ANKARA'NIN DEĞİL ELAZIĞ'IN GÜCÜ
Ahmet KIZILKAYA

Ahmet KIZILKAYA

ANKARA'NIN DEĞİL ELAZIĞ'IN GÜCÜ

28 Ağustos 2017 - 16:30

Elazığspor, Ankaragücü maçını kazanarak hem bayrama hem de milli maç arası tatiline mutlu ve umutlu girdi. Ligin ilk iki haftasında kaybettiği ve kazandığı maçlarda da umut veren bir oyun ortaya koymuştu Elazığspor. Takımın yarısından fazlasının değiştiği bir ortamda uyum sorunu beklenenden daha erken çözülmüşe benziyor. Geçen yıldan beri belli ölçüde başarıyla uygulanan 4-2-3-1 sistemi bu yıl yeni katılan Serkan Kurtuluş, Erman Bulucu, Elmar Bjarnasson, Andreas Tatos, Jeffrey Sarpong ve Mertan Caner Öztürk gibi oyuncularla daha başarılı bir şekilde uygulanacağının sinyallerini veriyor.

Tabi bu noktada Tom Wellington ve Berk Yıldız gibi iki kanat oyuncumuzun takımın hücum futbolundaki katkılarını da unutmamak lâzım.

Ankaragücü maçı da bu beklenti ve umutla başladı. Deplasmanda kazanılmış Eskişehirspor maçının morali, takımın geleceğine dair güçlü beklenti ve Elazığ Belediyesi’nin maç sonrası ulaşım hizmeti vereceği haberi, taraftarın önceki maçlara oranla daha bir coşkulu ve sayısal çoğunlukla tribünlerde yer almasını sağladı.

Teknik direktör Mehmet Altıparmak, Ankaragücü maçı da dahil geride kalan üç maçta kafasındaki 11’i çok değiştirmedi. Hem kadro istikrarı hem de belli bir ritim yakalamış takımı bozmamak doğru bir anlayıştır. Bu nedenle maça çıkan kadroda cezalı Serkan Kurtuluş’un yerine Adem Alkaşi, Lucio Maranhao’nun yerine de Mertan Caner Öztürk rotasyonu anlayışla karşılanmalıdır. Elbette zaman içerisinde form düşüklükleri, sakatlıklar ve cezalı duruma düşen oyuncular gerçeği hocanın tercihlerinde birtakım değişmelere veya güncellemelere yol açacaktır. Uzun lig sezonu boyunca bunlar doğaldır.

Elazığspor’un geride kalan üç maçta ortaya koyduğu futbolda göze çarpan en temel faktör, takımın maç kazanma isteği ve oyuncuların coşkusu. Sahaya çıkan her oyuncu gibi sonradan oyuna girenler de dahil tüm takım, maçı kazanmak adına iyi niyetle ve coşkuyla elinden geleni yapıyor. Altınordu maçı kaybedilmiş olmasına rağmen daha çok pozisyona giren, daha çok isteyen ve daha coşkulu oynayan taraf Elazığspor’du. Deplasmandaki Eskişehirspor maçı da öyle. Geriye düşen takım, hırsla ve azimle maçı koparıp almasını bildi.

Ankaragücü maçı, mücadelenin şekli bakımından ilk iki maça göre daha farklı özellikler taşıyor. Rakip de bizim gibi önemli ölçüde yenilenmiş bir ekip. Üstelik onlar henüz uyum sorununu halledememiş ve ilk iki maçta kazanamamış bir takımdı maç öncesi. Eski oyuncumuz Lanre Kehinde’nin futbol ahlâkı ile örtüşmeyen hareketi sonrası 19.dakikada oyundan ihraç edilmesi, rakip adına bir talihsizlik iken bizim adımıza belki de galibiyeti kolaylaştıran bir faktör oldu. Yalnız bu, Elazığspor’un coşkulu, akıllı ve arzulu oyununu ve aldığı galibiyeti gölgede bırakmamalı.

Elazığspor önceki maçlarda olduğu gibi bu maçta da ilk yarıda rakibi ölçen, onun futbol anlayışını anlamaya çalışan, bu arada kendi oyun karakterini sahaya yansıtan bir çaba içinde oldu. Bu anlamda ilk yarı daha ilk dakikada Mertan Caner Öztürk’le yakaladığımız ve gol olabilecek bir pozisyonla başladı. O pozisyon golle sonuçlansa belki maçın kaderi daha ilk dakikada değişebilecekti. Bununla birlikte Elazığspor, ilk yarı boyunca kazandığı gol dışında birkaç gol girişiminde daha bulundu.

                                                                                          ***

Elazığspor’un kazandığı ilk gol, daha önceden çalışılmış ve sahada başarıyla uygulanan bir organizasyonla geldi. Tom Wellington’un kullandığı korner vuruşunun Elmar Bjarnason tarafından arka direğe gönderilmesi ve orada Mertan’ın doğru yerde duruşu ve kafayla topu kale çizgisinden içeri sokması görsellik bakımından da taraftarları mutlu eden bir andı. Bu, futbolun akıllıca ve basitçe oynandığında nasıl sonuç alınabileceğinin de bir göstergesi aslında. Elazığspor açısından temel kazanım, futbolu basit oynamaya çalışması ve duran top organizasyonlardaki uygulama başarısı.

                                                                                       ***

İkinci devre, önceki maçlarda olduğu gibi Elazığspor’un daha fazla rakip alana aktığı, daha fazla gol denemesi yaptığı, coşkuyu artırdığı bir devre oldu. Sonradan oyuna giren Jeffrey Sarpong’un bir gol atıp mutlak bir golü kaçırması ve yine aynı oyuncunun mükemmel bir şutunun kaleci tarafından son anda kornere gönderilmesi görsellik ve adrenalin anlamında maçın en güzel anlarıydı. Eksik kalan rakip, zaman zaman sert oynayarak, kenar yönetimi de yaptığı oyuncu değişiklikleriyle Elazığspor karşısında denge kurmaya çalıştıysa da, hem sayısal eksiklik hem Elazığspor’un maçı kazanma arzusu hem de uyum sorunları, onlara bu fırsatı vermedi.

EKSİKLERİMİZ

Beklenenden daha önce birtakım uyum sorunlarını çözmüş görünen Elazığspor, coşku ve arzuyla oynadığı her maçta kazanma potansiyeline sahip bir takım. Ancak bu, eksiklerimizi ve yanlışlarımızı görmeyi de perdelememeli.

Bir defa gerek kalecimizin gerek defans dörtlümüzün geriden oyun kurma becerisini ve anlayışını geliştirmesi lazım. Tandemin ikilisinde görev yapan Erman Bulucu daha sağlam ve garanti top oynama anlayışında haklı belki ama günümüzün modern futbolunda oyun, stoperlerin geriden oyun kurmasıyla başlıyor. Özellikle bek oyuncularımız ve Mehmet Yiğit, oyunu başlatmada daha çok inisiyatif almalılar.

Uzun degajlar topun bizde daha çok kalması düşüncesiyle çelişiyor. Deplasman oyunlarında buna daha çok başvurulabilir ama içeride alan paylaşımı ve topu daha doğru kullanma becerimizi geliştirmek zorundayız.

Elmar Bjarnason ve Alpaslan Öztürk, gitgide daha iyi bir uyum içinde olacaklarını gösterdiler. Ama yan paslar ve rakibin oyununu bozmadaki başarı, oyunu dikine oynamada da kendini göstermeli. Bu iki oyuncumuzun bu anlamda Andreas Tatos’un orta sahadaki yükünü hafifletmeleri gerekiyor.

 Kanat oyuncularımızın hızla çıktığımız anlarda getirdikleri topla buluşmada henüz iyi bir noktada değiliz ve hücumda çoğalma anlamında belirgin bir eksikliğimiz var. Orta alan oyuncularımız blok halinde çıkmayı başardıklarında rakip kalede daha çok görüneceğimiz ve daha çok gol pozisyonu üreteceğimiz kesin.

Tom Wellington ve Berk Yıldız bu takımın çok değerli iki oyuncusu, ama topla çok fazla oynama alışkanlıkları zaman zaman rakibin geri dönüşleri kolayca yapmasına yol açıyor. Oysa topun daha elverişi durumdaki oyuncuya aktarılması topun bizde daha çok kalmasını sağlayacak ve oyun hakimiyetinin bizde olması avantajını getirecektir.

Elazığspor şu ana kadar kanat organizasyonlarını belli ölçüde başarıyla uyguluyor, ancak rakiplerin bu özelliğimizi düşürmek adına alacağı önlemler bizi sıkıntıya sokabilir.  Bu nedenle alternatif hücum planlarına ihtiyaç var.

Hepinizin önümüzdeki günlerde kutlayacağımız Kurban Bayramı’nı tebrik ediyor, bir sonraki yazımda buluşuncaya kadar sevgiyle ve huzurla kalmanızı diliyorum.

 

 

 

 

 

Bu yazı 2829 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar