CENNETE NASIL GİDİLECEĞİNİ ÖĞRENDİM!


            Geçtiğimiz günlerde haber bültenlerine trajikomik bir haber düştü. Haberi okumayanlar için kısaca özetleyeyim…

            Fetullah Gülen denen sahtekâr arkadaşın “Cennet Listesine” aldığı 96 kişiden 55’i gözaltına alınmış! Bu 96 kişi mizandan kırmızı pasaportla geçecekmiş!

            Şirk ayinlerinde yetişip beynini sümüklü bir alçağa kiraya verip mankurtluk meselesini ele ayağa düşüren bu 96 geri zekâlı şakirt güya mahşer günü mahkeme kurulduğunda kırmızı pasaportlarını gösterip direkt cennete gideceklermiş!

            On sene kadar önce Kayseri’de bir köyde cennetten tapu satan komedyen dolandırıcılardan sonra okuduğum en komik haber bu oldu! Keşke bu Fetullah ihanet yerine komedyenlik işine soyunsaydı! Cem Yılmaz’ın ve dahi diğer bütün komedyenlerin esemesi bile okunmazdı…

*****

            Hayal dünyamın sınır tanımadığını biliyorsunuz. Bu haberi okuyunca ister istemez öbür dünyada nasıl bir diyaloğun yaşanacağını düşünmeye başladım.

            Her ihtimale karşı “sümme haşa, tövbe estağfurullah” diyerek olası bir diyaloğu yazmaya çalışalım…

            Düşünün, zebaniler cehennemin kapısında tek tek kayıt alıyor. Her çeşit insan var tabii…

            -Ağa senin suçun neydi?

            -Abe valla ben tefecilik şe edidim! (Nereli acaba?)

            -Tamam. Arkadaşı filan kata alın, ufak ufak yakmaya başlayın! Sıradaki. Senin suçun neydi?

            -Ya ben biraz alemciydim. Pek övünmeyi sevmem ama ayıptır söylemesi karı kız ayağım da vardı.

            -İyi, bu arkadaşı da filanların yanına koyun. Arkadaşı övünene kadar yakın! Evet, bekleme yapmayın, sıradaki gelsin. Sen söyle bakalım, suçun?

            -Ben suçsuzum!

            -Lan yürü git! Mahkeme değil burası. Suçunu söyle.

            -Vallahi ben yanmayan kefen satıyordum bir de deve sidiği millete içiriyordum!

            -Peki sen deve sidiği hiç içtin mi?

            -Yooo!

            -Bunu alın, önce deve sidiği içirin sonra yakın! Tövbe tövbe! Sıradaki, uğraştırma bizi. Suçunu söyle.

            -Ben kırmızı pasaport kullandım!

            -Allah Allah! Bir yanlışlık olmasın. Böyle bir günah yok. Hele bir mahkemeyi arayın. Gerekçeli karar gelsin. Adamı boşun yakmayalım…

            Sonra kayıtlar gelir muhtemelen. Mesele ortaya çıkar.

            -Demek suçun kırmızı pasaport kullanmak he! Allah aşkına bi şey soracam, samimi cevap verirsen seni rahat bir yere aldıracam. Ne bileyim, mutfağa falan yollarım! Ulan bu kadar adam bu sümüklü adama nasıl inandınız!

            -Hoca efendi hazretleri Mehdi olduğu için bizi kurtaracak!

            -Mehdi he! Şu an en babayiğit zebaniler bizatihi onunla ilgileniyor!

-Valla mı!?

-Alın bunu, hem yakın hem de!...

*****

            Tamam, kabul ediyorum. Tabii ki de böyle bir mizansen yaşanmayacak. Ama insan hiç mi İslam’ın zerresinden nasibini almaz, hiç mi düşünmez?

            Hani ölülerimizin arkasından deriz ya, “Allah yattığı yerden mahcup etmesin.” diye. Tamam, kimse günah işlemesin ama o kadar zevkli olan veya insanı servet sahibi yapıp getirisi olan bir dünya günah varken salaklıktan yanmak da çok acı olmalı! Diğer mahkûmlara mahcup olacaklar!

            Fetullah’ın “haz almadan cinsel ilişkiye girebilirsiniz” fetvasından sonra uzun zamandır hiç bu kadar yaratıcı bir saçmalığını duymamıştım!

            Adam ne dese inanmışlar! Hakikaten hazin bir dram…

            Neyse, eylendik işte, fena mı oldu?