YAVAŞ AMA ÇOK YIKICI İLERLEYEN GİZLİ HASTALIK:PARKİNSON

YAVAŞ AMA ÇOK YIKICI İLERLEYEN GİZLİ HASTALIK:PARKİNSON

BAŞAK MERAL GÜNDÜZ/Parkinson ilerleyici bir hastalıktır ve dolayısıyla zaman ilerledikçe belirtiler kötüleşir ve hastanın yaşam kalitesi olumsuz yönde etkilenir. Ancak doğru tedavi sayesinde, çoğu hasta normal hayatını uzun yıllar boyunca sürdürebilir.

02 Ekim 2017 - 14:38

Parkinson’un belirti ve bulguları saptanır saptanmaz tıbbi görüş almak önemlidir; böylece tedavi seçeneklerini en iyi şekilde değerlendirmek mümkün olur.Özel Doğu Anadolu Hastanesi Doktorlarından Nöroloji Uzmanı Emrah ÖZDEN Parkinson hastalığı hakkında gazetemize açıklamalarda bulundu;

Hocam, Parkinson önemli bir beyin hastalığı. Ünlü boksör Muhammed Ali ile birlikte tanıdığımız hastalık...

Hatta Adolf Hitler... Nedir Parkinson Hastalığı? Belirtileri Nelerdir? Genetik Bir Hastalıkmıdır? Sadece Yaşlılarda mı Görülür?

Parkinson Hastalığı, bir beyin hastalığı,beynin''nörodejeneratif'' yani seçici hücre kaybıyla oluşan hastalıklar arasında hareketi etkileyen bir numaralı hastalık...Bu hastalıkta beynin tümü etkilenmiyor.Özellikle başlangıç dönemlerinde beynin çok kısıtlı bir bölgesinde hücre ölümü söz konusu..Bu bölge,hareketlerin uyum içinde ve akıcı bir şekilde yapılmasını sağlayan bir bölge.Etkilendiği zaman da hareketler akıcı ,uyumlu olmuyor,tutuk hale geliyor.Bu hastalıkta kuvvet üretilmesinde ,kasların gücünde sorun yok.Sorun üretilen kas gücünün,kuvvetin doğru kullanılmasında.Kendilerini iyi gözleyen hastalar derler ki,''Aslında gücümde kuvetimde sorun yok.Taşı sıksam suyunu çıkarırım ama elimi kullanmakta,el becerisinde sorun yaşıyorum''.

Parkinson hastalığı erişkinlerde Alzheimer hastalığından sonra ikinci sıklıkta görülen nörodejeneratif (sinir hücre harabiyeti sonucunda gelişen) bir hastalıktır. Parkinson hastalığının görülme sıklığı 55-60 yaş üzerindeki nüfusta %1 ‘dir. Bu oran oldukça sabit olmasına karşın, yaşam süresinin uzaması dolayısıyla toplumda yaşlı nüfusunun artması Parkinson hastalarının sayısında da artışa neden olmaktadır. Parkinson olgularının % 5 ila 10’u kalıtsaldır ve genetik tipler genellikle 40 yaş öncesinde başlar.

Parkinson hastalığının belirtileri ve tedavisi,

Burada dikkat çekmek istediğim önemli bir husus var; “Parkinson yaşlılık hastalığıdır” düşüncesiyle, genç bireylerdeki hareket yavaşlığı belirtisinin gözden kaçırılmaması gerekir. Genç hastaların da tanı almaları ve tedavi ile günlük hayatlarını başkalarına bağımlı olmadan sürdürebilmeleri önemli. Parkinson hastalığının temel belirtisi hareketlerde yavaşlamadır. Buna ek olarak eklem hareketlerinde katılık, titreme erken dönemde ortaya çıkan başlıca belirtilerdir. Hastalığın ileri dönemlerinde denge bozukluğu yaşanabilir.

Tanı doğru konulmuş ise parkinson hastalığı tedaviye çok iyi cevap verir. %90’ların üzerinde iyi yanıt alınır. Tedavi; ilaç tedavisi, cerrahi tedavi ve diğer yöntemler olarak sınıflandırılabilir. Hastalıkla ilgili çok çeşitli ve etkili ilaçlar olduğu için tüm bu tedavi planlarının bu konuda deneyimli bir nörolog tarafından yapılması önemlidir. 
Hastanın mevcut bulgularından hangisinin baskın olduğu, hastanın yaşı, çalışma hayatı, diğer hastalıkların varlığı tedavinin planlanmasında çok önemli kriterlerdir. İlaç tedavisinde asıl amaç eksik olan dopaminin yerine konulmasıdır. Bunun beyne kolay geçebilen levodopa hali kullanılır. En etkili ilaç budur ancak ilacın başlangıç dozu ve verilecek hastanın seçimi, sonraları ortaya çıkacak ciddi yan etkiler için çok önemlidir. Ayrıca dopaminin bağlandığı reseptörlerde benzer etkiler gösteren pramipeksol, ropinirol, pribedil, kabergolin, bromokriptin, lisurid, apomorfin gibi dopamin agonisti denilen ilaçlar vardır. Bunların bir kısmı yan etkileri nedeniyle günümüzde fazla kullanılmaz. Bunların dışında dopaminin yıkımını engelleyen (MAO-B) inhibitörleri, COMT inhibitörleri gibi ilaçlar ile antikolinerjikler ve amantadin isimli ilaçlar da kullanılabilir.
 

Bazı hastalarda ilaç tedavisi ile yeterli yanıt alınamazsa veya ilaçlara bağlı istemsiz hareketler gelişmişse cerrahi tedavi yapılabilir. Bunlar beyinde bazı özel çekirdeklere yönelik yakma cerrahisi (talamotomi, pallidotomi) veya özel bazı çekirdeklere elektrot yerleştirerek buralara stimulus gönderme (talamik stimulasyon, pallidal stimulasyon ve subtalamik stimulasyon gibi) şeklindedir. Cerrahi tedaviler özellikle bazı parkinson hastalarında iyi bir tedavi seçeneği olarak kullanılır ancak ameliyatın kime ve nasıl yapılacağı  kararını vermek çok önemlidir. 

Parkinsonun tedavisinde kullanılan yeni yöntemler var mı? Kök hücre çalışmalarında son durum nedir?

Hastalığın tedavisinde yer alan ilaçlar hastalığı durduramamaktadır, ancak belirtileri hafifleterek hastanın günlük yaşam faaliyetlerini rahat sürdürebilmesine yardım ederler. Yirmi yıl önce Parkinson hastalığı tanısı koyduğumuzda hastaya günlük işlerini görebildiği sürece ilaç başlamaz, tedaviyi ertelerdik. Günümüzde bu yaklaşım kabul görmemektedir. Çünkü hastalığın erken evresinde tedaviye başlandığında dopamin eksikliğinin beyinde oluşturacağı diğer işlev bozuklukları geciktirilebilmektedir.

Bu da hastalığın daha ılımlı seyretmesini sağlamakta, hastanın yatağa bağımlı hale gelmesini önleyebilmektedir. Tedavide kullanılan bazı ilaçların birkaç yıl sonra yüz ve gövde de istemsiz hareketlere, ilaç etkisinin bittiği saatlerde de yavaşlık ve katılığın şiddetlenmesiyle hastanın “kapalı” duruma geçmesine yol açtığı iyi bilinmektedir.

Bu “açık-kapalı” dönemleri gün içinde sık yaşayan hastalar için derin beyin uyarımı ameliyatı planlanabilir. Bugün gerek ilaç gerek cerrahi tedaviler hastalık belirtilerini hafifletmeye yöneliktir, hastalığın seyrini durduramaz demiştim. Ancak gelişmiş araştırma merkezlerinde aşı ve gen tedavileri üzerinde çalışmalar yoğun bir şekilde devam etmektedir. Birkaç yıl sonra bu tedavilerden bazılarının hastalığı durdurmak üzere bizim pratiğimize de gireceğini düşünüyorum. Çok merak edilen kök hücre çalışmaları ise henüz Parkinson hastalığındaki hücre yitimini onaracak bir çözüm getirmemiştir.

Parkinson hastalarınıza egzersiz, özellikle de dans, yoga ve Tai Chi yapmaları öneriliyor. Bunların hastaların yaşam kalitesinin artırılmasına faydaları nelerdir, tedaviye ve ilerlemenin yavaşlatılmasına katkısı önemli oranlarda mıdır?

Parkinson hastalığının orta ve ileri evrelerinde yürüyüş bozuklukları, denge kusurları ortaya çıkar, bunu düşmeler izleyebilir. Denge, yürüyüş ve duruşu korumanın en iyi yolu egzersiz ve hareket etmektir. Uygun tedavilerle birlikte Parkinson hastaları uzun yıllar yaşamını sürdürebiliyor ve Parkinson hastalığının teşhis ve tedavisi ülkemizde oldukça iyi bir düzeyde bulunuyor, dünyada yaygın kullanılan yöntemler ülkemizde de SGK kapsamında gerçekleştiriliyor.

Hareketleri yavaşlatan kısıtlayan bir hastalık,

Parkinson hastalığı hareketleri yavaşlatan, kısıtlayan bir hastalıktır. Hastalık nedeniyle fiziksel aktivitelerini aza indirgeyen olgularda eklem sorunları gibi mekanik nedenler de hastanın bağımsız hareketini azaltabiliyor. Dolayısıyla Parkinson fizyoterapi ve egzersizin tamamlayıcı tedavi olarak kritik önemde olduğu bir hastalık.  Parkinson hastalığında Yoga ve Tai Chi gibi fiziksel aktivitelerin ve dans etmenin yararlı olduğuna ilişkin bilimsel kanıtlar giderek artıyor.

Yine genel vücut çevikliği açından yürüyüş, yüzme gibi sporları öneriyoruz. Dansın hastalığa etkisi üzerine yapılan çalışmalarda da dans kurslarına katılan hastaların katılmayanlara kıyasla denge ve hareketliliklerinde ilerlemeler kaydedildiği saptanmış durumda. Müzik ve dans, denge sorunlarının azaltılmasında beyne yardım etmektedir.

Sporcularda, düzenli olarak spor yapanlarda Parkinson görülme oranları nedir? Spor yapmak ileri yaşlarda hastalığa yakalanma riskini azaltır mı?

Sporcular üzerinde yapılmış bu şekilde bir araştırma henüz yok, ancak genel anlamda düzenli ve hatta yapılandırılmış egzersizin Parkinson hastalığı başta olmak üzere pek çok yaşla ilişkili nörodejeneratif hastalıkta ve normal yaşlanma sürecinde nöron hücreleri ve bunların oluşturdukları ağsal devrelerin düzenli ve sağlıklı işlev görmesi üzerine olumlu etkileri bilinmektedir. Bu nedenle hastalığa yakalanma riskinde olmasa da hastalık sürecinin kendisini göstermesinde olumlu bir etkisi olabileceği öngörülebilir. Bununla beraber günlük düzenli egzersizin bazı genetik çeşitler için koruyucu etkisi olabileceğini düşündüren bulgular vardır.

Parkinson hastalarında beden hareketlerinin, egzersizin tedaviye etkisi ilaç tedavisi kadar önemlidir diyebilir miyiz?

Parkinson hastalığı temelde hareket bozukluğu olduğu ve beyinde aksayan hareket devreleri ile ilgili olduğu için hareket egzersizleri tabii ki tedavini vazgeçilmez bir parçasını oluşturur. Bu gereklilik hastanın tanı aldığı zamandan itibaren geçerlidir, yani düzenli egzersizler tüm vücudu çalıştıran tempolu yürüme, yüzme, aerobik gibi sporlar genel anlamda baştan beri tercih edilir.

Ancak hastalık ilerledikçe ve özellikle denge bozukluğu, yürürken kilitlenme, gövdede öne doğru eğilme, konuşma bozukluğu gibi ilaca kısmen veya yetersiz cevap veren daha karmaşık hareket problemleri tabloya eklendikçe programlı ve daha profesyonel destek gerektiren egzersizler ilaç kadar önem kazanır.

Son olarak Parkinson hastalarına önerileriniz neler olacaktır?

Parkinson hastalığı ile mücadele etmede erken teşhis, fizyoterapi ve egzersiz, uygun ilaçlarla doğru tedavi seçiminin uzmanlarca yapılması çok önemli. Böylece hastalık önemli ölçüde kontrol altına alınabiliyor ve yaşam kalitesi yükseltiliyor. Parkinson hastaları için egzersiz ve hareket çok önemli. Egzersiz sadece yürüyüş, denge, duruşu düzeltmekle kalmaz, Parkinson hastalığının depresyon, durgunluk, yorgunluk ve kabızlık gibi diğer belirtilerini de olumlu etkiler. Hareketsizliğin davet edeceği kalp damar hastalıkları ve kemik erimesine karşı da koruyucu işlev görür.

Hareket önemli ama yorgunluğa da dikkat etmek gerekir. Yorgunluk, Parkinson hastalığına eşlik edebilen bir unsurdur ve yaşam kalitesini olumsuz etkiler. Parkinson hastası günü programlı yaşamalı ve mutlaka egzersize zaman ayırmalıdır. Bununla beraber günde en az bir istirahat dönemi olmalıdır. Bir işe başlarken veya işin bitiminde ya da her ikisinde dinlenebilirler.

Parkinson Türkiye’de yeterince biliniyor mu? 

Maalesef Türkiye’de Parkinson hastalığı çok iyi bilinmiyor. Daha çok Alzheimer Hastalığı ile karıştırılıyor. Dünyada 5 milyon, Türkiye’de 100 bin civarında Parkinson hastası olduğu tahmin ediliyor. Her yıl yaklaşık 10 bin civarında hastaya yeni teşhis konuluyor. 2030’da bu rakamın iki katına çıkacağı tahmin ediliyor. Buna rağmen hastaların sadece yarısı tedavi görüyor. Çünkü çoğu kişi, hasta olduğunu kabullenmediğinden bir kısmı da doktora gitmeye çekindiğinden tedavi görmüyor. Bu yüzden de hastalık hakkında farkındalığın arttırılması büyük önem taşıyor.Ülkemizde hastaların yarıya yakın bir bölümünün hastalığı tanımadığı için hekime gitmediği ve tedaviden yoksun kaldığına dikkat çeken Tokçaer, önümüzdeki 20 yılda yaşam süresinin uzaması ve buna bağlı olarak ileri yaş nüfusun artması sonucunda bu sayının iki kat artacağını, bu nedenle hastalık hakkında toplumda bilincin artmasının önemli olduğunu vurguladı.

Unutmayalım, “Parkinson son değildir. Yaşayacak çok yıllarınız var. Birlikte yürüyelim.” 

TEŞEKKÜRLER...

 

Bu haber 500 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
POTANIN PERİLERİ'NDEN HAKİMİYET'E KUTLAMA
POTANIN PERİLERİ'NDEN HAKİMİYET'E KUTLAMA
KUDÜS MÜSLÜMANLARINDIR
KUDÜS MÜSLÜMANLARINDIR