BAŞLIK BULAMADIK


BAŞLIK BULAMADIK

Kraldan daha çok kralcı olmayı geçtik, resmi açıklamanın da ötesinde bir yaranmacılık ve faydacılık birilerinin genlerine işlemiş anlaşılan. Tabi bu özellik prim yapınca, geçmişten günümüzü tüm sülale ihya olunca devam ettirilmesi de normal ve hatta vacip görülmüş anlaşılan.

Hazret, kentin ortak sesi ve vicdanı olmak gibi bir misyonu elinin tersiyle itip, tebrik ve teşekkür faslından kurtulamadı bir türlü. Zaman zaman zevahiri kurtarma adına mahalle çay ocaklarında konuşulan şikâyet ve talepleri maddeleştirip kendini göstermek ve meşru kılmak adına çıkış denemeleri yapsa da komik olmaktan öteye geçemedi.

Şimdi de tutmuş ağaç katliamını savunmuş. Tabi bu savunma psikolojisinin altında bir kamu kurumundan taraf olmak yerine kim bilir hangi proje ve düşünce vardır yakında duyulur.

Kurum diyor ki, ağaç kestik. Hazret diyor kesildi ama zaten kurumuştu. Kurum diyor, halı saha projemiz vardı ama vazgeçtik. Hazret diyor öyle bir proje yoktu. İlin Valisi diyor, ortada orman göremiyoruz, hazret diyor Türkiye ortalamasının üstünde bir seviyede  ormanımız var. Vatandaş diyor, o güzelim ağaçların kesilmesine çok üzüldük. Hazret diyor bu spekülasyonlar sebebiyle bölge müdürü ve hassaten bizler çok üzüldük. Basın diyor, ağaç kesildi ve görüntüler ortada,  hazret diyor yok öyle bir şey. Halk diyor ki kesilen ağaç ve halı saha için hazırlanıp düzletilen alan çok net görülüyor resimlerde,  hazret diyor ki yetkili müdürle görüşmeden fikir beyan etmeyin…

Valla bunun adını ve bu yazının başlığını biz koyamadık. Kraldan fazla kralcı olmak deyimi çok hafif kalır bu tavır karşısında. Kent, hazreti çoktan azletmiş ama o benim işim hala bitmedi, daha alacak çok şeyim var diyor.

Kendi işinde ve görevinde sıfırı tükenenlerin geldikleri nokta bu olsa gerek. Peki, yapılan yanlış ama bu yanlışların karşılığı ne? Tabi ki kazanım, tabi ki sülale, tabi ki iş, aş… Aslında asıl problem hazret değil, böylesi küçük dallara tutunup gemisini yürütmeye çalışan yöneticiler ve beyinler…