PEDOFİLİ, AĞIR VE HIZLI CEZA GEREKTİREN BİR SUÇ!

PEDOFİLİ, AĞIR VE HIZLI CEZA GEREKTİREN BİR SUÇ!

Nisa Yılmaz/Psikiyatrist Prof. Dr. Murad Atmaca, pedofili vakalarının önemli bir suç teşkil ettiğini söyleyerek, ağır ve hızlı hukuki yaptırımlar gerektirdiğini söyledi. Toplumun pedofiliye karşı bilinçlenmesi gerektiğini söyleyen Atmaca, özellikle çocukları bu konuda bilinçlendirmenin önemli olduğunu söyledi.

16 Mart 2018 - 14:09 - Güncelleme: 18 Mart 2018 - 13:33

Pedofili vakaları giderek artan toplumsal bir suç haline geldi. Cinsel istismarda bulunan pedofilleri toplumda diğer insanlardan ayıran özellikler ve cinsel istismara uğrayan çocukların göstermiş olduğu davranış değişikliği hakkında bilgiler veren Psikiyatrist Prof. Dr. Murad Atmaca, pedofili, halk dilinde “sübyancılık” olarak bilinen çocuklara yönelik cinsel taciz hakkında sorularımızı yanıtladı.

 

Cinsel istismar nedir?

Çocuğun psikososyal gelişimini tamamlamadan 0-18 yaş aralığında, psikolojik veya fiziksel olarak yetişkin bir kişi ya da akranı olmayan kişiler tarafından cinsel haz amacıyla zorla ya da kandırılarak cinsel etkileşime maruz bırakılması.

Çocuk İstismarının Dünya Sağlık Örgütüne göre tanımı; “Çocuğun sağlığını, fiziksel ve psikososyal gelişimini olumsuz etkileyen bir yetişkin, toplum ya da devlet tarafından bilerek ya da bilmeyerek yapılan tüm davranışlara çocuk İstismarı denir.”

 

Pedofili nedir?

Pedofiller, cinsel açıdan tatmin olabilmek için ergenliğe girmemiş çocuklara fiziksel ve cinsel temasta bulunur. Pedofiller, ergenlik dönemine girmemiş bir çocukla ya da çocuklara karşı tekrarlayıcı, şiddetli, uyarılma ya da cinsel istek duyarlar.

 

Pedofilinin ortaya çıkmasında geçmişte yaşanan benzer bir durum söz konusu olabilir mi?

Pedofilisi olan kişiler, daha önceden bu tarz bir olaya maruz kalmış olma ihtimalleri var. Böyle bir şey olmasa bile genellikle çocukluk döneminde cinsel yönden ya da fiziksel yönden sıklıkla istismar edilen, kötüye kullanılan, ebeveynden ya da büyük kardeşlerden ciddi anlamda fiziksel bir istismara maruz kalan genelde olumsuz çocukluk yaşantıları her türlü tipi olabilir. Olumsuz çocukluk yaşantıları ve travmalar geçiren kişilerin ileride bir pedofilli olma ihtimali yüksek. Bu dönemde hem pedofili hem de cinsel sapkınlıkların ortaya çıkma ihtimali hem de bizim kişilik bozukluğu dediğimiz bozuklukların ortaya çıkma ihtimali çok fazla artıyor. İyi, sağlıklı, mutlu ve güvenli bir ortamda çocukluk dönemi geçirmeyen kişilerde bu tarz bozukluklar meydana gelebiliyor. Cinsel sapkınlıklarda, kişilik bozukluklarında bunu çok daha sık görebiliyoruz.

 

 

Pedofili, ruhsal bir hastalık olarak tanımlanıyor. Pedofili suç mu, hastalık mı?

Pedofili, psikiyatrik literatür açısından baktığımızda tanı sınıflandırmalarımızda bir tür “cinsel sapıklık”. Cinsel sapıklık da psikiyatrik bir hastalık. Bu açıdan baktığımızda hastalık boyutu gündeme getiriliğinde, “hafifletici” bir nedenmiş gibi düşünülüyor. Pedofiller, işledikleri suçlar nedeniyle herhangi bir cezai indirime sahip olan kişiler değiller. Çünkü bizim ruhsal bozukluklar içerisinde akli melekelerini kullanmayı engelleyecek nitelikte ibaresiyle geçen; şizofren gibi bipolar bozukluk gibi ya da zeka geriliği gibi hastalıklar grubundan olmadığı için bilinçli bir şekilde işlenen bir suç vardır. Mesela kişilik bozuklukları da bu grubun içerisinde yer alır. Psikopat dediğimiz antisosyal kişilik bozukluğu olanlar da suç işlemeye meyilli kişiler. Bu kişiler de işledikleri suçun cezasını tam olarak alır. Herhangi bir ceza indirimi söz konusu değil çünkü akli melekeleri ortadan kaldıran bir durum değil. Ortada bilinçli olarak gerçekleştirilen bir eylem söz konusu. Örneğin kişi, kendi isteğiyle alkol içtiği zaman akli melekeleri biraz etkilenebilir ama bu esnada işlediği bütün suçlardan sorumludur. Bununla karşılaştırıldığında akli melekeleri hiç etkilemeyen bir pedofili bozukluğu, yaptığı bütün eylemlerden sorumludur.

 

Pedofilinin tedavisi mümkün mü?

Pedofili için tedavi imkanı oldukça kısıtlı. Ama dürtüsel davranış bozuklukları olduğu için dürtüselliği azaltan psikiyatrik tedavi yaklaşımları genelde yararlıdır. Çok uzun süreli ilaç tedavileri ve beraberinde psikoterapiler kısmen yarar sağlayabilir. Çünkü bu tür hastalıklarda tedaviye cevap beklemek çok mümkün değil.

 

Pedofili ve diğer istismar türlerinin önlenebilmesi için eğitimciler ve hukukçular, eğitime ve hukuki yaptırımlara dair uygulamalar hakkında görüş bildiriyor. Psikososyal açıdan siz nasıl değerlendirirsiniz?

Toplumun cinsel istismara karşı eğitilmesi gerekiyor. En önemlisi; istismar edilen çocukların ya da genç erişkinlerin bu konuda bilinçlendirilmesi başlı başına bir önem taşıyor. Hangi davranışın taciz içerikli olduğu, hangisinin olmadığının ayırt edilmesine yönelik bir eğitim, çocukluk çağından itibaren verilmesi lazım. Son günlerde medyada da çok fazla bu konu yer aldığı için eğitim sistemi içerisine bir şekilde bunları da dahil edelim mi? Örneğin; hangi profildeki insanların tacizci olma ihtimali yüksek, bir taraftan hangi davranışlar tacize gidildiğinin göstergesi, hangisi gerçek bir sevgi göstergesi…

Buna yönelik teknik eğitimler belki çocuklarımız ve gençlerimiz için yararlı olabilir. Bir de işin hukuki boyutu var. Böyle bir durumun bizim başımıza gelmesiyle çok fazla reaksiyon gösterebileceğimiz bir durum. Böyle bir durum için hukuki açıdan yaptırımların önemsenmesini ben de önemsiyorum. Bir insan, yaptığı eylemin karşısında ceza alacağını bilirse o davranışları tekrarlama ihtimali artar. Kişiye, işlediği suçtan hemen ceza verildiği takdirde, cezanın geç verilmesine göre ciddi ve hemen gerçekleşen cezalar, davranışların pekişmesini engeller. Tereddüt etmeden, ertelenmeden, tereddüte düşürmeden anında ve yüksek cezalar yararlı olacaktır bu konuda.

Çünkü psikolojide de şöyle bir kuram var; eğer bin insan yaptığı bir şeyin cezasını hemen çekmeyip, ödülünü hemen alıyorsa o davranışı tekrarlar. Çocukların teknolojik aletlerle çok oynadığından şikayet duyarız. Çünkü ödülü, zevki hemen alıyorlar. Cezasını ne zamanlıyorlar, karne döneminde. Ödülü hemen, cezası geç olduğunda tekrarlanma ihtimali de artıyor. Bu pedofili için de geçerli. Kişi, cezayı yüklü ve hemen almalı.

 

Cinsel istismar, süregelen bir davranış mı?

İstismarcı, bir defa yakalanmıştır ama hukuka teslim edilmemiştir. Bu kişinin bu davranışa devam etme ihtimali hala yüksektir. Eğer bu kişi, yaptığı davranış nedeniyle ödülü hemen alıyor, cezayı geç alıyor veya hiç almıyorsa bu davranışı devam ettirir. Bunun önüne geçmek lazım. Hukuki açıdan konuşulan ise ceza niteliği taşıyan şeylerin gündeme gelmemesi. Davranışın tekrarını önlemek için caydırıcı cezaların mutlaka verilmesi gerekiyor.

 

Cinsel istismara karşı insanlar ve çocuklar nasıl eğitilmeli?

Bu konuda anne ve babalara çok önemli görevler düşüyor. Eğitimcilere de düşen bir görev bu. Eğitimciler bu konuda çocukları, ilkokuldan itibaren eğitmesi gerekiyor. Soyut düşüncenin gelişme dönemi, 5-6 yaşlardan sonra o dönemde çocukları çok iyi bir şekilde eğitmeye başlamalı.

