KEHANET GERÇEKLEŞİR Mİ?
Alpay GÖKÇE

Alpay GÖKÇE

KEHANET GERÇEKLEŞİR Mİ?

08 Ağustos 2018 - 12:33

Rahmetli Özal'ın bir savı vardı. Özal; ''büyük hatalar yapılmaz ise 21.yy Türklerin yüzyılı olacak '' diyor. Yazar Alev ALATLI ise bu savdan yola çıkarak '' LiYAKAT sorununu aşarsak Özal'ın tezi gerçek olabilir '' diyor...

Liyakat kelimesi son yıllarda çokça zikredilmeye başlanmış Sayın  ERDOĞAN'ın sıkça kullanması ile muhafazakar kesimde de önemli rağbet görmüştür. Her ne kadar söylem noktasında popülerliğini korusa da eylemde çok kabul görmemiştir.

Önce ''liyakat'' nedir buna bakalım.. Liyakat TDK ya göre; layık olma, yakışma, yeterliliğe sahip olmak demektir. Ülkemizde insan tercihi liyakate mi, sadakate mi, yoksa daha farklı olgulardan esinlenilerek mi yapılıyor üzerine uzunca konuşulması gerekiyor.

Devlet mercilerinde yukarıdan aşağıya görev dağılımı yapılırken layık olma, yeterli olma, yakışma, dürüstlük, çalışkanlık gibi referanslar esas alınmalıyken bizim ülkemizde alınan referanslar ne yazık ki şöyledir; '' Bizim köylü müsün, bizim cemaatten misin, bizim partili misin, bizim düşüncede misin, bizim akrabamız mısın, Ankara'da kimin var ''?

Diploma, alınan puan, okunan iki üç üniversite mi dediniz? Burada susayım ben! Benzer kriterler halk siyasetçileri seçerken de geçerlidir.

Halkımız için asıl önemli olan kendine, çocuğuna, gelinine damadına, beldesine sağlayacağı kazanımlardır. Devletin vatanın, milletin çıkarları öncelikli değildir. Aldanmayın sanal mecrada vatan, millet, bayrak edebiyatlarına.

Kolay ve ucuz geldiği için hoyratça terennüm edilir bunlar. Zahmeti iki satır yazmaktır. O nedenle çok kullanırız. '' Vatanını en çok seven görevini en iyi yapandır '' diye benim de çok sevdiğim bir söz vardır.

Yine bir söz '' bu ülkeyi para ve makam için çalışanlar değil VATAN için çalışacaklar kurtaracak '' der. Gelin görün ki insanımızın tek derdi para ve makam olmuş durumdadır. Herkes kolay yoldan para kazanmanın, işten kaytarmanın derdindedir. Liyakat olmazsa olacak zaten budur. Devletin iş bilmeyen insanlar elinde çökecek olması kimsenin umurunda değildir. Devlet çöker ise millet nasıl ayakta kalır ki!?

Bu gidişin neticesinde de '' bu ümmet, bu millet, bu ülke, bizler neden bu haldeyiz'' diye sorarlar bende buna şaşıp kalıyorum.. Yani ne bekliyor sunuz, nasıl olmamız lazım dı? Sanırım maydanoz ekerek karpuz olmasını beklemek sadece bize özgü bir durumdur.

Bu işe meydan verenler belli ki içinde bulundukları hengame ve şaşaalı yaşamlarından dolayı yedikleri kul haklarının, aldıkları ahların pek farkında değiller. Bir işi ehli dururken hakkı olmayana vermek hem büyük işkence, hem büyük vebal, hem de ülkeye ihanettir.

3. Mustafa; ''Yıkılıpdur bu cihan sanma ki bizde düzele, Devlet-i çerh-i deni verdi kamu müptezele, Şimdi ebvab-i saadetle gezen hep hazele, İşimiz kaldı heman merhamet-i Lem Yezel'e" Günümüz Türkçesinde meali; "Yıkılıp gitmektedir bu dünya, sanma ki bizde düzele, Aşağılık felek tümden bıraktı devleti müptezele, Şimdi saadet kapılarında gezenler hepten alçaklar, İşimiz artık kaldı Allah'ın merhametine." diyerek Devlet-i Aliye de iş tutanların iş bilmediklerine atıfta bulunur. O dönemde de ahval aynıymış besbelli..

Konuya dönersek..

Rahmetli Özal o ifadeyi gelişi güzel söylememişti. Türkiye'nin içinde bulunduğu jeopolitik, kozmopolitik konumu, 21. Yüzyıl güç değişkenliklerini, iç dış dinamikler harekete geçtiğinde neler yapabileceğimizi bildiği için ifade etti.

ALATLI ise, o kehanetin gerçekleşmesinin LİYAKATE bağlı olduğunu söylüyor. Ülkemize ve dünyaya baktığımda dünyanın yeni bir güce ihtiyacı olduğunu ve bu gücün Türkiye olmasının önünde engeller olmadığını söyleyebilirim.

Zemin müsait ama Sn ALATLI'nın dediği de çok doğru önce LİYAKAT.

Bu da insanımızın zihniyet devrimi ile olacak..

Bu yazı 767 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar