KARAR VERİLDİ


Karar verildi hastanın fişi çekildi, can bizim, can acısı bizim. Yük ağır dedik, el atın dedik, birlikten güç doğar kurtaralım dedik, yaşatalım istedik. Ankaragücü’nün solunum desteğini sağlayan, Giresun'a altın tepsiyle ikram sunan büyüklerimiz, üç beş milyonu Elazığ'a ve Elazığspor’a çok mu görüyorlardı acaba yoksa bizi temsil edenler istemesini mi bilmiyorlardı? Bunun cevabını açık ve seçik olarak bizi temsil edenler geçtiğimiz hafta deklare ettiler sanırım. Elazığ sus pus, Elazığlı şaşkın. Yazılan senaryoda son sahne geçen hafta oynanmış fakat finali olmamıştı henüz. Son sahnede şöyle diyordu vekaletin temsilcisi, sahibiniz Allah diyordu daha ne istiyorsunuz, açık ve seçik yol gösterip gidin Allah'tan isteyin diyordu. Tabi ki sahibimiz Allah, tabi ki ondan isteyip ondan dileyeceğiz, ona koşacağız. Fakat bu oyunda görevi suistimal var, aldığı vekaletin ne olduğunu bilememek, çözememek, art niyet var. Allah'ın verdiği aklı başka işlere yormak var, kaçmak var. Tövbe haşa, biz aslımızı inkar etmedik, nereden geldiğimizi, kime nereye gideceğimizi senden daha biliyor ve görüyoruz çok şükür. Kanımız belli, soyumuz belli. Merkez nüfus olarak bizim dörtte bir insan potansiyelimize sahip bir şehir için ikramda kusur edilmiyorsa, tarihinin en büyük yarasını almış, sıkıntısı bitmeden sinir sistemi tavan yapmış bir şehre yapılanları görmemekte sizdeki sıkıntının tavan yaptığını gösteriyor bize. Hastayı şimdilik uyuttuk, her an bir babayiğidin çıkıp günahlarını ben üzerime alıyorum, suçlu benim demesini bekliyoruz. Belediyecilikte, şehrin yükünü eşit olarak paylaşma, şehrin her noktasına hizmeti ve desteği eşit olarak sunma gayreti olduğu için belediyenin bu konuda üzerine düşeni fazlasıyla yaptığına ve yapacağına eminim. Sporun içerisinden gelen, Elazığspor’u en az bizim kadar seven, daha önce deplasmanlara bile beraber gidip geldiğimiz bir belediye başkanının bunun aksini düşünmesi imkânsızın açık ara önde gitmesi gibi bir şey olur. Elazığspor’ un üst liglere çıkmasının acil ve elzem olduğunu her daim yazıyorum. Bu takımın bir an evvel kalıcı gelirlere sahip olması için nelerin yapılması gerektiğini zaman, zaman parantez açarak yazıyorum. Başka illere yapılanları görüp üç beş milyon bir destekle kalıcı gelirlere sayfa açmak çok zor olmasa diyorum. Çünkü her geçen gün kan kaybediyoruz, yoruluyoruz, tükeniyoruz. Transfer tahtasının açılmasının devlet desteğiyle sağlanması durumunda belki hastanın kurtulmasında bir ışık bir mucize yakalarız derken, kaybedecek neyimiz kaldı ki sözüne de vurgu yapmak istiyorum. Tarihinin en büyük sıkıntısını yaşayan Elazığ için, Allah bir daha yaşatmasın diyerek dualar etsek ’de , “her musibette bir hayır vardır” gibi bir düşünce şehrin her alanda kurtuluşu adına yaşam reçetesi oldu sanki bize. Her şey bir proje, basit bir iş imkânı, ihalelerden bir parça kadar yakınken sahipsizlik devreye girdi, Elazığspor uyutuldu ve unutuldu.

Vebali ağır dedik olmadı, yaşatalım dedik olmadı, bize kalan son söz, Allah rahmet eylesin. Oldu.