UNUTULMA HAKKI


İnternet Sitelerinde, Basılı ve Yazılı Her Türlü Yayın Veya Yayımda Bulunan Kişisel Tüm Verilerinizin Silinmesi Talep Etmenizi Sağlayan “UNUTULMA HAKKI” VE KAPSAMI Hakkında Kısa Bir Hukuki Sohbet

 

            Bugünkü yazımda ‘UNUTULMA HAKKI’ kavramını, bu kavramın oluşumunu ve hukukumuzdaki yerini inceleyeceğim. Günümüzde özellikle Google, Yandex, Yahoo gibi arama motorları sayesinde kişilere ait verilere hatta kişilerin hatırlanmasını istemediği yıllar öncesine ait bilgilere, fotoğraflara, paylaşımlara ve sair içeriklere kolaylıkla ulaşılabilmektedir. Bu kişisel veriler sanal dünyanın tüm kullanıcılarının erişimine açık haldedir. Bu nedenle hukuki sohbetimde bireylerin onurunu, kişisel gelişimini ve hayatlarını idame ettirmesini etkileyen dijital ce analog medya ortamında; unutulma hakkının gelişimi, etkileri ve kullanılmasına ilişkin güncel prosedürler, ulusal ve uluslararası mevzuat ve içtihatlar ile birlikte inceleyeceğim.

Kişisel mahremiyet hakkının doğal bir uzantısı olarak unutulma hakkı; sanal ortamda hukuka uygun bir şekilde yayınlanan kişisel bilgilerin sonradan yarattığı rahatsızlık nedeniyle ve sahibinin talebi üzerine geri alınamayacak şekilde yok edilmesi olarak tanımlanabilir. Diğer bir ifadeyle unutulma hakkı; kişilerin kendileri ile ilgili yayınlara müdahale edebilmesine ilişkin tasarruf yetkisini ihtiva etmektedir.

 

1-UNUTULMA HAKKINA ULUSLARARASI VE ULUSAL HUKUKTA DAYANAK OLAN YASA MADDELERİ:

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin unutulma hakkına kaynak teşkil eden maddeleri;

“Madde 8 - Özel ve aile hayatına saygı hakkı:

1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.” Şeklindedir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın unutulma hakkına kaynak teşkil eden maddeleri;

 “A. Özel hayatın gizliliği

Madde 20 – Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. (Üçüncü cümle mülga: 3/10/2001-4709/5 md.)…

(Ek fıkra: 7/5/2010-5982/2 md.) Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.” şeklindedir.

Türk Medeni Kanunu’nun unutulma hakkında kaynak teşkil eden maddesi;

“II. Saldırıya karşı, 1. İlke

Madde 24- Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir.

Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.”

Görüldüğü üzere Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde, Anayasa’da, Türk Medeni Kanununda ve ek olarak Kişisel Verilerin Korunması Kanununda ve Adli Sicil Kanununda kaynak maddeleri bulunan unutulma hakkı, Türk hukukunda uzun yıllardan beri uygulanmakta olan ancak kamuoyu tarafından çok bilinmeyen bir müessesedir. Özellikle kişisel verilerin korunması kanunu kapsamında yapılan yenilikler neticesinde daha çok kolaylaşan kişisel verilerin silinmesini talep edebilme hakkı, kişilerin geçmişlerinde yaşadıkları olumsuzlukların unutulmasına imkân tanımaktadır. Nitekim uluslararası ve ulusal içtihatlarda unutulma hakkının “bireyin kişisel verileri üzerinde serbestçe tasarruf edebilmesini, geçmişin engeline takılmaksızın geleceğe yönelik plan yapabilmesini, kişisel verilerin kişi aleyhine kullanılmasının engellenmesini sağlamak” olduğu ifade edilmektedir.

 

2-UNUTULMA HAKKINA ULUSLARARASI VE ULUSAL HUKUKTA DAYANAK OLAN İÇTİHATLAR:

Avrupa Birliği Adalet Divanı ‘Google İspanya Kararı’

Unutulma hakkının temeli Avrupa Birliği’nin 95/46/EC sayılı Direktifi’ne dayansa da uluslararası bilinirliğe ve etkinliğe ulaşması, Avrupa Birliği Adalet Divanı (“ABAD”)’nın 2014 yılında verdiği “Google İspanya” kararı ile gerçekleşmiştir. ABAD’ın Google İspanya kararında özetle, borçları nedeniyle gayrimenkulleri haczedilen bir kişiye ait yirmi yıllık açık arttırma ilanlarının ilgili gazetenin web sitesine aktarılması üzerine, kişinin isminin Google’da aratıldığında ilk sırada bu ilanlara ilişkin bağlantı çıkmış olup kişi, İspanyol hukukunda tanınmış olan unutulma hakkını ileri sürerek arama sonuçlarından bağlantının kaldırılmasını talep etmiştir. Bu talep üzerine ise ABAD tarafından, doğru olan bir bilgi hukuka uygun olarak yayımlanmış olsa bile zamanın geçmesiyle bu bilginin yayılmasının hukuka aykırı hale gelebileceğine hükmedilmiştir. Belirtmek gerekir ki Google İspanya kararında unutulma hakkının istinasları olarak “ilgili verinin kamu hayatında oynadığı önemli rol” ve “halkın ilgili veriye yönelik yoğun ilgisi” şeklinde ortaya koyulmuş olup üstün bir kamu yaranın ortaya koyan özel sebepler bulunmuyor ise arama sonuçlarından kişisel verilerin çıkarılması gerektiğine hükmedilmiştir.

Türk hukukunda unutulma hakkı ise ilk olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nu17.06.2015 tarihli 2014/4-56E. 2015/1679 K. sayılı kararı ve akabinde Anayasa Mahkemesi’nin 03.03.2016 karar tarihli 2013/5653 Başvuru sayılı kararı ile tanınmıştır. Yüksek Mahkemeler güncellik ölçütünü esas almış olup bu özelliği yitirmiş bilgilerin unutulma hakkı kapsamında gündeme getirilmemesinin talep edilebileceğini kabul etmiştir. 

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 03.03.2016 tarihli 2013/5653 başvuru sayılı dosyasında almış olduğu kararda;

"...Unutulma hakkının İnternet gazete arşivlerindeki her türlü haber yönünden uygulanmasını beklemek mümkün değildir. Nitekim özellikle basın özgürlüğü temelinde gazete arşivinin araştırmacılar, hukukçular veya tarihçiler için önem taşıyan veriler olduğu açıktır. Bu durumda bir İnternet haberinin unutulma hakkı kapsamında İnternet'ten çıkarılabilmesi için;

- yayının içeriği,

- yayında kaldığı süre,

- güncelliğini yitirme,

- tarihsel bir veri olarak kabul edilememe,

- kamu yararına katkısı (toplumsal açıdan haberin değeri, haberin geleceğe ışık tutan niteliği)

- habere konu kişinin siyasetçi veya ünlü olup olmadığı,

- haber veya makalenin konusu, bu bağlamda haberin olgusal gerçekler ya da değer yargısı içerip içermediği, halkın ilgili veriye yönelik ilgisi gibi hususların her somut olay açısından incelenmesi gerekmektedir.

Yapılacak değerlendirme sonucunda unutulmayı etkin kılacak farklı yöntemler benimsenebilir. 5651 Sayılı Kanun'un 6518 Sayılı Kanun ile değiştirilen 9. maddesinde erişimin engellenmesinin kapsamının kişilik hakkının ihlalinin gerçekleştiği yayın, kısım, bölüm ile ilgili olarak (URL vb.) içeriğe erişimin engellenmesi yöntemiyle verileceği ve zorunlu olmadıkça İnternet sitesinde yapılan yayının tümüne yönelik erişimin engellenmesine karar verilemeyeceği belirtilmiştir.

Bu bağlamda unutulma hakkı çerçevesinde, ifade ve basın özgürlükleri ile şeref ve itibarın korunması hakkı arasındaki dengenin sağlanması açısından 5651 Sayılı Kanun kapsamında yukarıda belirtilen önlemler alınabilir (B.K.. § 51). Ancak alınacak tedbirlerin Anayasa'nın 13. maddesi gereğince ölçülülük kriteri esas alınarak yapılması gereklidir. Nitekim kişinin şeref ve itibarına yönelik müdahaleleri unutulma hakkı gereğince engellemek için arşivde arama yapmaya imkân tanıyan haber ile kişi arasında ilişki kuran kişisel verilerin silinmesi, haberin anonim hâle getirilmesi, haber içeriğinin bir kısmına erişimin engellenmesi gibi birçok yöntem benimsenebilir. Bu bağlamda yargının görevinin, İnternet ortamının sağladığı kolaylıkla zamanla kişilerin itibarına yönelik müdahale oluşturan haberleri tamamen ortadan kaldırarak geçmişte meydana gelmiş olayların yeniden yazılmasını sağlamak olmadığı dikkate alınmalıdır. İnternet haber arşivinin bir bütün olarak basın özgürlüğünün koruması altında olduğu unutulmamalıdır..." şeklindeki ifadelerle unutulma hakkının kullanılmasının esaslarına değinilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17/06/2015 tarihli ve E.2014/4-56, K.2015/1679 Sayılı kararının unutulma hakkıyla ilgili kısmı şöyledir :

"...Unutulma hakkına gelince; unutulma hakkı ve bununla ilişkili olan gerektiği ölçüde ve en kısa süreliğine kişisel verilerin depolanması veya tutulması konuları, aslında kişisel verilerin korunması hakkının çatısını oluşturmaktadır. Her iki hakkın temelinde bireyin kişisel verileri üzerinde serbestçe tasarruf edebilmesini, geçmişin engeline takılmaksızın geleceğe yönelik plan yapabilmesini, kişisel verilerin kişi aleyhine kullanılmasının engellenmesini sağlamak yatmaktadır. Unutulma hakkı ile geçmişinde kendi iradesi ile veya üçüncü kişinin neden olduğu bir olay nedeni ile kişinin geleceğinin olumsuz bir şekilde etkilenmesinin engellenmesi sağlanmaktadır. Bireyin geçmişinde yaşadığı olumsuz etkilerden kurtularak geleceğini şekillendirebilmesi bireyin yararına olduğu gibi toplumun kalitesinin gelişmişlik seviyesinin yükselmesine etkisi de tartışılmazdır…

…Unutulma hakkı; üstün bir kamu yararı olmadığı sürece, dijital hafızada yer alan geçmişte yaşanılan olumsuz olayların bir süre sonra unutulmasını, başkalarının bilmesini istemediği kişisel verilerin silinmesini ve yayılmasının önlemesini isteme hakkı olarak ifade edilebilir...

…Bu hak bir yandan kişiye “geçmişini kontrol etme”, “belirli hususların geçmişinden silinmesini ve hatırlanmamayı isteme hakkı” sağladığı gibi, diğer yandan muhataplarına kişi hakkındaki bir kısım bilgilerin üçüncü kişilerin kullanmamasını veya üçüncü kişilerin hatırlamamasına yönelik önlenmeleri alma yükümlülüğü yükler. Bu hakkın; bireylerin fotoğraf, internet günlüğü gibi kendileri hakkındaki içerikleri silmek için üçüncü şahısları zorlamayı içermesinin yanında geçmişteki cezalarına ilişkin bilgilerin veya haklarında olumsuz yorumlara neden olabilecek bilgi ve fotoğraflarının kaldırılmasını isteme hakkını tanıdığı kabul edilmektedir. Diğer taraftan bu hak, bireyin geçmişindeki belirli yönlerinin mümkün olmayacak biçimde hatırlanmaması için önlemler alınmasını gerektirmektedir…

… Davacı, geçmişte yaşadığı kötü bir olayın toplum hafızasından silinmesini istemektedir. Unutulma hakkı ile geçmişindeki yaşanan talihsiz bir olayın unutularak geleceğini serbestçe şekillendirmek, diğer bir deyişle hayatında, yeni bir sayfa açma olanağı istemektedir. Kaldı ki, davacı da yargılama sırasında verdiği dilekçelerinde bu istem üzerinde ısrarla durmuştur. Davacı unutulma hakkı ile özel hayatına ilişkin kişisel verilerinin üçüncü kişiler tarafından bilinmemesini, aradan geçen süre nedeniyle toplum hafızasından silinmesini istemektedir…

…Bu bağlamda değerlendirildiğinde; 4 yıl önce gerçekleşen bir olayın mağduru olan kişinin adının açık bir şekilde yazılarak kitapta yer alması halinde unutulma hakkının bunun sonucunda da davacının özel hayatının gizliliğinin ihlal edildiği kabul edilmelidir. Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın “Google Kararı”nda açıkladığı gibi ilgili verinin kamu hayatında oynadığı önemli rol ve halkın ilgili veriye yönelik yoğun ilgisi şeklinde, üstün bir kamu yararını ortaya koyan özel sebepler bulunmadığına göre bilimsel esere alınan kararda kişisel veriler açık bir şekilde yer almamalıdır…

…Görüşmeler sırasında azınlıkta kalan üyeler mahkeme kararlarında yer alan isimlerin rumuzlanmasına gerek olmadığını, yargılamanın istisnalar haricinde açık bir şekilde yapıldığını hükmün alenen tefhim edildiğini, bu nedenle özel hayatın gizliliğinin ihlal edilmediğini savunmuşlar ise bu görüş “sorunun mahkeme kararlarında isimlerin rumuzlanmadan yer alması değil, kararların kitaba alınması sırasında rumuzlanması gerekip gerekmediği sorunu olduğu” gerekçesi ile kurul çoğunluğu tarafından kabul edilmemiştir...O halde davacının isminin rumuzlanmadan kitapta yer almasının unutulma hakkını ve bunun neticesinde özel hayatın gizliliğini ihlal ettiği dikkate alındığında davacı lehine manevi tazminat koşullarının gerçekleştiğinin kabulü zorunludur.”

Karardan anlaşılacağı üzere Yargıtay, rızası olmadan bir kişinin isminin açık şekilde bilimsel kitapta dahi yer alamayacağına hükmetmiştir ve unutulma hakkının yanı sıra davacının manevi tazminat talebini de kabul etmiştir. Hatta bu kararı da Yargıtay’da görev yapan iki üyesinin, uzun uğraş ve emekle 6 cilt olarak hazırladığı kitabına karşı almıştır. İki hakim, AB Temel Haklar Bildirgesi’nin, “Sanat ve bilimsel araştırma kısıtlamaya tabi olmamalıdır, akademik özgürlüğe saygı gösterilmelidir” maddesini baz alarak kitaplarının bilimsel yayın olduğunu vurgulamış ve itirazlarını beyan etmişse de Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın “Google Kararı’na” gönderme yaparak davacının adının kitaptan kaldırılmasına karar vermiştir. Bu karar unutulma hakkının kullanılmasına emsal teşkil edecek niteliktedir.

 

3-KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULUNUN UNUTULMA HAKKI KAPSAMINDAKİ KARARI

Yukarıda yer alan uluslararası ve ulusal kaynaklardan anlaşıldığı üzere, Unutulma Hakkı ile bir kimsenin geçmişinde kendi iradesi ile veya üçüncü kişinin neden olduğu bir olay nedeni ile geleceğinin olumsuz bir şekilde etkilenmesinin engellenmesi amaçlanmaktadır. Bu kapsamda, unutulma hakkı içtihadımızda; “üstün bir kamu yararı olmadığı sürece”, dijital hafızada yer alan ve geçmişte yaşanılan olumsuz olayların bir süre sonra unutulmasını, başkalarının bilmesini istemediği kişisel verilerin silinmesini ve yayılmasının önlemesini talep etme hakkı olarak tarif edilmektedir. Bahse konu tarif doğrultusunda; şahıslar, kendilerine ait her türlü bilgi, resim, video, ses kaydı, haber ve sair unsurları sosyal medya platformlarından, arama motorlarından ve diğer internet sitelerinden kaldırılmasını talep etme hakkına sahiptir. Bu konuda Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 23.06.2020 tarihli ve 2020/481 sayılı kararı oldukça önemlidir.

Karara göre; arama motoru, sosyal medya platformu, haber sitesi ve benzeri sanal ortamlarda yer alan kişisel bilgilerinin kaldırılmasını talep eden kişiler öncelikle bu internet sitelerine başvuruda bulunacaktır. Başvurularının yanıtsız kalması yahut olumsuz dönüş almaları halinde ise Kişisel Verileri Koruma Kuruluna başvurarak bahse konu içeriklerin indeksten çıkarılmasını talep edebilecektir. Bu bağlamda unutulma hakkı kapsamında kişisel bilgilerinin internet ortamından kaldırılmasını talep eden kişilerin çok daha hızlı sonuç alması sağlanacaktır.

Unutulma hakkı bakımından önem arz eden diğer bir gelişme ise “7253 Sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”un yürürlüğe konması olmuştur. Kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte Türkiye’den günlük erişimi bir milyondan fazla olan yurt dışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcılarının Türkiye’de bir temsilci tayin etmesi mecburi kılınmıştır. Bununla birlikte anılan sitelere; unutulma hakkı kapsamında yahut farklı gerekçelere dayanarak kişisel verilerinin kaldırılmasını talep eden kişilere kırk sekiz saat içerisinde yanıt verme mecburiyeti getirilmiştir. Son düzenlemeler ile birlikte Avrupa Birliği hukukunda yerleşik hale gelmiş olan unutulma hakkı; Türk hukukunda da tam anlamıyla benimsenerek uygulanmaya başlanmıştır.

Yukarıda açıklamaya çalıştığımız hususlar doğrultusunda işleyecek süreçte herhangi bir hak kaybına uğramamak adına uzman bir avukat aracılığıyla işlemlerinizi yürütmenizi önemle tavsiye ederim. Bu konu hakkında daha detaylı bilgi için 05538262323 numaralı telefondan ulaşabilirsiniz.