BU SONUCUN SEBEBİ SİZSİNİZ!


            Seçimler bitti. Kazanan bütün belediye başkanlarını tebrik ederim. Kaybeden adayları da demokratik duruşlarından ötürü tebrik ederim. Sonuçta Allah birilerine makamları nasip ediyor…

            Ak Parti önemli büyük şehir belediyelerini kaybetti. Elazığ’da da Ak Parti oyları çok büyük düşüş yaşadı. Zannedersem bu seçimde 81 il içinde Ak Parti’nin oylarının en fazla düştüğü il Elazığ oldu.  

            Seçim sonuçları hakkında daha çok konuşuruz. Bugün yerelle ilgili genel bir değerlendirme yapmak istiyorum.

            Kimse yazımı itibarsızlaştırmasın diye ayrım yapmayacağım. Günah keçisi olmaya razıyım. Elazığ’da Ak Parti’nin oylarının düşmesinde ulusal gündemin, ekonominin, Ak Parti genel merkezinin Elazığ’a bakışının… Ve daha birçok sebebin etkisi muhakkak ki vardır. Bu yazının konusu yerel aktörler olacaktır…

            Evet, Ak Parti Elazığ’da neden böylesi önemli bir düşüş yaşadı?

            Bunun en önemli sebebi Sevgili Ak Partililer sizsiniz! Nasıl mı?

            Bir kere en önemlisi, hiçbiriniz de birbirinizi sevmiyorsunuz! Lütfen bana hikâye anlatmayın, lütfen bana Recep Tayyip Erdoğan sevdasından ve davasından bahsetmeyin…

            Birbirinizin kuyusunu kazarken Elazığlı gözünde Ak Partililerin imajının düştüğü seviyeyi görmezden gelip, karşınızdaki ne kadar zor durumda kalırsa o kadar iyi diyorsunuz.

            Bir televizyonumuz var, Ak Partili olduğunu iddia eden. Sahibi daha önce defalarca Ak Parti’den aday adayı oldu. Ak Parti’de önemli sayılacak bir görev yapan arkadaşıma sormuştum, bu kanal sizi hangi seçimde gerçekten destekledi diye. Referandumda desteklediler, çünkü orada aday yoktu dedi!

            Sayın Şuay Alpay bu şehirde milletvekilliği yaptı. Adamı yerle bir ettiler, sansür uyguladılar... Siz Şuay Beyin bir güne bir gün Ak Partililer hakkında dedikodu yaptığını gördünüz mü? Ama nasıl olsa Şuay Bey yıpranıyor, bir kişi eksilir diye ağzınızı açmadınız. Değdi mi?

            Sayın Serpil Bulut bir günah işledi ve milletvekili oldu! Kadını bir gün kanallarına çıkarmadılar, burnundan getirdiler. Sesinizi çıkardınız mı?

            Yıllarca Sayın Sermin Balık’a sansür uygulandı. Kadına etmedikleri kalmadı. Ne yaptınız?

            Sayın Süleyman Selmanoğlu döneminde Çaydaçıra kavşağına alt geçit yapılırken adamı resmen linç ettiler. Belediye binasının yerine yapılan iş merkezinde simitçiye mikrofon uzatıp fore kazığı sordular! Umurunuza gelmedi.

            Oturdukları her ortamda sanki Sayın Mücahit Yanılmaz imar revizyonunda yolsuzluk yapıyormuş gibi anlattılar. Fabrikalarının rakibi ile ilgili taşınma bedelinin ödenmesi ihtimali gündeme geldiğinde rakipleri teknoloji yenileyebilir diye Yanılmaz’ı kanallarında linç ettiler, sustunuz.

            Ak Partiliyim diyorlar ama 24 Haziranda bir dünya muhalife kanallarında Cumhurbaşkanına hırsız, diktatör dedirttiler. Delil bırakmamak için hiçbir programı Youtube’a bile koymadılar.

            Beyler, bayanlar,

            Bütün bunlar yapılırken kaybeden ne Şuay Alpay oldu, ne Serpil Bulut oldu, ne Sermin Balık oldu, ne Mücahit Yanılmaz oldu, ne de Süleyman Selmanoğlu oldu…

            Kaybeden Ak Parti oldu, görmediniz. Liderin hatırına oylarınızı korurken bir gün karşılaşacağınız bugünkü acı reçeteyi öngöremediniz…

            Sonra MHP’de siyaseti denediler, olmadı. Tekrardan gidip karşılarında sadakatinizi arz ettiniz.   

            Seçim bitti. Daha Sayın Şahin Şerifoğulları mazbatasını bile almadan televizyona çıkıp “Belediyeyi Şahin Şerifoğulları mı yönetecek yoksa başkaları mı?” diye ilk günden algı yaratıp adamı yıpratma startını verdiler.

            Yine susacaksınız…

            Allah aşkına, Sayın Şahin Şerifoğulları da birileri tarafından eğer haksız bir şekilde yıpratılacak olursa deyin ki aga susmayacağız!

            Bakın işte, tam da bu noktada nabzınız artmaya başladı! Rahat bir nefes alın da, yazıyı okumaya öyle devam edin!

            Hepinizin medyada mozu var ve hepinizin medyada adamı, kanalı, gazetesi var. (İstisnalar hakkını helal etsin) Hesaplarınızı bu mecralardan körün gözüne parmak sokar gibi öyle pervasızca yaptınız ki, yapıyorsunuz ki, hiçbir ders çıkartmadan yapmaya devam edeceksiniz ki!…

            Elazığspor üzerinden fırtına koptu. Sayın Metin Bulut’a sosyal medyadan ağıza alınmayacak hakaretler edilirken hepiniz sustunuz. Elazığspor Başkanı ve ikinci başkanı… Aynı zamanda belediye başkan yardımcıları partinizden ihraç edilirken avuçlarınızı ovdunuz. Metin Bulut’un ve de Mücahit Yanılmaz’ın köşeye sıkışması hepinizin işine geldi. Bir Allah’ın kulu da araya girip iş büyümesin diye uğraşmadı.

            Bunların haricinde… Transfer tahtası açılırken, ilin valisi dahil herkes kahraman olurken taraftarı size düşman ettiler. Kulübün elektrikleri kesildiğinde küfürü siz yediniz, açıldığında Vali kahraman oldu. Kılınızı kıpırdatmadınız.

            Saadet Partisi İl Başkanına iddia ettiğiniz belediyenin yolsuzluk dosyalarını götürdünüz. Adam tokat gibi cevap verdi. Kendi partilimizin adını hırsıza çıkartmak demek hepimizi hırsız yapmaz mı, demediniz.

            Birçok olayda ilin valisinin muhataplarına “Siyasiler izin vermiyor” diyerek çözümsüzlük makamı olarak sizleri gösterdiğini bildiğiniz halde sus pus oturup gıkınızı çıkartmadınız. Millet ha bire sizi taşlarken sosyal medyadan ili idare edip kahraman olan valiye “Bizi ne diye eziyorsun, milletin önüne atıyorsun?”, demediniz.

            Kusura bakmayın ama sürekli olarak boş konuşuyorsunuz. “Ak Parti Elazığ’a ne yapmış?” algısını kıracak değerli bir tek cümle kuramıyorsunuz.

            Belediye başkan adaylarını belirlerken tek kriteriniz “benim adamım olsun” oluyor. Mesela Keban’da alayınıza meydan okuyup seçimi bağımsız kazanan Sayın Fetiye Atlı’nın hesabını hanginiz verecek?

            Belediye meclis üyelerini belirlemeye çalışıyorsunuz, sonuç fiyaskoyla sonuçlanıyor. Kurumlara müdür atıyorsunuz, adamların tek özelliği filanın yakının olması oluyor. Liyakat değil, birisinin adamı olmak kariyer yapmada tek ölçütse, Allah hepsini size hayırlı etsin.

            Ak Partili birisi hakkında iki satır olumlu bir şey yazdığımızda hiçbir MHP’liden, CHP’liden vs ses çıkmıyor. Adamlar saygı gösteriyor. Aga yazdıklarımız ilk size batıyor! Vay efendim ne diye filanı övdü? Filanın adamı, falanın tetikçisi… Sizin yüzünüzden hiçbir Ak Partili hakkında olumlu iki kelam edemez olduk.

            Aralarında istisnalar olmakla birlikte… Her kim bir şeye aday adayı oluyorsa, aday gösterilmediğinde yedi sülalesiyle birlikte Ak Parti’nin aleyhine çalışıyor. Makamsız sözde dava adamları, Allah’ınız, namusunuz ve vicdanınız üzerine yemin eder misiniz ki böyle bir şey yok diye!

            Yıllardır bir avucun haricinde gençlik kollarınızda görev alan yok. Yeni nesil size oy vermiyor. Gençlik kollarınızın bu konuda ne gibi çalışması olmuş? Sadece mevcut gençler için değil, eski dönemler de dahil olmak üzere hepsi için diyorum.

            Kadın kollarının durumu… Neyse, gerek yok.

            Sonuç olarak…

            Siz birbirinizi sevmeyip sürekli birbirinizin kuyusunu kazdığınız için halk da size itibar etmiyor artık. Erken seçim olmazsa, bir dahaki seçime dört buçuk yıl var. Böyle davranmaya devam ederseniz, yerle bir olursunuz. Benden uyarması.

            Küçük bir ilçede, Maden’de… Adam bağımsız girip il genel meclisi üyesi oluyor. Bir kadın parasız, pulsuz bağımsız olarak seçime girip fark atıyor…

            Elinizi vicdanınıza koyun lütfen. Bir dahaki seçimde bağımsız aday olmayı deneyin. Eğer Maden’deki adamın yarısı kadar, bütün Elazığ’da oy alırsanız gelip size mürit olarak kaydımı yaptıracağım!

            Tabii ki suçun büyüğü sizde değil. Eğer biz Elazığ halkı olarak Ak Parti adaylarının neden aday olduğunu, aday gösterilmeyenlerin hangi eksikliklerinden ötürü tekrar aday gösterilmediğini bilmiyorsak… Sizleri bize layık görenlerdedir en büyük suç!

            Neyse…

            Sokrates’e sormuşlar, kadınların ellerini neden öpmek zorundayız diye. Bir yerden başlamak lazım demiş!

            Her biri dostumuz olan, sosyal hayatta kıymetli arkadaşlıklarımızın olduğu siz değerli Ak Partililere doğruları göstermek adına bir yerlerden başlamamız lazımdı!

            Yazıda haklı olduğum noktalar varsa, özeleştirinizi yaparsınız. Yok eğer benimle aynı fikirde değilseniz, yazıyı atın çöpe gitsin!

            Moral bozmaya değmez/değmem!…