkelerine sıçrayan '' sarı yelek '' halk ayaklanması yaklaşık 20 gündür devam ediyor.

Bu hadise masum bir hak arayışı gibi görünse de temelinde Fransa'nın '' Avrupa kendi ordusunu kurmalıdır '' söylemi ve Suriye politikasında Türkiye ile ortak hareket etmesi yatmaktadır. Dolayısı ile ABD ve İsrail'in Avrupa'ya balans ayarı söz konusudur. Fransa'da başlayan bu halk hareketi ne yazık ki Türkiye'de bir takım çevrelerce sempatik gösterilmeye " orada başarı alındı neden biz de burada yapmayalım " gibisinden yaklaşımlarla sokak hareketine itibar kazandırılmaya çalışılıyor.

Bazı sanal sitelerde " sarı yelek fiyatları ucuzladı, sarı yeleklere talep arttı " söylemleri üzerinden algı oluşturuluyor. Fazla sayıda alımların olduğu, stoklar yapıldığı da gelen duyumlar arasında. Ülke olarak ekonomik manada Fransa'dan daha büyük sıkıntılar yaşıyoruz. Bize yansıtılan zamlar çok daha astronomik düzeydedir. Yaşam standartlarımız Fransa ile kıyaslanamayacak kadar kötüdür.

İktidarın ülke yönetiminde bir çok konuda hatası, eksiği, kabahati vardır bunların hepsi gün gibi aşikar. Halk olarak yaşanan bu olumsuz gelişmelere elbette tepki verilebilir. Bir takım çalışmalar yürütülebilir, çeşitli platformlarda en yüksek perdeden dile getirilebilir, ülke yöneticilerinin dikkati çekilebilir ama sokak olaylarına yeltenmek taşlı, sopalı, molotoflu eylemleri dile getirmek son derece tehlikelidir.

Bunu fırsata çevirmek isteyecek mahfiller her daim olacaktır.. Gezi olaylarında ak ile kara kadar farklı grupların nasıl bir araya geldiğini, hangi terör örgütlerinin sokaklarda yerini aldığını gördük. Yine çeşitli istihbarat örgütlerinin olayların tırmanması için ne denli faaliyetler yürüttüğüne şahitlik ettik. " Fransa'da eylem yapıldı netice alındı biz de yapalım " diyenler şunu iyi bilmelidir; Fransa'nın emperyalist güçler tarafından bölünüp, parçalanması tehdidi yoktur.

Fransa'nın kendisi emperyalist bir güç olup batı ülkesidir. Fransa ya da herhangi bir batı ülkesi düştüğünde başına üşüşecek akbabalar, sırtlan sürüleri yok. Türkiye, Fransa ile kıyaslanamayacak kadar tehlikeli bir bölgededir. Etnik ve mezhepsel sıkıntılar hala çok taze ve kaşınmaya müsaittir. Fransa'nın yanı başında hiçbir ülke Suriye'nin, Irak'ın yaşadığı kaderi yaşamadı. Bizim coğrafyamız için çizilen haritaları, yazılan senaryoları biliyoruz. Ülkemize aynı kaderi yaşatmak için bekleyen, azgın köpek misali salya akıtan çok ülke var.

Bunlar göz önüne alındığında bir macera aramak getiriden ziyade hayallerimizin ötesinde olumsuzlukları beraberinde getirir. Belirli çevrelerin bu ayaklanmayı özendirilir hale getirmesi anlaşılır ve halis niyetli değil.

Türkiye henüz bağırsaklarını " FETÖ - PKK - KCK - DHKPC " gibi parazitlerden temizlememiştir. Ülkemizin içeriden ve dışarıdan gelebilecek tehditleri bertaraf etmesi için 5-10 yıl gibi bir zamana ihtiyacı vardır. Tepki, eleştiri mekanizmasını işletmek gayet doğaldır fakat bunun zemini kısıtlı tutulmalı, hukuk sınırlarını aşmayacak doğrultuda olmalıdır. Önümüzde bir yerel seçim var.

Seçimler iktidara tepki ve mesaj verme açısından önemli bir enstrümandır. Sandıkta verilecek her tepki oyu taştan, molotoftan, sokak hareketlerinden daha tesirlidir. Bir hak arayışı olacak ise bu sandık yolu ile demokrasi ve hukuk zemininde olmalıdır. Oyunuzun rengi değişsin ama yeleğinizin rengi değişmesin..

Diğer türlüsü ülkeyi ateşe atmak olur...

Hepimiz çok dikkatli olmalıyız, çevremizde yaşanacak bu denli gelişme ve algılara geçit vermemeliyiz..

Bu yazı 1713 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • Nuray YETGİN
    11 ay önce
    Kaleminize sağlık ... Degindiginiz gibi tepkimizi sandıklarda vermeliyiz , sokaklarda degil .
  • Nuray YETGİN
    11 ay önce
    Kaleminize sağlık ... Degindiginiz gibi tepkimizi sandıklarda vermeliyiz , sokaklarda degil .

Son Yazılar