Öncelikle çocuklardan tanımadığı insanlarla birlikte yalnız kalma ihtimalini arttıracak her yerden kaçınmalarını istemek. Erişkin bir insan, tanımadığı insanlarla bir arada bulunabilir. Ama çocukların tanımadığı insanlarla bir arada bulunmasının bir gerekliliği yoktur. O yaşlarda bunu çocuğa öğretmemiz gerekiyor. Tanımadığı insanlarla yalnız başına bir ortamda bulunma zorunluluğu yok çocukların, böyle bir zorunlulukta kalan çocukların hemen o ortamı terk etmesi ve dikkatli olması gerektiğini söylemek.

Bir çocuğun tanımadığı bir erişkinle fiziksel temasta bulunmasına da ihtiyaç yoktur. Çocukların tanımadığı biriyle fizik temasının bulunmasına izin verilmemesi gerekiyor. Tabi bunun istisna olduğu durumlar var. Örneğin alışverişte parayı verip karşılığında bir şey alabilir, böyle bir iletişim tabii mümkün. Çünkü bu noktada da engellemeye kalkarsak çocuklarda ileride paronoidliğin temelini oluşturur. Sadece yabancılarla olan iletişiminde fiziksel aktivitesine dikkat etmesi ve temasta bulunmaması gerekiyor. Buna ihtiyacının olmadığını çocuğa öğretmemiz gerekiyor. Çocuklar bunu öğrendiklerinde kendilerini korumayı da öğrenecekler.

Çocukların nerede ve ne zaman kötü insanlarla karşılaşabileceklerini öğrenmeleri gerekir. Sapık olarak nitelendirdiğimiz bu kişiler, genelde hangi tür yaklaşımlarla yaklaşıyorlar bunun örneklerini bol bol sunmak lazım. Bu örneklerle gidildiğinde çocuklar rahatlıkla kendilerini koruyabilirler.

Tüm bunlar hem kız hem de erkek çocuklar için geçerli. Çünkü maalesef kapalı toplumlarda erkek tacizleri de yaygın olan bir şey. Bu açıdan sadece cinsel istismarı kadınlara ve kız çocuklarına yönelik olarak düşünmemek gerekiyor.

 

Çocuklar, cinsel istismara bir yabancı tarafından uğrayabildiği gibi aile içerisindeki büyükleri tarafından da bu istismara uğrayabiliyor. Aile içerisinde cinsel istismara maruz kalan bir çocuk, nasıl bir davranış sergiler?

Cinsel istismar maalesef aile içerisinde de gizli kalabiliyor. Bu tarz olaylar, çocuk psikiyatristlerine gidildiğinde ortaya çıkıyor. Bu durumda hekimler doğrudan yasal yollara başvurabiliyor.

Cinsel istismara uğrayan çocukta uygunsuz beden şikayetler başlamışsa; karın ağrısı, kasık ağrısı gibi. Gayet iyi bir şekilde tuvalet eğitimi almış bir çocukta birden bire altına kaçırma, korku, gereksiz yere ağlamalar ve hırçınlıklar, ciddi anlamda ders başarısızlığı gözleniyorsa istismar işaretleri olabilir.

 

 

Peki, çocuğun cinsel istismara uğradığından şüphe ediliyorsa nasıl bir yol izlemek gerekiyor?

Bu durum anne-baba tarafından fark edildiğinde çocuk ve ergen psikiyatristlerine, daha erişkin olanlarda mutlaka erişkin psikiyatristlerine götürmek gerekir. Çünkü çocuk izah etmekte güçlük çekebilir. Bu tarz belirtiler konusunda da eğitimcilerin ailelere eğitim vermesi gerekiyor. İstismar işaretlerinin belirtilerinin nasıl anlaşılabileceği konusunda ailelere ilgi verilmeli. Aile içerisinde cinsel istismara uğrayan çocuklar konusunda öğretmenlerin de uyanık olması gerekiyor.

Konuya dair sizin eklemek istedikleriniz neler?

Pedofili, psikiyatrik bir problem olsa da, cezai müeyyidesi uygulanması gereken bir suç. Bu konuda çocuklarımızı istismarcılara karşı eğitimli ve donanımlı kılmak da bizim toplum olarak görevimiz.

Bu haber 848 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
“Kulübün mahremini DIŞARIYA VEREMEZSİNİZ!”
“Kulübün mahremini DIŞARIYA VEREMEZSİNİZ!”
 KEBAN GELİŞİYOR 
KEBAN GELİŞİYOR