SEÇİME Mİ GİDİYORUZ SAVAŞA MI?


   24 Haziran seçimleri yaklaştıkça toplumdaki kutuplaşma ve kamplaşma da giderek artıyor. Seçimleri zenginlik ve çoğulculuk olarak göremiyoruz bir türlü. Herkesin oy verdiği parti başka olabilir ama herkes bu ülkede aynı havayı teneffüs ediyor. Herkes bu ülkede yaşıyor bu herkes ülkenin sahibidir.

   Kimse bir partiye oy veriyor diye hain ilan edilmemelidir. Hiç kimse ötekileştirilmemelidir. Şiddete bulaşmadığı sürece herkes görüşlerini özgürce söyleyebilmelidir. Millet kimi beğenirse kimi kendine yakın görürse tercihini ona göre yapacaktır.

   Geçtiğimiz günlerde Ankara-Konya yolunda Saadet Partisi’nin bayrak asma çalışması yapan görevlilerine bir saldırı gerçekleştirildi. Öncelikle bu alçak saldırıyı lanetliyorum. Güvenlik güçlerinin sorumluları bulup bir an önce adalet karşısına çıkarması gerekir. Sebebi belli olmayan tartışma sonucunda aralarında Saadet Partisi Ankara milletvekili adayının da bulunduğu 7 kişi yaralandı. Tartışmanın bayrak asma nedeniyle başladığı ve tartışmanın saldırıya dönüştüğü belirtiliyor.

   Yine İzmir’de Muharrem İnce’nin programını takip eden TRT aracında CHP’liler tarafından bir saldırı gerçekleştiriliyor. Araca tekme tokat ve bayraklarla saldırıyorlar. Bu neyin öfkesi? Neyse ki yine araya giren diğer sağduyulu CHP’liler tarafından olay çok büyümeden kapatılıyor.

   Siyasi liderler verdikleri mesajlarıyla ve ortaya koydukları tavırlarıyla seçmenlerin yönlendirilmesinde etkin rol oynarlar. Bu bağlamda ayrıştırıcı bir dil yerine birleştirici bir dil kullanmak her siyasinin birinci görevidir. Zaten kutuplaştırmadan ve ayrışmadan nemalanan hiçbir siyasetçi milletin teveccühüne layık olamamıştır. Bunu yıllardır görüyoruz. Ve de iktidar hayali olan ve gerçekten bu ülkeye hizmet etmek isteyen bir siyasetçi zaten milleti birleştirmeye ve milletin gönlüne girmeye çalışır. Yakmaktan yıkmaktan bahsetmez. İnşa etmekten ve yeni projelerden bahseder.

   Sonuçta savaşa girmiyoruz. Altı üstü bir seçim. Her gün birlikte vakit geçirdiğimiz, iş yerinde, mahallemizdeki arkadaşlarımız ve komşularımız farklı siyasi tercihlerde bulunabilirler. Bu bizi düşman yapmaz. Herkes kendi aklını kullanıyor. Herkes kendine göre doğruyu-yanlışı ayırt edebiliyor. Teknoloji gelişti, bilişim çağında yaşıyoruz. Herkes her dakika her şeyden haberdar olabiliyor. Bırakalım herkes istediği şekilde oy kullansın. Tartışmalarımızı seviyeli yapalım. Birbirimize saygıyı asla yitirmeyelim. Varsa uyarma sorumluluğumuz onu da lisan-ı münasip bir şekilde yapalım. Kimseyi yargılamadan, kimseyi ötelemeden yapalım. Sonuçta kararı verecek olan kişinin kendisidir. Kimsenin bir diğerinin iradesine ipotek koymaya hakkı yoktur.

En doğru kararı milletimiz verecektir inşallah…