COŞKUNUZ HİÇ BİTMESİN
Ahmet KIZILKAYA

Ahmet KIZILKAYA

COŞKUNUZ HİÇ BİTMESİN

21 Ağustos 2017 - 13:39 - Güncelleme: 28 Ağustos 2017 - 12:13

Altınordu maçını niçin kaybettiğimizi, Eskişehirspor maçını da nasıl kazandığımızı sebepleri ve sonuçlarıyla iyi analiz edersek takımla ilgili hedef ve beklentilerimizi daha gerçekçi olarak ortaya koyarız diye düşünüyorum. Olayları sebep-sonuç bağlamında yeterince sağlıklı irdeleyemiyor olmak, bizim toplum olarak önemli bir eksiğimiz. Hele futbol maçları için bunu söylemek çok daha kolay. Hak edilmiş galibiyetimize sevinelim, doğrularımızı takdir edelim, ancak eksik yönlerimizi doğru tahlil edelim. Edelim ki sevinç ve mutluluğumuz sezon sonuna kadar devam etsin. Elazığspor, sezona yarıdan fazlası yenilenmiş bir takım olarak başlarken, ilk iki haftada oynadığı iki rakip, uzun zamandır bir arada oynayan ve oturmuş kadrolara sahip Altınordu ve Eskişehirspor’du. İlginçtir, henüz organize bir takım olma boyutuna gelmemiş Elazığspor, her iki rakibi karşısında da özellikle karşılaşmaların ikinci yarılarında daha çok pozisyona giren ve coşkulu oynayan taraftı. Bu, oyuncuların iyi niyetli çabaları kadar, rakip takımların iyi analiz edilmesinin de bir sonucu. Düşünün iki maçta da geriye düşen Elazığspor, ilk yarılarda rakiplerle başa baş bir oyun ortaya koyarken ikinci yarılarda hem taktik varyasyonlar hem de fizik kondüsyon açısından iki rakibine de üstünlük sağladı. Eskişehir’in yeni ve modern stadyumunun halıyı andıran mükemmel zemininde oyunu önde kuran Elazığspor,  maça arzulu ve istekli başladı. Hücumda genişlik prensibi doğrultusunda Andreas Tatos’un önderliğinde kanatları iyi çalıştırıp çok adamla hücum etmeye çalıştı. Ancak takımın orta sahasının henüz iyi bir kıvamda olmaması özellikle de Elmar Bjarnason’un henüz istenilen seviyede olmaması orta sahamızın yeterli dinamizme ulaşmasını engelledi. Birbirinden uzak oynayan hücum oyuncuları hem dikine oynamada hem de kanat organizasyonlarında yeterli organizasyonu ilk yarı boyunca sağlayamadılar. Kendi sahamızdan atağa kalkarken ve hücum esnasında rakibe kaptırdığımız toplar kalemizde büyük tehlikelere yol açmadıysa bu, rakip takımın beceriksizliği kadar, Erkan Zengin gibi fark oluşturan bir oyuncudan yoksun olarak oynamalarının da bir sonucuydu. Ancak yine de yediğimiz gol bu türden bir hatamızın sonucuydu. Rakibin uzun topuna orta alanda kimsenin müdahale edememesi ve defans oyuncularımızın pozisyon hatası yapması, giderilmesi gereken önemli bir eksiğimiz. Rakibi orta alanda bu kadar boş bırakıp, kendi ceza alanımıza bu kadar kolay sokmamamız gerekir. Tandemin ikilisindeki iki stoper oyuncumuz Mehmet Yiğit ve Erman Bulucu’nun direnç ve arzusuna bek oyuncularımız da katılırsa çok daha sağlam bir defans hattı olacak Elazığspor’un. Sezona başlarken yaptığım yorumlarda ve yazdığım yazılarda Erman Bulucu’nun Elazığspor’un tam isabet transferlerinden biri olduğunu belirtmiştim.  Mehmet Yiğit’in hırslı oyun anlayışına sağlamcı duruşuyla eşlik eden Erman Bulucu, attığı golle de yeteneğini ve coşkusunu ispatladı. Usta işi bir korner vuruşu gerçekleştiren Andreas Tatos kadar, iki stoper oyuncumuzu da gol organizasyonundaki becerileri nedeniyle tebrik etmek gerekir. Bütün bir ilk devre boyunca rakibin ve bizim gol olabilecek üçer pozisyonumuz vardı ki iki takım da bunlardan ancak birer tanesini gole dönüştürebildi. *** Maçın ikinci yarısına, beklendiği gibi,  evinde kazanmak isteyen Eskişehirspor daha atak ve organize olarak başladı.  Francis Ofeodu’nun oyununa diğer forvet oyuncusu Bruno Mezanga eşlik edemeyince Eskişehirspor’un hızı da kazanma güdüsü de gittikçe azaldı. Hele 60. dakikadan sonra organize olmaktan çok bireysel çabalarla gol arayışına girmeleri, hem onların takım potansiyelini düşürdü hem de bizim deplasmanda daha çok top yapmamıza ve kanat bindirmeleriyle rakip alana akmamıza ortam hazırladı. Eskişehirspor’un ikinci yarıdaki en net gol pozisyonu bir yan topta kaptan Onur Güney’in bireysel hatasının sonucunda oluştu ki bu pozisyonun golle sonuçlanmaması bizim adımıza büyük bir şanstı. Oyun berabere devam ederken bu pozisyon sonucu golü yesek bugün başka şeyleri konuşuyor olacaktık. Yaptığı değişikliklerle maçı kazanma iradesini ortaya koyan teknik direktör Mehmet Altıparmak, rakibin kondüsyonunun düşmesiyle birlikte takımı daha ileriye taşıyacak hamleleri yaptı ve Elazığspor, en iyi bildiği hücum organizasyonlarına yani kanat bindirmeleriyle rakibin arkada bıraktığı boşlukları değerlendirmeye yöneldi. Bunu da 60. dakikadan maçın sonuna kadar Tom Wellington ve Andreas Tatos’ la önemli ölçüde başardı. Hele Tom Wellington’un uzun pasını kovalayan Andras Tatos’un kaleciyle karşı karşıya kalıp golü yapacağı sırada kaleci tarafından düşürülmesi ve orta hakem Turgay Kaan Numanoğlu’nun bunu kırmızı kart yerine başka bir gerekçeye dayandırarak sarı kartla cezalandırması, maç boyunca iyi bir yönetim gösteren hakem için de bizim adımıza da bir talihsizlikti. Sonuç olarak Elazığspor bir hafta önce evinde atak oynayıp bireysel hatalar sonucu kaybettiği  bir maç sonrası zorlu Eskişehir maçını doğru bir stratejiyle ve rakipten daha akıllı oynayarak kazandı ve geçen haftaki yazımda da belirttiğim gibi takım olma yolunda gittikçe daha iyi bir noktaya geleceğinin sinyallerini bu maçta da gösterdi. EKSİKLERİMİZ *Elazığspor mevcut oyuncu kadrosuyla takım oyununu başardığı ölçüde başarılı olacaktır. Bireysellikten çok yardımlaşmayı ön plâna almamız şart. *İki maçta rakiplerin girdiği gol pozisyonun iki katı pozisyona girip bunlardan sadece ikisini değerlendirebilmemiz takımın golcü oyuncu eksikliğini net biçimde ortaya koyuyor. Elazığspor’un bana göre biri pivot özelliğe sahip olmak üzere iki golcü oyuncuya ihtiyacı var. *Kaleci Soner, iki maçta yaptığı kurtarışlarla güven verdi ama uzun lig yolculuğunda iyi bir kaleciye daha ihtiyacımız var gibi görünüyor. Soner’in yokluğunda kaleyle ilgili bir endişemiz olmamalı. *Elazığspor arkada boşluk  bırakan her takıma karşı başarılı olur, ama arkada boşluk bıraktığımız her maçta rakipler de bize cezayı keser. Özellikle Mehmet Yiğit’in çok ileri çıktığı durumlarda Erman Bulucu arkada yalnız kalmamalı, bek oyuncularımız pozisyon ve markaj hatası yapmamalı. *Yan toplardaki eksikliğimiz gidermemiz şart. Uzun boylu stoperlere sahip takım adam ve alan paylaşımında en az hata seviyesine ulaşmalı. Bir sonraki yazımda buluşmak dileğiyle sevgiyle ve huzurla kalın..    

Bu yazı 3051 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar