HEPİMİZ İLERİ DÜZEYDE HASTAYIZ...
Alpay GÖKÇE

Alpay GÖKÇE

HEPİMİZ İLERİ DÜZEYDE HASTAYIZ...

09 Ekim 2018 - 09:41 - Güncelleme: 09 Ekim 2018 - 11:18

Hastalık denince aklımıza hemen insanlardaki fizyolojik sorunlar geliyor. Durum böyle olmakla beraber benim ifade etmek istediğim aslında tıbbi ve fizyolojik sorunlar değil. İnsanların çeşitli hastalıkları olduğu gibi toplumların, cemiyetlerin de çeşitli hastalıkları vardır.

Nasıl ki insanda var olan tedaviye muhtaç sorunlar insanı çökertip işlemez hale getiriyorsa bu milletler için de geçerlidir. Bugün millet olarak her yerimizi çeşitli hastalıklar, virüsler ele geçirmiş milleti ve devleti işlemez hale sokmuştur.

Bunların en başında ise makam, mevki, saltanat, para, şan, şöhret, kibir gibi virüsler vardır. Bir de makama, saltanata, şana, şöhrete giden yolda her şeyi mübah kabul etme, her türlü olumsuz filli sıradan görmek var ki bu hepimiz adına en acısı.

Siyaset; toplumlarda var olan hastalıkları iyileştirme, sorunların kronikleşmesine giden yolda çözümler üretme sanatıdır. Tüm milletlerde var olan siyaset ve bürokrasi, millete hizmete giden yolda araç olurken ne yazık ki bizde akrabaya hizmete giden yolda bir araçtır.

Dahası kendimize çıkar sağlamaya giden bir basamak halini almıştır.. Durum böyle olunca hepimiz siyasette ve bürokraside köşe kapmaca yarışına girmiş durumdayız. Amacın çok da anlatıldığı gibi vatana, millete hizmet olduğunu düşünmüyorum.

Bu biraz saf ninnisi gibi geliyor bana. Neye istinaden böyle düşünüyorum açıklayayım; Bir ülke düşünün milyonlarca üniversite mezunu boşta olsun, bir iş bulabilmek için iki üç üniversite bitirsin, bir baba işsiz olduğu çocuğuna okul kıyafeti alamadığı için intihar etsin ve bu ülkede bir belediye başkanının 76 yaşında ki annesi devlet kadrosunda çalışıyor olsun.

Bu durumu hangi izah kurtarabilir, hangi vicdanda kabulü olur siz cevap verin. Bunun nasıl bir açgözlülük olduğunu nasıl bir vatanseverlilik duygusu ile örtüştüğünü anlamaya çalışıyorum ama nafile anlayamıyorum. Hep birlikte fikir jimnastiği yapalım bunu biz ve Arap toplumundan başka yapabilecek farklı bir medeniyet var mı sorusuna cevap arayalım.

İçimize sinmese de cevabımız '' hayır '' olacak.. Ahval böyle iken muasır medeniyetler yolculuğunda nasıl mesafe alacağız, çocuklarımıza nasıl temiz bir Türkiye bırakacağız, geleceğe nasıl umutla bakacağız bu sorulara cevap veremiyorum.

Ne zaman asıl gündemimiz bu konular olacak, ne zaman neşter bu yaralara değecek zamanı gelmedi mi diye düşünmeden edemiyorum. Mevcut durum sadece bir bireyle sınırlı değil benzeri örnekleri çok fazla. Eski Milletvekillerinden Mehmet METİNER'in akrabalarına kamuda iş bulmasına atfen yaptığı '' Siz Cuma hutbelerinde Allah hiç şüphesiz yakınlarınıza bakmayı koruyup kollamayı emreder ayetini duymadınız mı '' açıklaması hala kulaklarımızda çınlıyor..

Devlet erkanından kimse '' Sn METİNER bari Allah'ı ve yüce dinini necis düşüncelerinize kılıf yapmayın '' demedi. Ya da '' Allah başkasının hakkını gasp ederek, emek hırsızlığı yaparak mı yakınlarınıza iş temin edin dedi '' diyemedi..

Torpil, adam kayırma, iltimas yine milletimizin kanserli urlarının başında geliyor. Konu bu minvalde dolanıyorken siyasete, bürokrasiye neden zengin insanlar talipli olur bunu da pek anlayamam. Siyaset millete, devlete hizmet ise neden bunu yapması gereken insanlar hali vakti çok yerinde aç gözlü, gözünü para pul hırsı bürümüş insanlardan seçilir bunun da üzerine ayrıca konuşmak gerekir.

Köylü Ahmet'in gariban Mehmet'in, patik örerek evladını okutan, dilinden Allah'ı, kalbinden imanı düşürmeyen Ayşe anaların çocukları neden siyaset de makama gelmez? Neden hep ahbap çavuş ilişkilerinin ürünü olan ihale takipçileri, hırsı imanını, servet aşkı doğrularını aşmış insanlar gelir anlamıyorum.

Ya bunu sorgulama yeteneğine erişmemiş beyinler yığınına ne demeli! O da ayrı bir yaramız.. Hep Asya, Avrupa toplumlarının bu noktalarda müspet duruşlarını örnek veriyoruz. Neden bu toplumlarda bahsettiğimiz hastalıklar yoktur? Neden akrabalarına, kendi çıkarlarına hizmet eden siyasiler yoktur?

Neden tüm öncelikleri milli çıkarlarıdır?

Bizim dinimiz tüm menfi hasletleri men etmesine, bahsi geçen toplumların din olguları bizim nezdimizde kabul görmemesine rağmen neden onları etkilemiyor da bizim her yanımıza sirayet ediyor diye hiç düşündük mü? Mesele din değil tabi ki,mesele bizim kişisel arzu, heva, aç gözlülüğümüz merkezli.

Aşamadık, kendimizi geçip millet merkezli bir siyaset zeminine erişemedik. Para, makam, mevki şan şöhret için yapmayacağımız göze almayacağımız hiçbir şey yok. Hepimiz hastayız hem de çok ileri düzeyde.

Vatan, millet, bayrak, din, devlet mefhumlarını gidin 76 yaşındaki annesini üç kuruş için vebale sokan, ahiretini bir parça et, bir parça ot, bir parça bez için ateşe atan Ak Parti Kilis Belediye başkanından ve onu hala o görevde tutanlardan sorun eminim verecek bir cevapları vardır..

Umarım '' ama biz kaldırım yaptık, şu kadar km yol çalışmasında bulunduk, kaymak gibi asfalt serdik, park bahçeleri güzelleştirdik, harika binalar inşa ettik muhabbetine girmeden asıl konuya gelirler..

Bu yazı 869 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar